<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509</id><updated>2012-01-12T12:36:26.179-08:00</updated><category term='hayatın içinden'/><title type='text'>hayata-evet</title><subtitle type='html'>Sizlerle birlikte,hayata evet diyebilmek ümidiyle....</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://hayataevet.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>129</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-898727496191273907</id><published>2012-01-07T11:02:00.000-08:00</published><updated>2012-01-07T11:06:30.568-08:00</updated><title type='text'>TÜRKÇE ROMAN ABD'DE BESTSELLER OLDU</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ZOK4tFYOFOo/TwiXdN_yhVI/AAAAAAAAAlU/anP6A6OZ9U4/s1600/ikincip.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 211px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ZOK4tFYOFOo/TwiXdN_yhVI/AAAAAAAAAlU/anP6A6OZ9U4/s400/ikincip.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5694968257039205714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Maryland Üniversitesi'nde 35 yıldır mühendislik alanında öğretim üyeliği yapan Türk profesör Yavuz Oruç'un, 9 Aralık'ta ABD'de Türkçe basılan romanı "İkinci Peron", satış listelerinde üst sıralara yerleşti.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Okuyucuyu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş yıllarında yolculuğa çıkaran romanın ilginç karakterleri ve otantik aşk hikayeleri, döneme farklı pencerelerden baktırıyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Yazarın, annesinin günlüklerinden, mektuplarından ve takvim yapraklarına tutulmuş notlarından yola çıkarak yazdığı roman, gerçek ve kurguya dayanan olaylar örgüsüyle dikkati çekiyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Bilkent Üniversitesi'nde de dersler veren Prof. Dr. Yavuz Oruç, yaptığı açıklamada, "İkinci Peron" romanının aralıkta ABD'de Türkçe basıldığını belirtti.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;ABD'ye doktora için gittiğinden bu yana 35 yıl geçtiğini, bu sırada ülkede elektrik mühendisliği alanında birçok proje hazırlayıp, birçok bilimsel makaleye imza attığını belirten Oruç, "İkinci Peron"un ilk romanı olduğunu söyledi.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Oruç, "Kitabımın, ABD'de basılan ilk Türkçe romanlar arasında bulunduğunu söyleyebilirim" dedi.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Romanının, 17 yaşındaki kahramanı Tomris'in, Ekim 1942'de, Ankara'da 2,5 yıldır eğitim aldığı İsmet Paşa Kız Enstitüsünden ayrılıp memleketi Amasya'ya gitmek üzere trene binmesiyle başladığını dile getiren Oruç, bu yolculuk sırasında hem gerçeğe hem de kurguya dayalı olayları geriye dönüşlerle anlattığını söyledi.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Yavuz Oruç, romanının kurgusunu şu sözlerle özetledi:&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;"Tomris'i dayısı okuldan alıyor. Trenle Amasya'ya giderken yan kompartımanda iki kişiyle karşılaşıyor, bu kişiler, ileride tanıyacağı bir çocuğun annesi ve babası. Tren giderken, zaman eğrisinde hayal kuruyor ve tüm geçmişini düşünüyor. 1900'lü yıllara kadar gidiyor, anneannesini, dedesini, annesini, babasını onların nasıl evlendiğini hatırlıyor. Tomris, trenin hareketiyle, geride bıraktığı zamanı ve bir yandan da geleceğini düşünüyor."&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Romanında Osmanlı-Rus Savaşı'ndan 2. Dünya Savaşı'nın bitişine kadar geçen zamanda gerçek ve kurgusal öyküleri, romanın kahramanı Tomris'in çevresindeki ilişkiler üzerinden anlattığını bildiren Oruç, romanındaki ilginç karakterler ve otantik aşk hikayelerinin, döneme farklı pencerelerden bakılmasını sağladığını da kaydetti.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;"Karakterler benim çok yakınımda"&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Romanı yazmaya nasıl karar verdiğini de anlatan Yavuz Oruç, romanın kahramanlarından Tomris'in annesi olduğunu ifade etti.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Annesinin elindeki mektuplarla bir gün kendisine gelerek "bunları yazar mısın?" dediğini aktaran Oruç, romanın "Başlarken" bölümünde şu ifadeleri kullandı:&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;"2010 yılının sıcak bir haziran gecesiydi. Yeşilırmak Nehri'nin kenarında bir apartmanın dördüncü katında, elinde bir fotoğraf albümüyle gözlerimin içine bakarak 'Yazar mısın bunları?' diye sorduğunda, 'Elbette' demiştim. 'Elbette yazarım'. Sonra torba torba Şaziment'in, diğer arkadaşlarının, ablalarının, hocalarının mektuplarını önüme yığdığında ve teker teker okuduğumda her bir mektubu, bildim ki yazmalıyım.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Anlatmalıyım, kalemimi tutup yazabildiğim kadarıyla, çocukluk hayallerinin nasıl yıkılıp yok olduğunu, gençlik umutlarının nasıl yeşermeden solup sarardığını. Sadece seni değil, diğer kahramanların senin öykünle kesişen öykülerini de anlatmalıyım ki bilinsin her şey acısıyla, tatlısıyla...&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;1942 Ekim'inde bindiğin Amasya trenine seninle binmeyi ne çok isterdim bir bilsen. Binemedim elbette. 1953 yılı daha doğmamıştı benim gibi, ama bana verdiğin o mektuplar yok mu? Beşik gibi salladı beni Amasya'yla Ankara arasında. Gel istersen tekrar çıkalım yola, dolaşalım birlikte o eski mekanları zaman eğrisinde 1900'lü yılların başından başlayarak..."&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Yıllardır bilimsel araştırmalarla uğraşan bir akademisyen olarak yazdığı romanın başka heyecanlar yarattığını dile getiren Oruç, "Bu heyecanı başkalarıyla paylaşabilmenin mutluluğunu yaşıyorum" diye konuştu.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Sırada bir aşk romanı var&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Kitabının ABD'deki internet satış listelerinde çeşitli kategorilerde farklı sıralarda yer aldığını, ancak bir listede 12. sıraya kadar yükseldiğini bildiren Oruç, "İngilizce olarak yazdığım akademik bir kitabım da var, ama ABD'de Türk romanı hemen hemen basılmıyor. Bir Türk romanının bu sıralara yükselmesi ilginç oldu gerçekten" dedi.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Romanın kadınlara biçilen rolü irdelediğini söyleyen Oruç, "Kadınlara 'Sen bu olacaksın, sen şu olacaksın' denilir hep. Aslında bu, sadece o yıllarda değil, teknolojinin bu kadar ilerlediği günümüzde bile böyle" diye konuştu. Oruç, romanın Türkiye'de basımı için bir yayınevi ile görüşmelerinin devam ettiğini de söyledi.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0.5em; margin-right: 0px; margin-bottom: 0.5em; margin-left: 0px; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 19px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Sonraki romanında Amasya'nın elma bahçelerini anlatan Strabon ile Mihri Hatun arasındaki aşkı yazmak istediğini belirten Oruç, "1600 yıl gibi bir zaman var aralarında. Kadın toprağa, bahçeye, Amasya'nın güzelliklerine aşık. Mihri Hatun Strabon'u biliyor, Strabon ise Mihri Hatun'u bilmiyor. Bu da çok ilginç bir roman olacak" dedi.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-898727496191273907?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/898727496191273907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/898727496191273907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2012/01/turkce-roman-abdde-bestseller-oldu.html' title='TÜRKÇE ROMAN ABD&apos;DE BESTSELLER OLDU'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ZOK4tFYOFOo/TwiXdN_yhVI/AAAAAAAAAlU/anP6A6OZ9U4/s72-c/ikincip.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-8089523596477370727</id><published>2010-08-23T06:27:00.001-07:00</published><updated>2010-08-23T06:44:51.856-07:00</updated><title type='text'>YOĞURTLU KEBAP</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/THJ3hSruP_I/AAAAAAAAAeQ/1PBByN6yiQw/s1600/Resim+063.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/THJ3hSruP_I/AAAAAAAAAeQ/1PBByN6yiQw/s400/Resim+063.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5508596708062150642" /&gt;&lt;/a&gt;Sizlerle bugün,ramazana özel bir yemek tarifi paylaşmak istiyorum.Bu yemeği ilk defa Kahramanmaraş'ta bir lokantada tattım.Geçen gün iftara ne yapayım diye düşünürken aklıma geldi ve denedim.Yemeğin aslı,köfte büyüklüğünde kıymadan yapılan kebaplık etle hazırlanıyor.Ben evdeki kıymayla hazırladım.Evde önceki günden kalan pideleri de böylece değerlendirmiş oldum.Tarifimiz 4 kişilik.&lt;div&gt;MALZEME:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-250 gr.kıyma&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Bir orta boy ince pide&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-2 domates&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-8 adet yeşil biber&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-250 gr.yoğurt&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Bir miktar sıvıyağ-tereyağ&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Pul biber,nane&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-2 diş sarmısak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;YAPILIŞI:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önce kıymaya biraz tuz katarak,iyice yoğuruyoruz.Küçük küçük köfteler hazırlıyoruz,köfteleri teflon tavada az yağda pişiriyoruz.Diğer yanda çok az yağda domatesleri dörde bölerek,biberleri ise tüm olarak tavada şöyle bir çeviriyoruz.Sarmısaklı yoğurt hazırlıyoruz.Tabaklara pideleri küp küp doğrayarak koyuyoruz.Üzerine sarmısaklı yoğurt ekliyoruz.Yoğurdun üzerine,köfteleri ve sotelediğimiz domates ve biberleri ekliyoruz.Son olarak yağda pul biber ve naneyi sıcak olarak  üzerine gezdirdikten sonra servis yapıyoruz.Afiyet olsun...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-8089523596477370727?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8089523596477370727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8089523596477370727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2010/08/yogurtlu-kebap.html' title='YOĞURTLU KEBAP'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/THJ3hSruP_I/AAAAAAAAAeQ/1PBByN6yiQw/s72-c/Resim+063.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-7378126048689458673</id><published>2010-07-11T15:08:00.001-07:00</published><updated>2010-07-11T15:12:19.291-07:00</updated><title type='text'>İKİ KEŞİŞ...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/TDpA-JHbVKI/AAAAAAAAAeI/j8iQaWubutg/s1600/ke%C5%9Fi%C5%9F1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/TDpA-JHbVKI/AAAAAAAAAeI/j8iQaWubutg/s400/ke%C5%9Fi%C5%9F1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492774131874878626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki keşiş yolda giderken, bir su birkintisinden karşıya geçmeye çalışan genç bir kadını görürler. Keşişlerden biri, genç kadını kucaklar ve suyun öteki tarafına geçirir. Öteki keşiş arkadaşının bu davranışını başka bir şekilde yorumlar ve hiç de hoş karşılamaz. Yaklaşık bir kilometre sonra, kendini daha fazla tutamaz ve;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Böyle bir şeyi nasıl yapabildin?" der. "Biz keşişiz! Bırak kadını kucaklayıp karşıya geçirmeyi, onlara bakmamız bile yasaktır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öteki keşiş arkadaşına söyle cevap verir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben o genç kadını bir km. geride bıraktım, sen ise onu hala taşıyorsun"....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunlarımızın, üzüntülerimizin ve hayal kırıklıklarımızın geçmişte kalmasına izin vermezsek bunlar omuzlarımızdaki bir yük haline gelir.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Agirliklari, bizi gülmekten alıkoyar. Eğer keyifli bir hayat istiyorsak, içinde bulunduğumuz koşullarla uğraşıp durmaktan vazgeçmeli, yaşadıklarımızı kabullenmeyi öğrenmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Değişmesini istediğimiz şeylerin üzerinde durmalı ve bunun için çaba sarfetmeliyiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ama bunu yaparken olayların üzerinde çok fazla yoğunlaşıp,&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;tüm gücümüzü bunun için harcamaya kalkarsak, çevremizde olup biten hiç bir şeyi göremez hale geliriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-7378126048689458673?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7378126048689458673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7378126048689458673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2010/07/iki-kesis.html' title='İKİ KEŞİŞ...'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/TDpA-JHbVKI/AAAAAAAAAeI/j8iQaWubutg/s72-c/ke%C5%9Fi%C5%9F1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-1105487720133269323</id><published>2010-07-08T00:47:00.001-07:00</published><updated>2010-07-08T00:48:17.528-07:00</updated><title type='text'>KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/TDWCrLATJyI/AAAAAAAAAeA/fEPH4zxfhv8/s1600/mirac1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/TDWCrLATJyI/AAAAAAAAAeA/fEPH4zxfhv8/s400/mirac1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491438998848218914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-1105487720133269323?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1105487720133269323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1105487720133269323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2010/07/kandiliniz-kutlu-olsun.html' title='KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN...'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/TDWCrLATJyI/AAAAAAAAAeA/fEPH4zxfhv8/s72-c/mirac1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-6248135300400984745</id><published>2010-06-22T03:18:00.000-07:00</published><updated>2010-06-22T03:22:26.546-07:00</updated><title type='text'>DUYGU YÖNETİMİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/TCCOHijbyiI/AAAAAAAAAd4/oFWGBJlYQF8/s1600/ofke_1240296936.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 350px; height: 318px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/TCCOHijbyiI/AAAAAAAAAd4/oFWGBJlYQF8/s400/ofke_1240296936.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5485540606322919970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/TCCOHijbyiI/AAAAAAAAAd4/oFWGBJlYQF8/s1600/ofke_1240296936.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#0000EE;"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 13px; line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; "&gt;İnsan denen varlık öylesine mükemmel bir donanıma sahiptir ki tepkisiz kaldığımız hemen hemen hiçbir olay yoktur. Hiç tepki göstermemek bile tepkisizlik tepkisi değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan tepkisini ortaya koyarken duygularını kullanır. O an hangi duygu yoğunluğunu yaşıyorsa olaylar karşısında gösterilen davranışlar da o yönde gelişir genellikle. Mesela herhangi bir nedenle psikolojik sıkıntı içerisinde olan insan çevresinde gülen yüzler görmeye tahammül edemez, ister ki herkes kendisi gibi sıkıntılı olsun, bu onu rahatlatacaktır. Hepimiz yaşamışızdır; derdini bizimle paylaşmaya gelen bir dostumuza, başkalarının da yaşadığı sorunlardan söz ettiğimizde bu dostumuzun biraz da olsa rahatlamış olarak yanımızdan ayrıldığına bizzat ben çok şahit olmuşumdur. Ya da bunun tam tersi de yaşanabilir. Keyfi ve neşesi üst düzeyde olan birisi etrafında karamsar, asık suratlı insanlar görmeye katlanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüyoruz ki bizim diğer insanlarla olan iletişimimizi sahip olduğumuz duygularımız yönlendiriyor ve şekillendiriyor. Öyleyse olumlu duygularımızı beslemeliyiz. Peki bu nasıl olacak? Tabiî ki olumlu düşünce geliştirerek. Her gördüğümüz olumsuzlukta yakalanacak pozitif bir nokta mutlaka vardır. Bu polyannacılık oynamak değil, hayatı anlamaktır. Bu gün kara dediğine bir saat sonra ak diyen çok insan görmüşüzdür. Bu eğer bir inatlaşma sonucu değilse düşünce gelişimidir. Düşüncesini geliştirebilenler etraflarında olup bitenin farkına varabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygularımızın hakimiyeti altında olduğumuz sürece hatalı davranışlardan kurtulmamız mümkün değil. Duygularımızı yönetebilirsek doğru davranışlar üretebiliriz. Her insan elbette özünde her duyguyu barındırır. Bu duyguları çıkarıp çöpe atmak imkansızdır. Yapılması gereken, duyguların güzel ve doğru olana kanalize edilebilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyguların akıl süzgecinden geçmemiş hali bize sadece beyaz ve siyah alanları gösterir. Sadece beyaz ve siyah alanları sıradan düşünce geliştiren insanlar da görüyor zaten. Önemli olan gri noktaları yakalayabilmektir diye düşünüyorum. Gri noktalar ise duyguların akıl süzgecinden geçirilmesiyle yakalanabilir. Tarihin yazdığı insanlar bu noktaları da görebilen insanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşananlar her zaman göründüğü gibi olmayabilir. Görünmeyen tarafa bakabilmek gerekir. Ufkunu dar tutanlar dar düşünce kalıplarından sıyrılamazlar. Duygularımızı yönetebilmek ufkumuzu genişletir. Geniş ufuklar bizlere yeni fırsatları görmemizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahmetli babam bir gün bana şöyle demişti: “Oğlum! Sinirlendiğinde kendine bir dakika ayır ve elini yüzünü yıka bu senin kızgınlıkla yanlış şeyler yapmanı engeller.” Bunu üniversite son sınıfta başarabildim. Artık duygularımın beni yönetmesine ve yanlış şeyler yaptırmasına izin vermemeye özen gösteriyorum. Bunu herkes yapabilir. Öfkeyle kalkan zararla oturur atasözünü haklı çıkarmak gibi bir görevimiz yok hayatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli yaptığımız şeyler alışkanlıklarımızı, alışkanlıklarımız karakterimizi, karakterimiz söz ve davranışlarımızı oluştururmuş. Eğer inat denen duygumuzu iyi yöne kanalize edersek bu inadımızı olumlu düşünme ve güzel işler yapma adına kullanabiliriz. Göreceksiniz ki güzel düşünmeyi alışkanlık haline getirdiğimizde söz ve davranışlarımız da güzelleşecektir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-6248135300400984745?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6248135300400984745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6248135300400984745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2010/06/duygu-yonetimi.html' title='DUYGU YÖNETİMİ'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/TCCOHijbyiI/AAAAAAAAAd4/oFWGBJlYQF8/s72-c/ofke_1240296936.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-3883001340205428656</id><published>2010-05-18T12:35:00.000-07:00</published><updated>2010-05-19T08:58:05.011-07:00</updated><title type='text'>3. KÖPRÜNÜN ADI "HAMİDİYE" OLSUN</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S_LsL6seNdI/AAAAAAAAAdo/DFfnDNvHy1I/s1600/83.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 251px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S_LsL6seNdI/AAAAAAAAAdo/DFfnDNvHy1I/s400/83.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472696186687075794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  line-height: 17px; font-family:Arial, Helvetica, sans-serif;font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;3. köprü için isim tartışmalarının yaşandığı şu günlerde köprü için çok farklı bir teklif geldi. Facebook' ta bir grup genç 3. köprüye "HAMİDİYE KÖPRÜSÜ" adı verilmesi için kampanya başlattı. Açılan sayfaya her gün yüzlerce kişi katılıyor. İşin ilginç yanı bu ismin kendiliğinden ortaya çıkması. Bu güne kadar telaffuz edilen isimlerin arasında bu isim yoktu. Hamidiye ismi Abdülhamit Han tarafından yaptırılan eserlere veriliyor. Abdülhamit Han Bu isimle Dünyanın dört bir yanında  hayır eserleri yaptırmış. Abdülhamit Han'ın İstanbul için bir köprü çalışması yaptırdığı biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlerin bu çalışmaya atfen köprüye isim olarak fikir babasının adının verilmesini istedikleri görülüyor. Bu kampanya netice verirmi bilinmez ancak gençliğin ecdadının bu vesile ile hatırlamış olması memnuniyet verici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vesile ile Abdülahmit Han'ın İstanbul için yaptırdığı köprü bir kez daha hatırlandı. Geçmiş aylarda aylık olarak yayınlanan Yedikıta Dergisi bu köprünün planlarını yayınladı. Titiz bir araştırma ürünü olan bu dosyanın bir kısmını burada ilginize sunuyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  line-height: 17px; font-family:Arial, Helvetica, sans-serif;font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="line-height: 16px;  font-weight: 100; font-size:12px;"&gt;Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında, İstanbul Boğazı'nın, Sarayburnu-Üsküdar ve Rumeli Hisarı-Kandilli arasında olmak üzere iki köprü ile bağlanması projesi yapılmıştı. Fransız inşaat mühendisi F. Arnodin'e 1900 yılında çizdirilen projede köprülerin, Eyfel Kulesi'nin yapıldığı çelik teknolojisiyle yapılması hedefleniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarayburnu-Üsküdar arasındaki aktarma köprünün iki kara tarafından ayakları arasındaki mesâfe 1700 metre idi. Projede beş ayak üzerine kurulması planlanan köprünün orta ayağının 32 metre derinlikteki deniz tabanına oturtulması planlanmıştı. Denizden yüksekliği 50 metre olan köprünün altından asılacak teleferiklerle vagonların taşınması hedefleniyordu. Rumeli Hisarı-Kandilli arasında yapılması planlanan köprü ise ilgili vesîkasında "Cisr-i Hamîdî" (Hamîdiye Köprüsü) olarak isimlendirilmiş sâbit bir köprüydü. Projede istasyonların Bakırköy ve Bostancı'ya kurulması, böylece demiryolunun şehrin dışından geçmesi planlanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğaziçi'nde yapılacak olan bu köprü aynı zamanda Bağdad demiryolu hattına da bağlanacaktı. Cisr-i Hamîdi projesi büyük bir bina üzerine, minarelerle ve Kuzey Afrika mimârî tarzında kubbelerle süslü, som kârgîr destekler arasına kurulu, çelik halatlarla havada asılı demirden bir bina manzarasında idi. Bu kubbelerden her biri granitten yapılmış bir sütun üzerinde olup bunların üzerine toplar kurulmuş idi. Döner kulelerle askerî savunmaya da faydalı olacak olan köprü, aynı zamanda boğaz geçişini de kontrol altında tutacaktı. Köprünün geceleri çok güzel bir şekilde ışıklandırılması da, projenin mühim bir tarafını oluşturuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu köprüde yani Cisr-i Hamîdî'de tren, araba ve yayaların geçmesine mahsûs yollar ve basamaklar bulunmaktaydı. Köprü bu şekilde Anadolu ve Rumeli yakalarını birbirine bağlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minareleri ve kuleleri 'Halîfe-i Müslimîn olan pâdişâh-ı âlî-câhın bütün kudret-i dîniye ve siyâsiyesini pîş-i enzârda tecellî etdirerek Osmanlıların şân ve azametini irâe' ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu köprü ile de îcâbında Medîne'den trene binildiğinde Viyana'da trenden inmek mümkün olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-3883001340205428656?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3883001340205428656'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3883001340205428656'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2010/05/3.html' title='3. KÖPRÜNÜN ADI &quot;HAMİDİYE&quot; OLSUN'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S_LsL6seNdI/AAAAAAAAAdo/DFfnDNvHy1I/s72-c/83.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-4685561660936326781</id><published>2010-05-09T07:40:00.000-07:00</published><updated>2010-05-09T08:08:35.947-07:00</updated><title type='text'>MUTLULUĞUN REÇETESİ SİZDE</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S-bPUeyZgMI/AAAAAAAAAdY/_xRJlPi-vrM/s1600/mutluluk_be.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 253px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S-bPUeyZgMI/AAAAAAAAAdY/_xRJlPi-vrM/s320/mutluluk_be.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469286748256829634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 13px; line-height: 18px; "&gt;Yaşının yarım asra yaklaşmasına rağmen incecik bir bedeni, gencecik bir gülümsemesi ve canlı bir konuşma tarzı var Rebekah Vanderberg’in. Tecrübeyle sabit; lacivert gözleri insanın içindeki kara bulutları kolayca dağıtıyor. Benzerlerini başkalarından da sıkça işittiğimiz “içinizdeki güç, enerji, korku, bilinçaltı ve ego” gibi sözcükler onun ağzında daha bir inandırıcı duruyor. İstanbul’a geldiğinde yakaladığımız Vanderberg’ten mutluluğun reçetesini istedik. Anlattıklarına bakılırsa, her zaman olduğu gibi, formül basit ve burnumuzun dibinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rebekah Vanderberg bir Hande Bermek Başoğlu keşfi. Tekofaks’ta babası Ayhan Bermek’le çalışan bir iş kadını olmasına rağmen çok erken yaşlardan beri spirütüalizm ve kişisel gelişim konularıyla da ilgileniyor Başoğlu. İki yıl önce İnternet’te araştırma yaparken karşılaştığı Vanderberg ile yazıştıktan sonra Türkiye’ye gelmesine ön ayak oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 8 yıl önce ani bir kararla Avustralya’dan Los Angeles’a göç eden Vanderberg, gazetecilik eğitimi almış bir iletişim ve dil uzmanı. Yanında kaldığı heykeltıraş arkadaşı dışında bir Allah’ın kulunu tanımadığı Amerika’da kısa sürede hatrı sayılır bir kişisel gelişim uzmanı oldu. Bon Jovi gibi isimlerle de çalıştı. Uzun yıllar IBM ve Sony gibi şirketlere hizmet verdi ama şimdilerde kişisel çalışmalar yapmayı tercih ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vanderberg’in İstanbul’daki programı çok doluydu, günde 10 kişiyle seans yaptığı bile oldu. Bu seansların duygusal ağırlığının yanında sürelerinin bir saati aştığı da akılda tutulmalı. Aralarında ünlü ve varlıklı isimlerin de bulunduğu danışanlarının bazılarının seansı gözyaşları içinde tamamladığını söylüyor: “İnsan bazen parasının esiri de olabilir, parayı nasıl koruyacağınızı düşünmek büyük bir mutsuzluk kaynağı.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayatımı Seçiyorum/Seviyorum” Rebekkah Vanderberg’in şiarı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorumluluklarımızı hakkıyla üstlenirsek sorunlarımızı çözebileceğimizi ve mutlu olabileceğimizi söylüyor. Kısaca kendi mutluluğumuzdan sorumluyuz. Benzerlerini sık sık duyduğumuz bu laflar; küçücük yaşında kanserle boğuşan annesine ve erkek kardeşine bakmak zorunda kalınca hayatı değişen bir kadının ağzından çıkınca daha inandırıcı geliyor. Hayatı nasıl değişti derseniz; Sufizm’den NLP’ye, Gestalt Terapisi’nden aile dizimine kadar, yazılmış ne varsa yalayıp yutarak. Ta ki sonunda kendi sentezine ulaşıp, yolunu bulana kadar. Zaten hayatın bir yolculuk olduğu metaforunu da sıkça tekrarlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORKULARINIZLA YÜZLEŞİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İnsanların çoğu karanlıkta yaşamayı tercih ediyor. Daha da kötüsü, yarı uykulu bir uyuşukluk hali. Oysa korkularınızla yüzleşmeyi başarırsanız, hayatınızdaki düğümler çözülecek. Ancak bunun için mücadele etmek gerek. Korkularınız gerçek değil, sadece bir yanılsama” diyen Vanderberg kendini yaşam koçundan ziyade “spiritüel koç” olarak tanımlıyor. Hepimizin en sık tekrarladığı hatanın “geçmiş ve gelecek için duyduğumuz korku” olduğunu söylüyor: “Oysa içinde bulunduğumuz anı yaşayarak zamanı genişletmek mümkün. Bütün dikkatinizle yaşadığınız ana konsantre olursanız, zaman adeta bir okyanusa dönüşür. Sahip olduklarımızın değerini takdir etmediğimizde çok şey kaçırıyor ve pişmanlıkla kendimize acı çektiriyoruz. Oysa takdir etmek ve şükür çok önemli, çok belirleyici.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vanderberg’e göre mutlu olmak sanıldığından daha kolay. Hatta o kadar kolay ki, insanlar formülün basitliği karşısında bir türlü ikna olmuyor. Oysa hayatınızın herhangi bir noktasında değişmek için minicik bir istek duymanız bile yeterli. Ancak bunun kalpten gelen hakiki bir istek olması şart. Bu şekilde en umutsuz durumlardan çıkmak bile mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklınıza ünlüler ve zenginler bizden daha mı mutlu, diye bir soru gelirse: “Pek değil. Hemen hemen aynı dertlerden mustaripler. Sadece bizden daha paranoyaklar” diyor Vanderberg. Sağlık, kilo, ilişkiler, para ve statüyle ilgili endişeler de en çok karşılaştığı sorunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RUHSAL BAHAR TEMİZLİĞİ İÇİN ÖNERİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Gününüz sabah kalktığınızda değil, gece yattığınızda başlar. Yastığa başınızı koyduğunuzda gününüzü gözden geçirin ve olumlu bir şekilde yeniden kurgulayın. Bilinçaltı çocuk gibidir, bazı şeyleri bıkıp usanmadan tekrarlamalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sizi sürekli yargılayan ve eleştiren iç sesiniz aslında egonuz. Onu susturmak epeyce zor ama en azından ciddiye almayabilirsiniz. Egonuzun Mickey Mouse sesiyle konuştuğunu hayal edebilirsiniz mesela.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Aynanın karşısına geçin ve güne kendinizi sevdiğinizi söyleyeyen ve olumlayan cümlelerle başlayın. Beynimiz ve sinir sistemimiz konuşmalarımızdan etkileniyor. Sarf ettiğimiz her sözcük bir heykeltıraş gibi hayatımızı biçimlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İçinizde ne kadar büyük ve sonsuz bir güç olduğunu tahmin edemezsiniz. Onu harekete geçirmek için elinizden geleni yapın. Bu güçle temas kurduğunuzda çok daha enerjik olursunuz. Üstelik daha çok eğlenirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Motivasyon yerine esinlenmeyi seçin. Motivasyon için başkalarına bağımlısınız; oysa başta doğa olmak üzere her şeyden ve herkesten ilham alabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-4685561660936326781?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4685561660936326781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4685561660936326781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2010/05/mutlulugun-recetesi-sizde.html' title='MUTLULUĞUN REÇETESİ SİZDE'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S-bPUeyZgMI/AAAAAAAAAdY/_xRJlPi-vrM/s72-c/mutluluk_be.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-1999882384135573091</id><published>2010-05-06T13:47:00.000-07:00</published><updated>2010-05-06T13:53:34.384-07:00</updated><title type='text'>YOKSA REFAH GRİBİNE Mİ YAKALANDINIZ???</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S-MrxZB_b-I/AAAAAAAAAdQ/yXy6-yKFHAc/s1600/al.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 209px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S-MrxZB_b-I/AAAAAAAAAdQ/yXy6-yKFHAc/s400/al.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468262500090736610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;İnsanlığı tehdit eden yeni grip dalgası: Refah gribi/affluenza &lt;br /&gt;Kredi kartı borcunuz hiç bitmiyorsa, buna rağmen evinizde hâlâ bir sürü eksiğiniz varsa, gardırobunuzda giyecek bir şey bulamıyorsanız, moraliniz bozulduğunda veya arkadaşlarınızla görüşeceğiniz zamanlarda alışveriş merkezine gidiyorsanız, dostlarınızla en çok yeni çıkan araba modellerini konuşuyorsanız dünyada hızla yayılan bir grip salgınına kapılmışsınız demektir: Affluenza. Yani refah gribi! &lt;br /&gt;Birkaç ay öncesine kadar domuz gribi olmak korkusuyla kapı kollarını tedirgin tutuyor, sık sık elimizi yıkıyor, insanlarla kerhen tokalaşıyorduk. Bahar geldi de bu korkumuz son buldu. Rahatlamayın lütfen, sizi daha tehlikeli başka bir grip salgınından haberdar edeceğiz. İngilizce adı affluenza. Türkçeye "zenginlik veya refah gribi" olarak çevirebiliriz. Kredi kartı, moda, yeni nesil otomobiller, yeni sezonluk kıyafetler, güzel ev eşyaları, alışveriş merkezleri, televizyon, gazete ve reklamlar gibi çok fazla yayılma kanalı var. En önemli ve etkili bulaşma yolu eş-dost. Buna "çevre veya mahalle baskısı ile yayılıyor" da denebilir. &lt;br /&gt;Affluenza, psikolojik bir hastalık. Aslında bir yaşam biçimi hastalığı. Modern zaman bireylerinin kaçınılmaz olarak yakalandığı ekonomik sistemin getirdiği bir salgın. Türkiyede henüz varlığından neredeyse kimse haberdar değil ama Amerikada PBS televizyon kanalı affluenza ile ilgili bir program yapıyor. İlk olarak 1997 yılında belgeselini yayınlamışlardı. Şimdi bu konuda yazılmış çok sayıda kitap var. Psikologlar, tedavi yöntemleri üzerine çalışmalar yapıyor. Çünkü başka sebeplerle (depresyon, mutsuzluk, panikatak ve hatta boşanma) gelen insanların aslında affluenza olduğu tespit ediliyormuş. Yurtdışındaki bu çalışmaları yakından takip eden psikolog Mehmet Dinç, affluenzanın ülkemizde de yaygın olduğunu söylüyor. &lt;br /&gt;Ekonomik krizin de sebebi &lt;br /&gt;Uzmanlar, yaşadığımız son büyük global ekonomik krizin müsebbibi olarak affluenza hastalığını/yaşam tarzını gösteriyor. Çünkü insanlar kazandıklarından çok harcıyor, elindekinden daha çok ve büyük şeyler istiyor. İşletme ve strateji eğitmeni Bora Özkent şöyle konuşuyor: "Daha fazla istenen şey hep tüketimle ilgili olunca işler sarpa sarıyor. Bir yandan ekonomi sürekli olarak bir borçlanma sarmalının içine çekilip adeta boğuluyor, bir yandan da bunca kirlenmeyi ve kaynak tüketimini kaldırmayan dünyamız nefessiz kalıyor. Daha büyük evler, daha güçlü otomobiller, daha çok yiyecek ve daha çok giyecek tüketimi..." İnsanlar aslında ekonomik büyümeye duydukları bağımlılıktan dolayı daha fazlanın peşinde. Daha fazlasını elde etmek için daha çok çalışıyor ve tüketiyor. Bu cümleler size de yakın zamanda yayınlanan bir reklamı hatırlattı mı? "Alın verin, ekonomiye can verin." &lt;br /&gt;Sosyal baskı, statü endişesi ve arkadaşla, komşu ile rekabet sonucu affluenza önlenemez bir hızla yayılıyor. Genç, kadın, çocuk, erkek herkes başarıyı sahip olduklarıyla ölçüyor. Çevreye ayak uydurma gayreti sonucu materyalist ve borçlu bireyler olunuyor. Tüketim kültürü uzmanı Prof. Dr. Yavuz Odabaşı, bu durumu "Daha fazlaya sahip oldukça daha az tatmin oluyoruz." diye değerlendiriyor. Odabaşına göre affluenza, dikkatle izlenmesi gereken bir toplumsal düşünce biçimi. "Önüne geçmek için daha fazlaya sahip olmak yerine daha fazla olabilmek düşüncesi teşvik edilebilir." diyor. &lt;br /&gt;Psikolog Dinç ise odası şimdiden Toys R Us'ın deposuna dönen çocuklara dikkat çekiyor ve "Bugünün çocukları gerçekten eşyaların içinde yüzüyorlar. Milyon dolarlık pazarlama kampanyalarının hedef kitlesi olarak çocuklar her açıdan aynı mesajın bombardımanı altındalar: "Daha çok al, daha çok harca, daha çok şeye sahip ol". Çocuklar materyalizmden etkileniyor. Marka giyiniyorlar, gelecekle ilgili hayalleri hangi güzel arabaları sürecekleri ve büyük evde yaşayacakları yönünde." ifadelerini kullanıyor. Dinç, bunları söyleyerek affluenza salgınına sadece yetişkinlerin değil, çocukların da kapıldığını vurguluyor. &lt;br /&gt;Bu hastalığa yakalandığınızı nasıl anlarsınız?&lt;br /&gt;Kendinize aşağıdaki soruları sorarak affluenza ile aramızdaki mesafe hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. &lt;br /&gt;Herhangi bir şeyi yapmak için motivasyonunuz para mı? &lt;br /&gt;Kıyafetlerimiz ve saç stiliniz sevdiğiniz için mi öyleler, yoksa öyle olması gerektiğine inandığınız için mi öyleler? &lt;br /&gt;Koltuk takımınızı ya da yatak odanızı artık ihtiyacınızı karşılamayacak kadar eskidiği için mi değiştiriyorsunuz, yoksa yenisi çıktığı için mi? &lt;br /&gt;Büyük bir mutlulukla ve borçlanarak satın aldığınız plazma TVnizi yeni çıkan LCD televizyon sebebiyle küçümsüyor musunuz? &lt;br /&gt;Refah gribi olduğunuzu fark ettiyseniz ne yapacaksınız? &lt;br /&gt;Psikolog Mehmet Dinç, affluenzanın tedavisinde ilk adımın hastalığın farkına varmak olduğunu söylüyor. Probleminin farkında olan insan ancak çözümü için yol alabilir çünkü. İkinci önemli adım, ihtiyacı azaltmak. Suni ihtiyaçla gerçek ihtiyacı ayırt etmek. Böyle yaparsa modern zaman bireyleri, ihtiyacı olmayan şeyler için kendisini paralamayacak. Dolayısıyla daha anlamlı şeyler yapmak için vakti olacak. Ailevi ve sosyal ilişkilere zaman ayıracak. Parayla satın alınamayacak beceriler kazanmak, bir hobi geliştirmek, bir yardım kuruluşunda gönüllü olmak... Önemli olan nokta, varlığı bir şeylere sahip olarak değil bir şeyler yaparak, katarak, düzelterek anlamlandırmak. Üçüncü ve en önemli adım çevresel etkenleri kontrol altına almak. Çünkü bu hastalık daha çok çevre/mahalle baskısıyla yayılıyor. Daha çok almasına, daha çok ihtiyaç duymasına sebep olan arkadaş, eş ve çocuk faktörü kontrol altına alınmalı. Eğer çevrenizdeki insanlar hep yeni bir arabadan, yeni bir kıyafetten, eşyadan bahsediyorsa ya oradan uzaklaşın ya da konuyu değiştirin. Kendinize alternatif bir çevre oluşturun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-1999882384135573091?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1999882384135573091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1999882384135573091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2010/05/yoksa-refah-gribine-mi-yakalandiniz.html' title='YOKSA REFAH GRİBİNE Mİ YAKALANDINIZ???'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S-MrxZB_b-I/AAAAAAAAAdQ/yXy6-yKFHAc/s72-c/al.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-2611291054793510867</id><published>2010-05-02T12:47:00.001-07:00</published><updated>2010-05-02T12:50:04.906-07:00</updated><title type='text'>SU GİBİ OL</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S93XD238amI/AAAAAAAAAdI/MkqNTZHj_L4/s1600/susuzluk_damlayan_su.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 218px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S93XD238amI/AAAAAAAAAdI/MkqNTZHj_L4/s320/susuzluk_damlayan_su.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5466761983967390306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;BİR AN İÇİN SEN SU OLDUĞUNU DÜŞÜN;&lt;br /&gt;Su denli özel, su denli yararlı ve su denli çok, tükenmez… İnanıyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın. Unutma daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin, gürültünün parçası olursun yalnızca!… Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü”Su nasılsa burada, gerek yok ki suyu kana kana içmeye” diye düşünürler.. Tıpkı, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi! Ormandaki hiçbir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye dek. Hepsi, hep sabahın en sakin anini bekledi; suyun durgun yerlerini bulabilmek için. Gittiler ve sakin sakin gereksinimlerini giderdiler. Onlar için en uygun olan kendi istedikleri zamandı. Sen hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi vazgeçilmez… Ve su gibi yasam kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol. Su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!.. Suysan tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme; sana “felaket” denmesin! Suysan bir bardağa sığabil ki damarlara girebilesin!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi gerekli ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu da unutma. Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de “kıyametler” koparıcı olabileceğini unutma… Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, yasam verirsin çevrene. Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçılan olursun seller, afetler gibi. Tercih elindeydi hep ve hep “senin” ellerinde olacak… Ya tutmayı öğreneceksin dilini ya da hiç durmadan konuştuğun için, yalnızca bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken su değil mi? Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini… Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin… Konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun sözcükleri seçmeye çalışacaksın… Yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, zaman yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bildireceğin kişinin ” kıyıya yanaşmasını” bekleyeceksin!.. Demeyeceksin ” Ben canim isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!..” Demeyeceksin ” Ben aklıma geleni geldiği biçimde söylerim. Karsımdaki de değil duymak değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda..” Keşke öyle olsaydı. Keşke hakli olsaydın, ama maalesef değil… Ağzını açıp “Şelaleden dökülen suyu” içmeye çalışan bir tavsan gördün mü hiç?… Ya da önüne çıkan ağaçları bile sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğrasan bir ceylan gördün mü? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler; beyni olan her canlı gibi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi… Sen simdi ” su olduğunu” düşün ve kendini ” su gibi ” hisset… Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı… Su gibi yaşam kaynağı ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu anımsa… Ama yine su gibi ” küçük bir bardağın içine” sığdır ki kendini girebilmeyi öğren insanların damarlarına.&lt;br /&gt;Yaşam ver… vazgeçilmez ol!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-2611291054793510867?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2611291054793510867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2611291054793510867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2010/05/su-gibi-ol.html' title='SU GİBİ OL'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S93XD238amI/AAAAAAAAAdI/MkqNTZHj_L4/s72-c/susuzluk_damlayan_su.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-6991550901308163127</id><published>2010-04-16T12:18:00.000-07:00</published><updated>2010-04-16T12:27:19.025-07:00</updated><title type='text'>ÇOCUKLAR NEDEN YALAN SÖYLER???</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S8i5t26qunI/AAAAAAAAAdA/kvKpbfUVzI4/s1600/%C3%87OCUK.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 152px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S8i5t26qunI/AAAAAAAAAdA/kvKpbfUVzI4/s200/%C3%87OCUK.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460818745673562738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sözlüklerde yalan kelimesinin karşılığı; 'doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz' olarak karşımıza çıkar. Yalan; insanın hakikati saklayıp bildiğinin ya da yaptığının tam aksini ifade etmesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan, toplumda en çok yadırganan ve ayıplanan ahlaki zaafların başında geliyor olmasına karşın ne yazık ki günlük hayat içerisinde en çok düşülen ahlaki zayıflıkların da başında gelmektedir. En küçüğünden en büyüğüne kadar tüm söz ve davranışlar yalan olarak değerlendirilmelidir.&lt;br /&gt;Yalandan şaka olmaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem; şaka niyetiyle bile olsa yalan söylemenin asla kabul edilmeyeceğini bildirmiştir. Ahlaki bir zafiyet olması nedeniyle aileler, çocuklarının yalan söylemesi karşısında kaygılanıp, tedirgin olurlar. Çocukların yalan söylemesine neler sebep oluyor, işte bütün çerçevesiyle çocuklarımızı yalan söylemeye iten sebepler ve çözüm yolları...&lt;br /&gt;5 yaş öncesi için endişeye gerek yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar, beş yaş öncesinde gerçekle hayali olanı birbirinden ayıramazlar, bu ikisini birbiriyle karıştırırlar. Bu dönemde ebeveynlerin; "Çocuğum yalan söylüyor" diye kaygılanmasına gerek yoktur. Bu geçici bir durumdur. Ancak, çocuklar bu yaş sınırını geçtiği halde yalan söylemeye devam eder gibi görünürler. Asıl mesele bu dönemde, çocuğu yalan söylemekten vazgeçirmektir.&lt;br /&gt;Çocuklar neden yalan söyler?&lt;br /&gt;Rol kişiler yalan söylüyorsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk yalan söylemeyi çevresinden, özellikle anne babasından öğrenir. Hususen çocuğun model aldığı kişilerin (ebeveyn, yakın akrabalar, arkadaşları vs) yalan söylemesi çocuk üzerinde etki yapar. Telefona baktırılıp, babası evde olduğu halde çocuğa 'yok' dedirttiriliyorsa, çocuk bazı durumlarda yalan söylenebileceğini öğrenmiş olur. Telefonla konuşan annesinin, hasta olduğunu bahane etmesini duyan çocuk, bazen yalan söylenebileceğini de öğrenmiş olur. Ebeveyni gibi o da zor zamanlarında yalana başvurur.&lt;br /&gt;Çocuk, özgüvenini geliştirememişse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan söylemek aslında güçsüzlüğün, kendine güvenmemenin bir sonucudur. Çocuğun -yanlış bile olsa- yaptığı davranışın sorumluluğunu üstlenemeyip yalan söylemesi, arkadaş grubu içinde kabul görmek için yalan söylemesi, ilgi çekmek için yalan söylemesi vs. tüm bunlar temelde yalan söylemekle özgüven eksikliği arasında bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Kabahatini ya da kusurlarını örtmek için yalan söyler.&lt;br /&gt;Baskıcı ve otoriter ebeveyn karşısında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı otoriter ve baskıcı ailelerde çocuk yalan söylemeyi bir çıkış olarak görebilmektedir. Zira ebeveyn, çocuğun yaptığı hatalara tahammül edemez ve çocuğunun en küçük hatalarını dahi cezalandırabilmektedir. Bu durumda çocuk, cezadan kaçmak için yalan söyleyebilmektedir. Ceza görmektense, yalan söylemeyi daha fazla çıkarcı bulan çocuk, kesin olarak yalana kaçacaktır.&lt;br /&gt;Ebeveynin aşırı beklentide olması...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı ailelerin çocuklarından aşırı beklentileri olabiliyor. Çocuğunun sınavlarda zayıf almasını bir ölüm-kalım meselesi gibi gören ebeveyn düşünelim. Sınavda zayıf alan bir öğrenci bunu ailesine nasıl izah edecek? Elbette yalan söyleyerek.&lt;br /&gt;Neler yapılabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun yalan söylemesiyle etkili bir mücadele için öncelikle yalanın ne tür bir şey olduğu bilinmelidir. Yalandan çok, buna neden olan psikolojik faktörler ele alınmalıdır. Küçük çocuğun (sözde) yalanları ahlakı bir hata gibi görülmemelidir. Böyle bir davranış karşısında değer yargılarını anlatmak ya da kızgınlıkla cezalandırmak yanlış olur. Önceden çocuğa doğru söylemenin övülmeye değer bir davranış olduğu anlatılmalıdır.&lt;br /&gt;İyi örnekler olmalı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişkinler çocuğa iyi birer örnek olmalı ve davranışlarında, çocuklarında görmek istemedikleri hatalara yer vermemelidirler. Patolojik yalan karşısında hem psikolojik durum, hem de eğitsel etkenler üzerinde durulması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı duygusal çocuğun kaygı ve çekingenlik yüzünden yalan söylemesi nedeniyle ona güven verilmeli, öfke ve kınama tepkilerinden kaçınılmalıdır. Oluşmuş bir yalan karşısında mücadele, kötünün iyisini yapmaktan başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı kızgınlık, çocuğun yalanını engellemek açısından olumsuz bir davranıştır. Bu yolla yaratılan suçluluk duygusu, çocuğu yalandan uzaklaştıracak yerde, daha çok yaklaştırır. Genelde yalan bir hata gibi görülür ve suçluluk duygusu itirafla son bulur. Çocuğun itiraf etmesine yardımcı olmalıdır. Ancak çocuğu kendisi ve çevresiyle barıştırmazsa, itirafın değeri yoktur.&lt;br /&gt;Eylem, sözden daha önemlidir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davranışınızın, konuşmaktan daha etkili olacağını unutmayın. Toplumdaki herkes, başta anne, baba ve öğretmenler yalan söylemekten kaçınmalıdırlar. Çocuğun çevresindeki kişiler ne kadar dürüst olursa ise çocukta o kadar dürüst olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların yaptıkları hatalara karşı anlayışlı olmaya çalışın. Hatalarının karşılığını hemen cezalandırma yoluna gitmeyin. Onu dinleyin ve açıklama yapmasına imkân tanıyın.&lt;br /&gt;Aşırı beklentiden uzak durmak gerekir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarınızın arkadaşlarını tanımaya çalışın. Bazen arkadaş, anne ve babadan daha etkilidir. Çocuğunuzun arkadaşlarını evinize davet ederek, yanlış davranışlar edinmesinin önüne geçin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarınızdan asla yapamayacakları beklentilerden uzak olun. Onların yetenekleri doğrultusunda isteklerde bulunun. Bunun için de çocuğunuzu tanımaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunuzun bedeni, zihni gücü, sosyal ve duygusal özelliklerini gerçekçi bir gözle tanımaya çalışın. Okul ödevlerini yapıp yapmadığını, arkadaşları ile ilişkilerini, televizyonda hangi programları izlediğini, boş zamanlarında neler yaptığını, nerelere gittiğini öğrenin.&lt;br /&gt;Dikkat!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca, yalancılık olayı çevresel ilişkilerle birlikte ele alınmalıdır. Önce çocukta yalancılığın gelişmesini kolaylaştıran nedenlerin bulunması gerekir. Sonra da aile çevresiyle işbirliği yapılır, çocuğa doğruluğun yararları, getireceği haz ve faydalar elle tutulur biçimde öğretilmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-6991550901308163127?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6991550901308163127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6991550901308163127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2010/04/cocuklar-neden-yalan-soyler.html' title='ÇOCUKLAR NEDEN YALAN SÖYLER???'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S8i5t26qunI/AAAAAAAAAdA/kvKpbfUVzI4/s72-c/%C3%87OCUK.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-4522369571708025837</id><published>2010-03-25T13:33:00.000-07:00</published><updated>2010-03-25T13:36:46.276-07:00</updated><title type='text'>25. KARE GERÇEĞİ?!!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S6vI8kl0GxI/AAAAAAAAAc4/AyfyZi4v4-o/s1600/25.kare.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 183px; height: 274px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S6vI8kl0GxI/AAAAAAAAAc4/AyfyZi4v4-o/s400/25.kare.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5452672716802104082" /&gt; &lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S6vI8kl0GxI/AAAAAAAAAc4/AyfyZi4v4-o/s1600/25.kare.jpg"&gt;Bilinç altına ilişkin araştırmalar yapan Kubilay Aktaş, reklam arasında verilen mesajların insanları o ürünü almaya yönlendirdiğini söylüyor. Örneğin sinemada film izliyorsanız 25. karedeki “kola iç” talimatı film arasında koşarak kola almanıza neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük hayatımızda yaşadığımız bazı sorunların bilinçaltımızdan kaynaklandığını hep söyleriz ama acaba kaçımız aslında bilinçaltımızın gücünün ve öneminin farkındayız? Yaklaşık 15 yıldır bilinçaltı üzerine çalışmalar yapan Kubilay Aktaş, Elest Yayınları’ndan basılan “Gizli Telkinle Kur’an Terapisi” kitabında bilinçaltımızın nasıl daha çok alışveriş yapmamız için ya da belli bir konu hakkındaki düşüncelerimizin değişmesi için programlandığını anlatıyor.&lt;br /&gt;Aynı tekniğin olumlu yönde de kullanılabileceğini ifade eden Aktaş, bu yöntemle sorunlarımızı aşabileceğimizi söylüyor. Kubilay Aktaş’a bilinçaltı nedir, ne değildir, nasıl programlanabilir, ne işimize yararı sorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OLUMSUZ TELKİN BAŞARISIZLIK SEBEBİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçaltının sonsuzluğu, bilincin ise bu alandan fark edebildiğimiz kısmı, yani toplumun görgüleri, örfleri, adetleri ve yasalarımızı ifade ettiğini söylüyor Aktaş. Bilinçaltımız bir saniyede 400 milyar bit bilgiyi işlerken, bilincimiz bunun sadece 2000 tanesini fark edebiliyor. Bilinçaltı bir çocuk gibi. Kendine söylenen her şeyi alıp uyguluyor ve iyi kötü ayırımı yapmıyor. Mesela çocuklara söylenen “küçüksün, yapamazsın, edemezsin, olmaz” gibi olumsuz telkinler bilinçaltı tarafından alınarak ileride kişinin başarısızlığına neden olabiliyor. Dolayısıyla bilincimiz bilinçaltını, bilinçaltı da bilinci etkiliyor ve böylece kimliğimiz kişiliğimiz ve varlık okumamız açığa çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MESAJLAR 25. KAREDE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilincin bu özelliği keşfedildikten sonra, teknolojinin de ilerlemesiyle, Subluminal Teknik yani bilinçaltına gizli mesaj gönderme yöntemi kullanılmaya başlanmış. Bilinçaltına mesaj gönderme çeşitli yollarla yapılabiliyor. Müziğin altına insan kulağının duyamayacağı ama bilinçaltımızın algılayabileceği dalga boyunda mesajlar yerleştirilebiliyor. Gözümüz saniyede 24 kareyi algılayabiliyor. Böylece filmlerin, dizilerin, reklamların arasında, 25. kare kullanılarak bazı mesajlar iletilebiliyor.&lt;br /&gt;Gözümüz ve bilincimiz bunu algılayamıyor ama bilinçaltımız algılıyor. Kokuyla bile bilinçaltına mesaj göndermek mümkün. Bu teknikleri, yasak olmasına rağmen, daha çok reklam sektörü kullanıyor. Verilen reklamın arasına yerleştirilen mesajlar sizi o ürünü almaya yönlendirebiliyor. Aktaş, sinemalarda verilen 10 dakika aralarda kola içilmesine yönelik mesajlar iletildiğini söylüyor. 25. karedeki “kola iç” talimatı film arasında koşarak kola almanıza neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇİZGİ FİLMLER MASUM MU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aktaş, bazı süper marketlerde çalınan hızlı müziklerin altına “daha çok al, daha çok al” mesajının yerleştirildiğini de söylüyor. İnsan bilincinde alışveriş şevkini arttıran Paçuli yağının da marketlerde belli aralıklarla verilmesi kokuyla telkin yöntemlerinden biri. Çocuğunuzun seyrettiği masum çizgi filmde ses ve görüntü yoluyla pornografi ve şiddet içeren mesajlar yerleştirilmiş olabileceğini iddia ediyor Aktaş.&lt;br /&gt;Aslan Kral, Alaattin’in Lambası, 25. kareleri bizzat tespit ettiği çizgi filmlerden. Aktaş, “Donald Duck amca, çizgi filmde laptop ile yazışıyor. Ama görüntüyü dondurup yaklaştırdığınızda laptop ekranında çıplak bir kadın görüyorsunuz. Orada ne işi var?” diye soruyor. Çocuğunuzun seyrettiği çizgi filmdeki 25. kareyi anlayabilmek için DVD oynatıcıda ağır çekimde izleyebilirsiniz.” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KUR’AN YAYINI ALTINA DİRENMEYİN MESAJI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25. kare filmlerde de çok kullanılan bir teknik. Aktaş, “Fight Clup filminde 26 tane 25. kare var. Ağır çekime alıp izlerseniz bu kareleri yakalayabilirsiniz. Bu filmin yönetmeni, müziklerini yapan kişi eşcinsel ve 25. karelere de eşcinsellikle ilgili mesajlar yerleştirilmiş. Bu mesajları aldığınızda eşcinsellik size normal bir olaymış gibi geliyor. Yüzüklerin Efendisi’nde de 25. kare mesajları var. Müzik endüstrisinde de Madonna ve Michael Jackson kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mc Donalds’ın çektiği reklamlarda o kadar çok 25. kare var ki! Bazı siyasi partiler bile 25. kareyi zaman zaman kullanıyor.” diyor. Aktaş’a göre bu mesajların en çok kullanıldığı ülkelerden biri Rusya. Sırf bu mesajları tespit edebilmek için özel dedektörler varmış. Kendisine bile bu teknikle insanları alışverişe yönlendiren müzikler yapma teklifleri geldiğini anlatıyor Aktaş. Ama Aktaş’ın asıl ilginç iddiası “Amerika’nın Irak’ı işgali esnasında radyoda yapılan Kur’an yayınının altında Iraklıların bilinçaltına “direnmeniz faydasız” gibi mesajlar verildiği. “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BIRAKIN SORUNLARI BİLİNÇALTINIZ AŞSIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçaltımız mesaj bombardımanı altında. İyi haber ise bu tekniğin olumlu yönde de kullanılabilmesi. Subliminal mesaj tekniği dünyada kullanılan bir teknik. Diyelim ki toplum karşısında konuşamıyorsunuz. İstediğiniz bir müziğin altına probleminizi çözecek telkinler yerleştiriliyor. Siz müziği dinlerken bilinçaltınız da bu telkinleri alıyor. Böylece kişiye özel hazırlanan telkinlerle sorununuz çözülüyor.&lt;br /&gt;Kubilay Aktaş’ın tekniğini daha özel kılan yön ise, bu telkinleri Kur’an-ı Kerim ayetleri, Cevşen, Esmalar ve Celcelutiye kullanarak yapması. Öncelikle kişinin problemleri psikologlar tarafından tespit ediliyor. Sonra o soruna yönelik Kur’an-ı Kerim ayetleri ve Esmalar seçilip belli bir ritimle okunuyor. Bu kayıt 8- 12 hertz dalga boyuna, beynin alfa dalga boyutuna getiriliyor ve istenen müziğin altına yerleştiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela kişinin iletişimle ilgili problemi varsa, Hz. Musa’nın duası olan “Dilimdeki düğümü çöz. Gönlüme ferahlık ver. Söylediklerim anlaşılsın.” ayeti kullanılıyor. Depresif ve şizofrenik bir yapı varsa, daha çok tevhide, bütünleyici manalara ait ayetler, insanın ruh beden ve zihnini senkronize edecek, dengeleyebilecek ayetler kullanılıyor. Kişi bu müzikleri dinlerken aldığı telkinlerle problemini aşabiliyor. Aktaş, bu tekniğin zaten tüm dünyada kullanıldığını kendi tekniğini ayıran yönün ise Kur’an ayetlerinin kullanılması olduğunu söylüyor. “Kur’an kadar bilinçaltına etki eden, nöron ağlarını uyaran başka bir şey yok. Bu açıdan bu teknik zaten kullanılıyor ama Kur’anla yapılması eşi benzeri olmayan bir teknik haline getiriyor.” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçaltımızı nasıl koruyabiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçaltımızı korumak için televizyon seyrederken çok seçici olunması gerekiyor. Mümkün olduğu kadar minimalist yaşamak ve teknolojiyi bilinçli kullanmak önemli. Kur’an, Cevşen okumak da bilinçaltının düzenlenmesi ve korunmasına etki ediyor. Güne başlarken, ya da bir film izleyeceksek, “ben bu filmi izlerken sadece bana faydalı olanları almak istiyorum.” diye telkin vermek işe yarayabilir. Ayetel Kürsi okuyarak etrafınızı çevirin ve etrafınızdan ışıktan bir koruma kalkanı olduğunu düşünün.&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-4522369571708025837?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4522369571708025837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4522369571708025837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2010/03/25-kare-gercegi.html' title='25. KARE GERÇEĞİ?!!'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S6vI8kl0GxI/AAAAAAAAAc4/AyfyZi4v4-o/s72-c/25.kare.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-1260046113893135080</id><published>2010-03-02T12:54:00.000-08:00</published><updated>2010-03-02T13:01:58.789-08:00</updated><title type='text'>KİTAP OKUMAYAN ERKEKLE EVLENMEM</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S418Q3Iu_BI/AAAAAAAAAcw/hBniqU4D6CQ/s1600-h/Gevas-ta-kitap-okuyan-koylu-k3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 184px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S418Q3Iu_BI/AAAAAAAAAcw/hBniqU4D6CQ/s320/Gevas-ta-kitap-okuyan-koylu-k3.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5444144153681132562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van’ın Gevaş ilçesinde yürütülen ’’Okuyan Gevaş’’ projesi kapsamında belirlenen sayıda kitap okuyan evlenecek kıza Kaymakamlıkça çeyiz hediye edilirken, evlenecek arkadaşları için kitap okuyan genç kızlar da belirli bir sayının üzerine çıktıklarında yine arkadaşları için çeyiz kazanıyorlar. Kızlar, kitap okumayan biriyle evlenmek istemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van’ın Gevaş ilçesi kaymakamlığınca yürütülen proje kapsamında çeyizi olmayan kızlar sıkıntı çekmekten kurtulurken, evlenecek kız arkadaşlarına çeyiz hediye edemeyen genç kızlar da kitap okuyarak arkadaşlarına katkıda bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proje kapsamında belirlenen sayıda kitap okuyan evlenecek kıza kaymakamlıkça çeyiz hediye edilirken, evlenecek arkadaşları için kitap okuyan genç kızlar da belirli bir sayının üzerine çıktıklarında yine arkadaşları için çeyiz kazanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;’’Okuyan Gevaş’’ kampanyası koordinatörü Erhan Işık, bölgede evlenecek genç kızlara, çevredeki diğer genç kızların çeyiz hazırlığı sırasında yardımda bulunduğunu kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yardımın da genellikle dantel örme şeklinde yapıldığını vurgulayan Işık, bu uygulamayı proje kapsamında farklılaştırmayı düşündüklerini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işık, genç kızların bundan sonra birbirleri için dantel örme yerine kitap okuduğunu anlatarak, ’’İlçe Kaymakamlığı olarak kızlara kitap verdik. Daha sonra okunan bu kitapların sayfa sayısını toplayacağız. Kitap sayfa sayısının belirlediğimiz düzeye ulaşması durumunda, evlenecek kıza beyaz eşya hediye edeceğiz’’ dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uygulama sayesinde kızların arkadaşlarına çeyiz olarak beyaz eşya hediye etmiş olacağını ifade eden Işık, kızların bu uygulamaya büyük ilgi gösterdiğini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Projenin uygulandığı Aydınocak köyüne giden Erhan Işık, proje hakkında kadınları bilgilendirerek, görüşlerini dinledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydınocak Köyü İlköğretim Okulu’nda toplanan kadınlar, uygulamanın memnuniyet verici olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlardan 17 yaşındaki Aysun Arvas, dantel örmek yerine kitap okumanın daha faydalı olacağını belirterek, köyden evlenecek herhangi bir kızın beyaz eşya alması için çok kitap okuyacaklarını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı köyde yaşayan 14 yaşındaki Şükran Dündar ise ilköğretimden sonra okula devam edemediğini kitap okumayı sevdiğini ifade ederek, evleneceği erkekte de kitap okuma şartı aradığını vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Köydeki bütün kızların evleneceği erkekde aynı şartı aradığını ifade eden Dündar, ’’Biz köydeki kızlar olarak aldığımız karar gereği, kitap okumayan erkeklerle evlenmeyeceğiz. Bu şartımızı ailelerimize de bildirdik’’ dedi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kaynak : &lt;a href="http://Gazeteport"&gt;Gazeteport&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-1260046113893135080?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1260046113893135080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1260046113893135080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2010/03/kitap-okumayan-erkekle-evlenmem.html' title='KİTAP OKUMAYAN ERKEKLE EVLENMEM'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/S418Q3Iu_BI/AAAAAAAAAcw/hBniqU4D6CQ/s72-c/Gevas-ta-kitap-okuyan-koylu-k3.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-1161933836449409829</id><published>2009-12-24T14:53:00.000-08:00</published><updated>2009-12-24T15:01:09.602-08:00</updated><title type='text'>BİR ÇOCUĞUN DİLİNDEN 13 ALTIN KURAL</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SzPxOn6JH_I/AAAAAAAAAco/G_uGl3EjDrQ/s1600-h/%C3%A7ocuk.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 187px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SzPxOn6JH_I/AAAAAAAAAco/G_uGl3EjDrQ/s320/%C3%A7ocuk.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418940010190151666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Londra’da bir hastanede çocuk psikiyatrisi servisinde yatmakta olan ”Kevin Hickey” adlı 15 yaşındaki çocuk doktorlara göre anne ve babasının kendisini doğru yetiştirmemeleri sonucu bunalıma düşerek hastaneye yatmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan zeka ve kültür testlerinde son derece aklı başında bir çocuk olduğunu ortaya koymuştu. Kevin bir gün yatağında eline kağıdı kalemi aldı.Ve Anne ve babasını düşünerek bütün anne ve babalara hitaben 13 altın öğüt yazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu altın öğütler, İngiltere ‘de bütün doktorların bir numaralı rehberidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Beni şımartmayın.Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum .ancak; sizi deniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Bana tatlı sert davranmaktan çekinmeyin. Bunu tercih ederim.Benim daha güvenli hissetmemi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Benim kötü huylar edinmemi engelleyin. Bunların erkenden ortaya çıkmasında ve önlenmesinde size güveniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Benim yanlışlarımı ,başkalarının önünde söylemeyin.Benimle yalnız konuşursanız söylediklerinizi daha iyi anlarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-Sizden nefret ettiğimi söylediğimde sakın üzülmeyin. Aslında sizden değil beni, engelleme gücünüzden nefret ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-Hatalarimin sonucunu yasama firsatini bana verin; her defasinda beni siz kurtarmayin. Bazen acı veren yolla öğrenirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-Benim küçük hastalıklarımı büyütmeyin. Bunları yenecek güçteyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-Düşüncesizce yapamayacağınız şeylerin sözünü vermeyin. Bu sözleri yerine getiremediğinizde çok kırıldığımı ve üzüldüğümü bilin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-Kendimi ara sıra iyi anlatamadığımı biliyorum. Bunun için zaman tanıyın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-Dürüstlüğümü fazla zorlamayın. Kolayca korkup yalan söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11-Tutarsız davranmayın, bu size olan güvenimi sarsar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- Benden özür dilemeyecek kadar gururlu olmayın. Bazen içten bir özür, beni size yaklaştırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13- Unutmayın ki; büyümek için sizin anlayışınıza ve sevginize muhtacım. Ama  bunu söylemem gerekmez öyle değil mi?..&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-1161933836449409829?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1161933836449409829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1161933836449409829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/12/bir-cocugun-dilinden-13-altin-kural.html' title='BİR ÇOCUĞUN DİLİNDEN 13 ALTIN KURAL'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SzPxOn6JH_I/AAAAAAAAAco/G_uGl3EjDrQ/s72-c/%C3%A7ocuk.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-8816651836096282820</id><published>2009-12-15T13:51:00.000-08:00</published><updated>2009-12-15T14:47:29.312-08:00</updated><title type='text'>MEYVE VE SEBZE SUYU İÇMENİN TAM ZAMANI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SygR6qQIBDI/AAAAAAAAAcg/zfPxYhS5Kho/s1600-h/S5001608.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SygR6qQIBDI/AAAAAAAAAcg/zfPxYhS5Kho/s320/S5001608.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5415598251385029682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SygPYPlyMMI/AAAAAAAAAcY/MN3q2q-EjXU/s1600-h/S5001608.JPG"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Meyveden ziyade suyu vücuda daha faydalı.. Sadece siyasiler değil ünlüler de bu şifalı suyu keşfetti.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sadece siyasî liderler değil, sanat dünyasının ünlü kadınları da taze sıkılmış meyve ve sebze sularına rağbet ediyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Küçükten büyüğe, fakirden zengine, ünlüden ünsüze herkesi bir bitki çayı merakı sardı ve hemen ardından meyve sebze suyu içme eğilimi baş gösterdi. Artık restoranlarda bile kolaylıkla havucun, elmanın, ananasın, armudun, üzümün, narın suyunu bulabiliyorsunuz. Hatta hepsinden bir kokteyl hazırlatabiliyorsunuz.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;YEMEK YERİNE İÇİN&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Artık herkes biliyor ki, sebze veya meyveleri yemek yerine sularını içmek daha büyük fayda sağlıyor. Çünkü suyun vücuda karışımı daha kolay. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’na göre havucun salatasını yapıp yemek ya da bir karnabaharın yemeğini yapıp yemekle bunların suyunu içmek aynı oranda fayda sağlamaz.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çünkü bir yemeğin içine su, tuz, biber, yağ, salça veya yağ girince kimyası değişiyor. Dolayısıyla bitkilerin önleyici ya da tedavi edici gücünden istifade edemiyorsunuz. Bitkiler suda kaynatılıp taze ve ılık olarak tüketilmeli. Meyve ve sebzeleri ise sıkıp taze olarak içmek gerekir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Düşünün artık Teoman bile konserlerinde alkollü içki yerine artık elma suyu içiyor. Sezen Aksu, kilo vermek uğruna mısır püskülü haşlıyor. Sibel Can ananas suyu içerek zayıflıyor, Hülya Avşar kiraz sapı suyuyla formda kalıyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hangi su neye iyi geliyor?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Havuç suyu: İçindeki A vitamini ve bol mineral, yara ve iltihapların kolay iyileşmesini sağlıyor. Kan yapıcı ve güç verici özelliği bulunuyor. Karaciğeri güçlendirdiği gibi kan yapıcı özelliği sayesinde mide ve bağırsak kanamalarını engelliyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Nar suyu: Doğal antibiyotik olarak bilinen nar, damar sertliğine karşı etkili. Yeşil çaya nazaran üç kat daha güçlü bir antioksidan. İshal kesici ve kurt düşürücü özelliği biliniyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Kivi suyu: C vitamini deposu olan kivi, enfeksiyonlar ile mücadele etmek ve cilt kusurlarını önlemek açısından yararlı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Armut suyu: Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlayıp kum ve taşların dökülmesine yardımcı oluyor. Yüksek tansiyonu düşürüyor. Kansızlığı ve kabızlığı önlüyor. Sakinleştiriyor, zihni açıyor ve yorgunluğu alıyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Elma suyu: Kan şekerini kontrol altında tutan elma suyu, baş ağrılarını gidermede etkili. Bağırsak parazitlerini düşürüyor, kalp ve akciğer kanseri hastalıklarını önleyebiliyor. Romatizma, gut ve mide hastalıklarının panzehiri.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Domates suyu: Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, nezle ve grip tedavisinde etkili. Metabolizmayı düzenlediği gibi kısırlığı da tedavi edebiliyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ananas suyu: Yağ yakıcı, idrar söktürücü ve vücudu toksinlerden arındırıcı etkiye sahip olan ananas suyu selülit tedavisinde de kullanılıyor. Cildi nemlendiriyor ve saçları parlatıyor. Tansiyonu dengeliyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çimen suyu: İçinde 100&lt;span style="'font-family:"&gt;′&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-ascii-font-family:Calibri;mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:Calibri;"&gt;den fazla vitamin ve enzim barındıran çimen suyunun en önemli özelliği kanı yenilemesi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Maydanoz suyu: Böbrek, karaciğer ve idrar yollarının temizlenmesine yardımcı oluyor. Gazı gideriyor, bağırsak solucanlarını düşürüyor. Kansere karşı koruyucu, yara–kesikleri iyileştiriyor. Cildi güzelleştiriyor, saç dökülmelerini engelliyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Pancar suyu: Demir eksikliği bulunanlar pancar suyu içmeli.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Kereviz suyu: Vücuttaki toksinleri atıyor. Vücudun yenilenmesini ve temizlenmesini sağlıyor. Erken yaşlanmayı önlüyor.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-8816651836096282820?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8816651836096282820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8816651836096282820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/12/meyve-ve-sebze-suyu-icmenin-tam-zamani.html' title='MEYVE VE SEBZE SUYU İÇMENİN TAM ZAMANI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SygR6qQIBDI/AAAAAAAAAcg/zfPxYhS5Kho/s72-c/S5001608.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-3380608393515419764</id><published>2009-12-09T06:35:00.001-08:00</published><updated>2009-12-09T06:45:52.493-08:00</updated><title type='text'>KARA KUTUNUN MARİFETİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sx-3_BPP1EI/AAAAAAAAAcI/yQGCvmm99Tk/s1600-h/lcd.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 285px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sx-3_BPP1EI/AAAAAAAAAcI/yQGCvmm99Tk/s320/lcd.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5413247570414654530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sx-11lr-NkI/AAAAAAAAAcA/ERZyw-5EQpU/s1600-h/lcd.jpg"&gt;Ü&lt;/a&gt;lkemizde işlenen vahşice cinayetlerde parmağı olduğu ortaya çıkan kara kutu ile ilgili , ilginç bir tespit...Bu cinayetlere sebep otizmdir.Peki , otizmle kara kutunun(TELEVİZYON)alakası nedir? Bakın bu konuda ,pedagog Adem Güneş ne diyor?  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Otizm şaka değil bir korkunç gerçektir &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Vicdansız insanın pedagojideki bir karşılığı da "otistik" kişi demektir. Otistik kişi duygusuzdur, vicdani mekanizması normal insanlar gibi çalışmamaktadır. Otistik bir çocuk, karşısındaki ile düzgün iletişim kuramaz, göz teması kuramaz, ilişkileri hep yüzeyseldir, duygularının derinliklerine inemez...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Geçen yüzyıla kadar otizm doğuştan olan bir rahatsızlık olarak algılanıyordu. Ancak, otizm hakkında yapılan araştırmalar gösterdi ki, otizm sadece doğuştan değil sonradan da oluşabilen bir davranış bozukluğu idi. Televizyon ile çok baş başa kalana çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar gösterdi ki, televizyon çocukların otistik özellik taşımasını tetikliyordu.&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Zira yoğun bir şekilde televizyon izleyen çocuk, önce iletişim becerilerini kaybeder. Çocuk, televizyon seyrederken, ekranından gönderilen sinyalleri alır ama kendisi televizyon ile konuşamayacağı için, iletişimin en önemli unsuru olan aktif konuşma ve duygu ve hislerini ifade etme kabiliyetini yavaş yavaş kaybeder. Daha açık bir ifade, televizyon ekranına mahkum edilen çocuklar, "normal insan" olma özelliklerini adım adım terk ederler.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Televizyonun bu negatif tesirini daha da artırıcı olarak; çocukların aileler tarafından ilgisiz bırakılması, aile içinde hak ettikleri statüyü alamamaları, sosyal hayattan kopuk bir yaşantı içinde bulunuyor oluşları "ruhsuz insan" yetişmeyi tetikleyen diğer etkenler olarak ele alınabilir.&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sırf bu yüzden ve bu tehlikeden dolayı, otizm gerçeği Batılı ülkelerin gündemine son yıllarda daha net bir şekilde girmiş durumda. Otizm ile mücadele konusunda batılı ülkeler ciddi bütçeler ayırmaya başlamışlardır. Örneğin Hollanda'da 2008 yılı bütçesinden otizm ile mücadele için 1,5 milyar avro para ayrılmıştır.&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ülkemizde durum nasıl?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 72 milyon dolayındaki ülkemiz nüfusunun, 26 milyonluk bölümü 0-19 yaş arasındaki çocuklardan oluşmakta ve bu çocukların televizyon izleme alışkanlığı ise günlük 3 saat civarındadır. Bir başka ifade ile, günlük hayatının 10 saatini uyku ile, 6 saatini okulda ve 3 saati eğitim dışı uğraşlarda geçiren çocuğun geri kalan 5 saatten 3 saati de televizyon karşısında geçmektedir. Çocukların televizyon karşısında iletişim yeteneklerini kaybetmelerinin ötesinde bir de ülkemizde çocukların ruh ve zihin sağlıklarını riske atan duygusal, psikolojik ve fiziksel şiddetle dolu görüntülerle baş başa kalarak yetişiyor olması, tehlike çanlarının korkunç bir sesle çalıyor olduğu anlamını taşımaktadır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Batılı ülkelerin otistik çocuk sendromu ile mücadele için sarf ettiği çaba ülkemiz yetkililerinin de dikkatini çekmeli, sosyal pedagoglar bu sahada saha çalışmaları yaparak konuyu gündeme getirmelidir. Böylesi bir sorun kendi çocuğumuzda yok diye konuyu önemsenmezlikten gelinmemeli, sosyal hayat içinde böylesi çocukların saçacağı tehlikenin herkesi bir gün yakından ilgilendirebileceği mutlaka bilinmelidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-3380608393515419764?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3380608393515419764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3380608393515419764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/12/kara-kutunun-marifeti.html' title='KARA KUTUNUN MARİFETİ'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sx-3_BPP1EI/AAAAAAAAAcI/yQGCvmm99Tk/s72-c/lcd.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-599621143610376115</id><published>2009-12-08T11:28:00.000-08:00</published><updated>2009-12-08T11:32:21.542-08:00</updated><title type='text'>UYGARLIĞIN SONU ÜZERİNE...</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sx6pKB_-OzI/AAAAAAAAAb4/pH1IqxmoNho/s1600-h/faikc.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 254px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sx6pKB_-OzI/AAAAAAAAAb4/pH1IqxmoNho/s320/faikc.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412949791946455858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İzlediği haberlerden şikayetçi olan ve nereye gidiyoruz diyen ve bunlarla ilgili yazmamı isteyen çok sayıda okurum var. Bana telefonla ya da maille ulaşıyorlar. Tam bunlarla ilgili konuşurken Sayın Ahmet Çorak abimin psikohipnoterapi mail gurubumuza bir maili geldi. Oldukça hoş kaleme alınmış bir yazı. Kendisinden de izin alarak yazıyı buraya alıntılamak istiyorum. Belki okudukta sonra siz de yorumlarınızla katkıda bulunursunuz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ABD’de Kaliforniya’da, 15 yaşındaki bir kıza sokakta 10 kişi birden 2 saat boyunca tecavüz ediyor. Olaya şahit olan 20 kişi ya umursamadan geçip gidiyor, ya onları seyredip tezahüratta bulunuyor (yihuu tarzındaki iğrenç Amerikan tezahüratı) ve tecavüzü cep telefonuna kaydediyorlar, ya da onlar da kervana katılıyorlar. Kimse polisi aramıyor. Haber yakındaki bir eve kadar gelince (hani biri eve girerken “abi sokağın başında iki araba birbirine girmiş, acayip bir şey” gibi bir cümle kurar ya. bu olayda nasıl bir cümle kurulmuş olabilir ki! ), evdekilerden biri polisi aramayı nihayet akıl edebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Freud’un önemli bir eseri “uygarlık ve hoşnutsuzlukları” adini taşır. Uygarlığın hoşnutsuzluklarına nevrotikler katlanabilir ve bunun bedelini de nevroz olarak öderler. Nevrotikler sembolleştirme yeteneği olan insanlardır. ABD, uygarlığın hoşnutsuzluklarına artık tahammül edemeyen ve bunu da sembolleştiremeyenlerin giderek arttığı preodipal bir topluma doğru evrilmenin pek çok işaretini taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenikel 1930′da nevrotiklerin dışında, karakter patolojisi ile gelen hastaların sayısının arttığını ve artık psikanalistlerin bunu dikkate alması gerektiğini yazdı. Freud bunları tedavi kapsamı dışında bırakmıştı. Kernberg bunların içinde daha ağır vakaları “sınır durum” olarak tanımladı. Neye sınır? Tabi ki deliliğe. Yani Batı coğrafyası en azından psikiyatrik populasyon olarak bir yüzyıl içinde nevrozdan borderline’a geriledi. Bu yüzyılın sonunda da psikoza mi gerileyecek? En azından, sokaklarda, psikotik organize olmuş karakter patolojilerinin sayısı mı yükselecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında alametler erken belirmeye basladı. Judy(New York, Masterson Enstitüsü Direktörü) New York’ta “schizopath” denen bir hasta tipini ilk kez gözlemlemeye başladıklarını söylemişti. “Şizofren”lerden pek “psikopat”lık sadır olmaz, gerçeklik testleri çok bozuk olduğu için kolay yakayı ele verirler; e biraz saflardır yani. “Psikopat”lar ise kanınızı donduracak vahşetleri göz kırpmadan işleyebilirler. Buna karşılık yakayı ele vermezler, filmlerde bu konu çok islenir, polisleri filmin sonuna kadar peşlerinde koştururlar. “Şizopat”lar ise hem şizofrenler gibi kolay ele düşen ama şizofrenlerden farklı olarak dehşetengiz cinayetler isleyebilen “yeni bir insan türü”. Sanki insandan hayvana doğru tersine bir evrimin ilk ara formlarından biri gibi. Uygarlığın batısının uğursuz bir alametine benziyor  Hani bir kedi bir kuşu kapar da onu yer, ve bu onun için doğal olduğu için kalıntıları saklamaya ihtiyaç duymaz ya, bu şizopatlar da böyle, yani saf bir tarafları da var; aynı hayvanı andırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Freud, uygarlığın sonu için ensest yasağının kalkmasını şart koşar. En son duyduğumuz da şu; birlikte aşk yasayan bir baba-kız, insanlardan “kendi aşklarına saygılı olmalarını” istediler. Tabi konu “aşk”, “tercih”, “saygı” gibi zamanın en kutsal sözcükleriyle formüle edildiğinde, bugün garipsenen bu durumun, fazla uzun olmayan bir zaman dilimi içinde (belki 30-40 sene) kanıksanacağını ve belki de yasal evlenme haklarını alacaklarını tahmin etmek zor olmaz. Ha, “onların aşkından sana ne?” derseniz, Freud’un, bunu uygarlığın sonu olarak görmesi sizi ilgilendirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak, “uygarlığın sonu” temasının bazılarını fazla ilgilendirmediğini görürseniz şaşırmayın. Daha ziyade, çevrenizde uygarlıktan “fazlasıyla yorgun” insanlara dikkat edin. Hala bizimle beraberlerse, yorgunluklarının sebebinin vazgeçilebilecek bir alternatif olduğuna dair zihinlerinde bir imge henüz oluşmamış olduğundan olabilir mi acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bütün bunları nihilist bir hezeyanın ürünleri olarak görme lüksümüz de var. Ama nihilist hezeyanlar genellikle sahibinin hayatini da kapsayacak şekilde kısa bir süre içinde gerçekleşeceğine inanılan hezeyanlardır. Burada ise bir-iki yüzyıl içinde insanlığın durumunun kötüleşme “eğilimi” taşıdığına dair bir projeksiyon söz konusu. Pek çok antiütopya bundan daha kötümser senaryolar içerir. İklim için söylenenler malum… İnsanların psişe cephesinde ise durum böyle gözüküyor…Hele bir de Sorokin’in “ölmekte olan uygarlıkların kadınsılaştıkları” tezini aklımıza getirirsek ….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: “Uygarlık” yerine “kültür” kelimesi de kullanılabilir; sonuçta Kızılderilileri yok edenlerin daha uygar ama daha kültürsüz, yok olan Kızılderilileri ise daha az uygar (daha vahşi) ama daha kültürlü olduklarını varsaymak için sebeplerimiz vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr Faik Özdengül&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;www.faikozdengul.wordpress.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-599621143610376115?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/599621143610376115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/599621143610376115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/12/uygarligin-sonu-uzerine.html' title='UYGARLIĞIN SONU ÜZERİNE...'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sx6pKB_-OzI/AAAAAAAAAb4/pH1IqxmoNho/s72-c/faikc.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-8774540925214977401</id><published>2009-12-04T15:59:00.000-08:00</published><updated>2009-12-04T16:13:01.478-08:00</updated><title type='text'>MERHABA ÖĞRETMENİM...</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sxmkyl0iveI/AAAAAAAAAbw/cvZMSmMisEQ/s1600-h/alisan1ceb83221cdb6c91by.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sxmkyl0iveI/AAAAAAAAAbw/cvZMSmMisEQ/s400/alisan1ceb83221cdb6c91by.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411537616315268578" /&gt;Bir kış akşamıydı. Hava çok soğuktu, kar yağıyordu. Kardeşimle ben tek odalı bir evde kalıyorduk.Ailem köyde yaşıyordu. Okumak için Sivrihisar’a gelmiştik. İçe kapanık bir öğrenciydim.Öğretmenlerimle konuşmaz, derdimi kimseye anlatamazdım. Çünkü öğretmenlerimiz bize sert davranırdı, bazıları da bizi döverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kömürümüz yoktu. Kışın köyde kimsede para olmadığı için babam kömür alamıyordu. Her hafta otobüse bir – iki çuval tezek veriyor, biz onu yakıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün tezeğimiz de bitmişti. Son bir umutla geçen seneden kalan kitaplarımdan birini atmıştım sobaya. O da yanıp bitti. Soba sönüyordu. Üşümeye başlamıştık, üzerimize çektiğimiz yorganın altında titreyerek ders çalışıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda şiddetli bir rüzgar vardı. Ürkütücü bir uğultu içimize korku salıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden kapının zili çaldı. Çok korktum. Bir süre kapıyı açamadım. Zil bir daha çaldı. Kardeşimle birbirimize sokularak kapıya ulaştık. Açtığımda karşımda sen vardın öğretmenim. Seni görünce daha çok korktum. Bir suç işlediğimi ve senin de hesap sormaya geldiğini sandım. Korku ve heyecan karışınca titremelerim daha da arttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen “Alişan yavrum kar yağıyor, hava çok soğuk tek başınıza kalıyorsunuz. Aklıma düştünüz, yakacağınız var mı diye sormaya geldim.” deyince yüreğimi ısıttın öğretmenim. Eski ve paslı yaylı divanımıza otururken ben dışarı çıktım. Gözyaşlarımla kar taneleri yanağımda buluşuyordu. Ağlıyordum, korkumdan değil öğretmenim, sevinçten. Çünkü ilk defa bir öğretmenim tarafımdan önemsendiğimi hissetmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birdenbire ısınıvermiştim. Beni ısıtan çuvalla getirip sobaya attığın odunlar değil, sevgiyle bakan gözlerinin sıcaklığıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o gün hayatımın dönüm noktasıydı. Çünkü ben o akşam öğretmen olmaya karar vermiştim. İçimdeki kıvılcımı tutuşturmuştun, kocaman bir öğretmenlik ateşi yakmıştın. Artık onu kim söndürebilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben öğretmen oldum öğretmenim. Okula devam ettiğim 6 yıl süresince bizim eve sadece sen geldin. Ben 16 yıl boyunca bin beş yüz öğrencimi evinde ziyaret ettim, aileleriyle tanıştım. Biliyor musun bugüne kadar onlardan on iki bin mektup aldım ve hepsini de el yazımla cevaplandırdım. Öğrencilerimi önemsemeyi, onları fark etmeyi senden öğrendim öğretmenim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi güzel ülkemin her köşesine gidip senden öğrendiklerimi öğretmen arkadaşlarımla paylaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederim öğretmenim. Beni bir tomurcuk gibi alıp sevgi bahçem dediğin yüreğine diktiğin ve çiçek olarak açmam için sevginle suladığın için… Elimden tuttuğun için…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beynimden önce yüreğime “Merhaba” dediğin için… Ancak yüreğine “Merhaba” diyebildiğimiz bir insanın beynine “Merhaba” diyebileceğimi öğrettiğin için…&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ALİŞAN KAPAKLIKAYA&lt;/p&gt;&lt;p&gt;www.sevgiokyanusu.com&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-8774540925214977401?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8774540925214977401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8774540925214977401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/12/merhaba-ogretmenim.html' title='MERHABA ÖĞRETMENİM...'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sxmkyl0iveI/AAAAAAAAAbw/cvZMSmMisEQ/s72-c/alisan1ceb83221cdb6c91by.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5825303069710598240</id><published>2009-10-26T01:01:00.000-07:00</published><updated>2009-10-26T01:04:35.720-07:00</updated><title type='text'>BAŞARI İÇİN</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SuVXpcq8lZI/AAAAAAAAAbQ/TUFGKOOIEQE/s1600-h/inanc.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 270px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SuVXpcq8lZI/AAAAAAAAAbQ/TUFGKOOIEQE/s400/inanc.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396816098055984530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Keskin bir kararlılıkla hayat amacına adanmak!&lt;br /&gt;  Goethe'nin bir özdeyişinde adanmanın gücünü şöyle anlatır: "İnsan kendini adayana dek bir duraksama bir geriye çekilme olasılığı vardır. Tüm insiyatif ve yaratıcılık eylemlerinde, bir etkinsizlik... İnsan kendini tamamen adadığı anda tanrısal takdir de işe karışır. Aksi takdirde asla gerçekleşmeyecek şeyler insana yardım eder. Karardan büyük bir olaylar dizisi oluşur, hiçbir insanın hayal etmediği olaylar ve moral destek, insanın yardımına koşar. Ne yapabilecekseniz ya da yapabileceğinizi hayal ediyorsanız, ona hemen başlayın. Cesaretin içinde daha çok güç ve mucize vardır: Hemen başlayın."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5825303069710598240?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5825303069710598240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5825303069710598240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/10/basari-icin.html' title='BAŞARI İÇİN'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SuVXpcq8lZI/AAAAAAAAAbQ/TUFGKOOIEQE/s72-c/inanc.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-8270180986982599884</id><published>2009-09-24T15:38:00.000-07:00</published><updated>2009-09-24T15:41:50.124-07:00</updated><title type='text'>ŞİMDİ OKULLU OLDUK</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Srv1W1r8QtI/AAAAAAAAAaw/kmB4EbEzhb4/s1600-h/okul.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 304px; height: 362px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Srv1W1r8QtI/AAAAAAAAAaw/kmB4EbEzhb4/s400/okul.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385167552168870610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bütün öğretmen ,öğrenci ve velilerimizin ,yeni eğitim öğretim yılını kutluyorum...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-8270180986982599884?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8270180986982599884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8270180986982599884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/09/simdi-okullu-olduk.html' title='ŞİMDİ OKULLU OLDUK'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Srv1W1r8QtI/AAAAAAAAAaw/kmB4EbEzhb4/s72-c/okul.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-2437101127430516295</id><published>2009-07-20T01:30:00.000-07:00</published><updated>2009-07-20T01:45:04.153-07:00</updated><title type='text'>MEMLEKETİMİN YAYLASI ZORKUN</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQuLwcQJqI/AAAAAAAAAao/lEtoww-br0U/s1600-h/zorkun1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQuLwcQJqI/AAAAAAAAAao/lEtoww-br0U/s320/zorkun1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360460235994572450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQt6TsVpGI/AAAAAAAAAag/a6E_gYPGD9c/s1600-h/zorkun3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQt6TsVpGI/AAAAAAAAAag/a6E_gYPGD9c/s320/zorkun3.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360459936219636834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQtKHWXZPI/AAAAAAAAAaY/bbn_JXAYUKw/s1600-h/zorkun17.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 216px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQtKHWXZPI/AAAAAAAAAaY/bbn_JXAYUKw/s320/zorkun17.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360459108272530674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQtEZrmR3I/AAAAAAAAAaQ/rmo2tmJkpUo/s1600-h/zorkun16.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 242px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQtEZrmR3I/AAAAAAAAAaQ/rmo2tmJkpUo/s320/zorkun16.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360459010114209650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQs-Q-BMUI/AAAAAAAAAaI/qpPoxlxK6P4/s1600-h/zorkun15.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 238px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQs-Q-BMUI/AAAAAAAAAaI/qpPoxlxK6P4/s320/zorkun15.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360458904696336706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQs3syB8nI/AAAAAAAAAaA/CROf1f7E2c4/s1600-h/zorkun14.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQs3syB8nI/AAAAAAAAAaA/CROf1f7E2c4/s320/zorkun14.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360458791903162994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsyZLkwqI/AAAAAAAAAZ4/zVxwIBeMoqk/s1600-h/zorkun13.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsyZLkwqI/AAAAAAAAAZ4/zVxwIBeMoqk/s320/zorkun13.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360458700742247074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsr4DRbLI/AAAAAAAAAZw/Vb_4Qj0RBs4/s1600-h/zorkun12.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsr4DRbLI/AAAAAAAAAZw/Vb_4Qj0RBs4/s320/zorkun12.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360458588769840306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQslJh5-lI/AAAAAAAAAZo/hl6LnJfBPLw/s1600-h/zorkun11.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQslJh5-lI/AAAAAAAAAZo/hl6LnJfBPLw/s320/zorkun11.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360458473202645586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsdjVgssI/AAAAAAAAAZg/5y25yL9bZU8/s1600-h/zorkun10.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsdjVgssI/AAAAAAAAAZg/5y25yL9bZU8/s320/zorkun10.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360458342691025602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsXN88wJI/AAAAAAAAAZY/2N0U0cy9hBc/s1600-h/zorkun9.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsXN88wJI/AAAAAAAAAZY/2N0U0cy9hBc/s320/zorkun9.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360458233871646866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsQQsIxdI/AAAAAAAAAZQ/G_sKa1ZIPoU/s1600-h/zorkun8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsQQsIxdI/AAAAAAAAAZQ/G_sKa1ZIPoU/s320/zorkun8.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360458114347353554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsJsJwhII/AAAAAAAAAZI/KiqHBs3G4z4/s1600-h/zorkun7.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsJsJwhII/AAAAAAAAAZI/KiqHBs3G4z4/s320/zorkun7.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360458001460266114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsAzNcDhI/AAAAAAAAAZA/yz_CwCKxEYc/s1600-h/zorkun6.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQsAzNcDhI/AAAAAAAAAZA/yz_CwCKxEYc/s320/zorkun6.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360457848735927826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQr7S9QbYI/AAAAAAAAAY4/W6kThTltjgk/s1600-h/zorkun5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQr7S9QbYI/AAAAAAAAAY4/W6kThTltjgk/s320/zorkun5.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360457754178776450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQr09PJhWI/AAAAAAAAAYw/95pqv0Sr5ew/s1600-h/zorkun4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQr09PJhWI/AAAAAAAAAYw/95pqv0Sr5ew/s320/zorkun4.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360457645269026146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-2437101127430516295?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2437101127430516295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2437101127430516295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/07/memleketimin-yaylasi-zorkun.html' title='MEMLEKETİMİN YAYLASI ZORKUN'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SmQuLwcQJqI/AAAAAAAAAao/lEtoww-br0U/s72-c/zorkun1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-4358217053167609086</id><published>2009-07-16T14:33:00.000-07:00</published><updated>2009-07-16T14:40:40.371-07:00</updated><title type='text'>BİRKAÇ İYİ ADAM</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sl-dv2B78cI/AAAAAAAAAYQ/8jZ49noSLtE/s1600-h/her+sey+seninle+baslar.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 217px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sl-dv2B78cI/AAAAAAAAAYQ/8jZ49noSLtE/s320/her+sey+seninle+baslar.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5359175526877229506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2006 yılında ÖSS başarı sıralamasında 28. sırada olan Karaman, 2007de dördüncü, 2008de birinci sıraya yükseldi. 2009da ilk sıralardaki yerini koruyunca başarısıyla dikkat çekti. Peki 2006-2007 döneminde Karamanda ne yapıldı de böyle bir yükseliş ortaya çıktı? Bu başarıda "birkaç iyi adam" ve bir kişisel gelişim kitabının rolü neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR ÖĞRETMEN BİR KİTAP OKUDU, BİR ŞEHRİN KADERİ DEĞİŞTİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte referans gazetesinde manşetten verilen o haber...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşadamı destek verdi, işçi çocukları ÖSS şampiyonu oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13.07.2009 | Bahadır Özgür | Referans gazetesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Her Şey Seninle Başlar..." Çaresizliğin kader değil öğrenilmiş bir süreç olduğunu ve her insanın başarılı olmanın yolunu bulabileceğini anlatan Mümin Sekmanın bu kitabı, ÖSSde son dört yılda adını şampiyonlar listesine yazdıran Karamanın başarısınınilham kaynağı oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitabı çok beğenen bir öğretmenin Bifa bisküvilerinin sahiplerinden Necati Babaoğluna tavsiye etmesiyle Karamanın eğitimdeki makus talihi de değişti. 226 bin nüfuslu bu yoksul il, Bifa, Milli Eğitim ve valiliğin el ele vermesiyle eğitimde adeta bir devrime imza attı. Bu yılki ÖSSde de Karaman, sayısal 1de birinci, eşit ağırlıkta ikinci, sözel 1de ise dördüncü sırada yerini aldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her Şey Seninle Başlar kitabı ilham verdi&lt;br /&gt;Karaman ÖSSde geçen üç yılda olduğu gibi yine genel başarıda İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Bursa gibi Türkiyenin zengin illerini geçerek adını gurur tablosuna yazdırdı. 226 bin nüfuslu bu işçi kentinin eğitimdeki başarısının hikayesi ise adeta tüm Türkiye için örnek. Eğitim düzeyi oldukça düşük olan Karamanda her şey, Mümin Sekmanın "Her Şey Seninle Başlar" adlı kitabının Türkiyenin en köklü sanayi kuruluşlarından olan Bifanın sahiplerinden Necati Babaoğlunun eline geçmesiyle başlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün tanıdığı bir öğretmen kitabı Babaoğluna armağan eder. Kitap insanın öğrenilmiş çaresizliğin esiri haline gelmesini ve bundan başarılı olarak nasıl kurtulunması gerektiğini anlatır. Necati Babaoğlu kitabı okur okumaz kararını verir. Babası Yılmaz Babaoğlunun binbir zorlukla kurduğu, nice krizlerde ayakta tuttuğu ve bir sanayi devi haline getirdiği Bifa bisküvilerinin sosyal sorumluluktaki yeni rotası, Karamanın eğitimdeki makus talihini aşmasına yardım etmektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılmaz Babaoğlu bu fikrini İl Milli Eğitim Müdürü ve valilikle de paylaşarak Türkiyenin en önemli eğitim projesine başlar. Karamanda yaşayan her öğrenciye bedava kitap dağıtılacaktır. İlk seçim Mümin Sekmanın kitabıdır. Tam beş yıl boyunca milli eğitim müdürü, vali ve Babaoğlu kol kola köylere kadar dolaşarak yılda 25 bin kitabı öğrencilere ücretsiz olarak verir. Babaoğlu, kitap verdiği her öğrenciden de bir söz alır: ÖSSde başarılı olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bürokrat istikrarlı olunca projeler hayata geçti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İl Milli Eğitim Müdürü Sabahaddin Altun, Bifanın çabalarına en büyük desteği verenlerdendir. Sürgün edilmeden, siyasi kaygılar güdülerek tayini çıkmadan koltuğunda 5 yıldır oturmayı başaran nadir bürokratlardan birisi olan Altun, eğitimle ilgili kafasındaki projeleri de zamana yayarak hayata geçirme şansı bulur. Bifanın dağıttığı kitapların faydalı olabilmesi için okullarda ders başlamadan ilk 25 dakikayı "okuma zamanı" olarak ilan eder. Böylece öğrenciler sınav, ders, not kaygısı gütmeden ilkokuldan başlayarak her gün 25 dakikalarını okumaya ayırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babaoğlu, bedava kitap dağıtmakla eğitimde sorunların çözülmeyeceğini bilir. Zira, Karamanın yoksul işçi ailelerinin çocuklarının kurtuluşu için önlerindeki tek seçenek eğitimdir. Bu nedenle Bifanın sosyal sorumluluk projesi kurumsallaşmak ve daha da önemlisi şirketin bir girişimi olmaktan çıkıp Karamanın eğitim projesine dönüşmek zorundadır. Babaoğlu derhal okul yatırımlarına başlar. Önce Bifa 1 İlköğretim Okulunu yaptırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından Yılmaz Babaoğlu İlköğretim Okulu ve Bifa Lisesini kısa sürede bitirir ve hepsini tüm ihtiyaçları karşılanmış olarak Milli Eğitim Bakanlığına devreder. Ayrıca Özel Babaoğlu İlköğretim Okulu ve Özel Uğur Dershanelerini kurarak bir yandan kendi eğitim yatırımlarına da girişir. Babaoğlu, eğitim yatırımlarının sonuçlarını bir süre sonra ÖSSde il bazında Karamanın başarıyı yakalamasıyla almaya başlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 yıl gibi kısa bir sürede Türkiyenin ilk üç ili arasına girmenin getirdiği keyifle eğitim konusunda yeni projeler geliştirir. Bu sefer hedef aileleri de işin içine katmaktır. Bu doğrultuda ilde her yıl eğitim seminerleri düzenlemek için bir çalışma planı oluşturur. İlk semineri verecek kişi ise, tüm bu eğitim hamlesinin ilham kaynağı olan "Her Şey Seninle Başlar" kitabının yazarı Mümin Sekmandır. Seminerin başarısı üzerine Babaoğlu bizzak İstanbul ve Ankaraya giderek eğitim konusunda seminer verecek kişileri Karamana getirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte 5 yıl önce bir hayal gibi başlayan eğitim devriminin sonucu dün yine somut olarak alındı. Karaman, ÖSS sonuçlarına göre iller bazından yine gurur tablosunda üst sıralarda. Sayısal 1de birinci, Eşit Ağırlıkta ikinci, Sözel 1de ise dördüncü oldu. Kitap dağıttığı öğrencilerin verdikleri başarı sözünü tutmalarından dolayı son derece memnun olan Bifanın sahibi Yılmaz Babaoğlu ise ÖSS sonuçları karşısında tek cümlelik bir yorum yapıyor: "Gurur duyuyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARA TAVADAN BİSKÜVİ FABRİKASI ÇIKARDI&lt;br /&gt;1936da Karamanda doğan Yılmaz Babaoğlu, okulu bitirdikten sonra babası Osman Beyle birlikte kabzımallık yaparak çocuk denecek yaşta iş hayatına atıldı. Buradan elde ettiği birikimle 1960lı yıllarda çok ortaklı olarak kurulan Bifa Bisküvi Fabrikasına ortak olarak girdi. İlerleyen yıllarda işin başına yönetici ortak geçen Yılmaz Babaoğlu, cesur girişimleriyle kara tavalarda bisküvi üretimi yapan küçük bir işletmeyi modern ve çağdaş bir fabrikaya dönüştürdü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş yaşamında Karamana yatırım yapmayı ilke edinen ve bundan asla vazgeçmeyen Yılmaz Babaoğlu, Bifa Bisküviden başka Bifa Oluklu Mukavva, Bifa Un ve Gıda ile Babaoğlu Yem ve Tavukçuluku da kurarak yaklaşık 1500 kişiye iş imkanı sağladı. Bifa, eğitim ve spor alanında da ciddi yatırımlar yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞÇİ KENTİ KARAMANIN EĞİTİM DIŞINDA İMKANI YOK&lt;br /&gt;Bifanın çabaları ilde eğitim alanında ciddi bir rekabete de vesile oldu. Tam 11 dersane açıldı. Ancak diğer illerden farklı olarak Karamanda dersaneler okullarla rekabete girmek yerine, onların tamamlayıcı bir parçası gibi hareket ediyor. Nitekim ilin en büyük dersanelerinden Sabah Dersanesinin yöneticilerinden Ümit Şaştım, "Karamanda veli-okul-dersane işbirliğini kurduk. Üç aktör de ortak hareket ediyor. Üstelik amaç sadece ÖSS değil. Eğitim kalitesi" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte projeler ürettiklerini ve dersane öğretmenlerinin saat kaç olursa olsun rahatlıkla velilerin evlerine giderek öğrencilere yardımcı olduklarını belirtiyor. ÖSSdeki başarının ardında da bu işbirliğinin yattığını ifade eden Şaştımın şu değerlendirmesi, Karamanın "çaresizliğini" nasıl başarıya dönüştürmek zorunda olduğunu da özetliyor: "Karaman zengin bir yer değil. İşçi kenti. Kimsenin eğitim dışında başka çaresi yok. Bu nedenle eğitime yapılan her yatırım karşılığını buluyor." Bifanın sahibi olduğu Uğur Dersanesinin yöneticilerinden Ali Konukseven ise Karamanın maddi durumunu düşünerek fiyatları mümkün olduğunca düşük tuttuklarını belirtiyor. Konukseven, "Başka illerdeki dersaneciler bize şaşırıyor. Bu fiyata dersane işler mi diyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM, BABAOĞLUNA BUGÜN ÜSTÜN HİZMET ÖDÜLÜ VERECEK&lt;br /&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) her yıl verdiği onur ve üstün hizmet ödüllerinden birisine 2009 yılı için Bifanın kurucusu Yılmaz Babaoılu da layık görüldü. Ödül bugün Mecliste yapılacak törenle TBMM Başkanı Köksal Toptan tarafından takdim edilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE KARAMANIN ÖSS KARNESİ&lt;br /&gt;* 2006da Karaman ÖSSde en başarı iller sıralamasında 28. sırada yer aldı. &lt;br /&gt;* 2007de üniversiteye en çok öğrenci gönderen 4. il oldu. Eşit ağırlıkta Türkiye ikincisini, sözel ağırlıkta üçüncüsünü, sayısal ağırlıkta ise beşincisini çıkardı. &lt;br /&gt;* 2008de sayısal ağırlıklı puanda 5. il, eşit ağırlıklı ve sözel puanda 6. il oldu. 145 ve üstünde puan alanların yüzdesine göre ise Karaman Türkiye şampiyonu oldu. &lt;br /&gt;* 2009da sayısal 1e göre birinci, eşit ağırlıklı puana göre 2., sözel 1e göre ise 4. sırada yer aldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAŞARI ORTALAMASI &lt;br /&gt;YIL İL SIRASI &lt;br /&gt;2003 45 &lt;br /&gt;2004 35 &lt;br /&gt;2005 30 &lt;br /&gt;2006 28 &lt;br /&gt;2007 4 &lt;br /&gt;2008 1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ÇARESİZSENİZ,ÇARE SİZSİNİZ...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-4358217053167609086?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4358217053167609086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4358217053167609086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/07/birkac-iyi-adam.html' title='BİRKAÇ İYİ ADAM'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sl-dv2B78cI/AAAAAAAAAYQ/8jZ49noSLtE/s72-c/her+sey+seninle+baslar.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-2715151688122990094</id><published>2009-07-10T03:15:00.000-07:00</published><updated>2009-07-10T03:20:09.334-07:00</updated><title type='text'>DOĞU TÜRKİSTAN'DA ÖLENLERE GIYABINDA CENAZE NAMAZI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SlcVEweCQsI/AAAAAAAAAYA/4zx9iYzUNxw/s1600-h/şehit.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 190px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SlcVEweCQsI/AAAAAAAAAYA/4zx9iYzUNxw/s400/şehit.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5356773453255033538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Doğu Türkistan'da hayatını kaybeden yüzlerce Uygur türkü için bugün Fatih Camii'nde gıyabi cenaze namazı kılınacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma namazının ardından kılınacak gıyabi cenaze namazında, hayatını kaybedenler için dua edilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum.Bir an önce bu vahşetin durdurulması temennisiyle,dünyadaki bütün Türkleri ve müslümanım diyenleri Çin mallarını protesto etmeye çağırıyorum.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-2715151688122990094?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2715151688122990094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2715151688122990094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/07/dogu-turkistanda-olenlere-giyabinda.html' title='DOĞU TÜRKİSTAN&apos;DA ÖLENLERE GIYABINDA CENAZE NAMAZI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SlcVEweCQsI/AAAAAAAAAYA/4zx9iYzUNxw/s72-c/şehit.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-1902062041977619311</id><published>2009-06-17T02:22:00.001-07:00</published><updated>2009-06-17T02:27:23.034-07:00</updated><title type='text'>SAÇAKLI MANTIK MI?KLASİK MANTIK MI?</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sji2UTSaivI/AAAAAAAAAXg/Bmom_lnAsPE/s1600-h/ikilimantiktansacaklimantiga.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 298px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sji2UTSaivI/AAAAAAAAAXg/Bmom_lnAsPE/s320/ikilimantiktansacaklimantiga.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348225017393613554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir akıl yürütme biçimi olan mantık, insanın, karşılaştığı hadiseleri yorumlarken ve sınıflandırırken kullandığı en temel entelektüel araçtır. Bu yazıda da saçaklı mantık sisteminin, klasik ikili mantık sisteminden farklarına değinelim istiyorum. &lt;br /&gt;Klasik mantık, temelde bir hükmün ‘doğru’ veya ‘yanlış’ şeklinde sadece iki farklı değer olarak ifade edilebileceğini kabul eder. Örneğin, “Ayşe kısa boyludur.” önermesini ele alalım. Klasik ikili mantığa göre bu hüküm ya doğrudur ya da yanlıştır.  Ayşe kısa boyludur ya doğrudur ya da yanlıştır. İnsan biraz düşündüğünde bu iki durumda da bir eksik bir taraf olduğunu görür. ‘Ayşe kısa boyludur’ hükmü, aslında ‘neye göre ve kime göre kısadır’ diye düşünüldüğünde, ortaya kesin olmayan sonuçlar çıkmaktadır. Oysa gerçek, Ayşe’nin Fatma’ya göre daha kısa, Hatice’ye göre daha uzun olduğudur. Burada belki,Ayşe orta boyludur,demek daha doğru olacaktır.Bu çıkardığımız sonuç ise,Aristo mantığından farklıdır ve kesinliği olmayan,saçaklı mantığa dayalı bir cümledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok doğulu toplumlarda görülen bu mantık türüyle, günlük hayatta da karşılaşmaktayız. Bizim toplumumuzda insanlar, kuralların gerekliliğine iki kere iki dört eder derecesinde inanmadıkları için belirgin bir kuralları çiğneme eğilimi vardır. Örneğin; kırmızı ışıkta geçen insanlar, kendilerine her zaman araba çarpmayacağını bildiklerinden(saçaklı mantığa göre düşünür),bazen kırmıza ışıkta da geçtikleri olur. Bir batılı gibi düşünecek olsaydık(Aristo mantığına göre), bu şekilde hareket etmeyip trafik kurallarına mutlaka uyulması gerektiğini düşünecektik.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;Toplumsal kavramlar da bu bakış açısıyla ele alınabilir.’Ahmet bey kötü bir insandır’ önermesi, Aristo mantığının bir örneği iken;’Ahmet Beyin iyi ve kötü yanlarının var olduğu fikri, saçaklı mantık örneğidir. Toplumsal açıdan hangisinin daha iyi olduğunu sorgularsak, saçaklı mantığın burada bir adım  önde olduğu   görülür. Takdir edersiniz ki, bir insanın tamamen kötü yanlarını ya da iyi yanlarını  görmek objektif bir bakış açısı değildir. Gün gelir yanılgımıza sebep olur. Ama her insanın iyi ve kötü yanları bulunabileceğini düşünmek , daha faydalı bir tutumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii, burada klasik mantığın basit ve daha anlaşılır, saçaklı mantığın ise daha karmaşık ve kafa karıştırıcı olduğu düşünülebilir. Fakat toplumsal açıdan ele alındığında, en iyi sonuçların kesin sonuçlardan çok, ara formlara da yer veren  saçaklı  mantığın daha iyi sonuç verdiğini görmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, bütün bu eksikliklerine rağmen, neden hala pek çok toplumda ve bilim alanında Aristo mantığı kullanılmaktadır? İnsanlara kolay geldiği için diyebiliriz herhalde. İnsanlar zihinsel açıdan yorulmamak için ,kolay olanı tercih ediyorlar. Ama bu arada ,makul düşünemiyorlar ve gerçeklerden uzaklaşıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin; Hitler'in insanları, Alman olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayırmasının temelinde Aristo mantığı yatmaktadır. Örneğin; Stalin’e göre, insanlar ya devrimcidir ya da karşı devrimcidir ki, bu da Aristo mantığına dayanmaktadır. Bu verdiğim örneklerin toplumsal açıdan neyle sonuçlandığını ve dünyada ki yansımalarını, aşağı yukarı herkes bilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir konudaki inancımızda, muhakkak ara katmanlar olmalıdır. Yani; bir şey kesinlikle ‘ya öyle, ya da böyle’ değildir. Hayatta her şey, bir derece meselesidir. Halbuki, işin kolayına kaçarak ara katmanları inkar etme ikilemine düşmekteyiz. Örneğin; ülkemizde ki laiklik, Müslümanlık gibi birtakım kavramlar da, aynı yanlışlıkla ele alınmakta. Böylece insanlar, kategorize edilmekteler. Bu da, tabii ,toplumsal ayrışma ve çatışmalara neden olabilmekte. Kendi kültürümüze ait olan düşünce yapısını tekrar benimsersek ( Aristo mantığını bırakıp saçaklı mantığa yönelirsek) ve insanları kategorize etmeden, oldukları gibi kabul edebilirsek, daha mutlu bir toplum olabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlardan sonra, sizce hangi mantık türünü benimsemeliyiz acaba?&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                                                     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-1902062041977619311?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1902062041977619311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1902062041977619311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/06/sacakli-mantik-miklasik-mantik-mi.html' title='SAÇAKLI MANTIK MI?KLASİK MANTIK MI?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sji2UTSaivI/AAAAAAAAAXg/Bmom_lnAsPE/s72-c/ikilimantiktansacaklimantiga.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5694189256018364613</id><published>2009-06-07T10:29:00.001-07:00</published><updated>2009-06-07T10:31:21.529-07:00</updated><title type='text'>AROMATERAPİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Siv5QhVdJRI/AAAAAAAAAXY/Otqed0oy-rg/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344639445026809106" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 302px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Siv5QhVdJRI/AAAAAAAAAXY/Otqed0oy-rg/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Aromaterapi, tamamlayıcı ve koruyucu hekimlik olarak yöntemidir. Vücutta oluşan zihinsel ve fiziksel sorunları gidermek, vücut sağlığını ve zindeliğini korumak için kullanılan oldukça etkili bir yöntemdir.&lt;br /&gt;AromaTerapi, bitkilerden elde edilen aromalı ve şifalı yağların tedavi amacıyla kullanıarak yapılmasına denir. Aromaterapi çok eskiye dayanan bir tedavi yöntemidir. Kökleri çok eskiye, ta Hindistan ve Çin uygarlığına dayanmaktadır. Mısırlılar ise aroma yağlarını mumyalamada ve ayinlerde kullanmışlardır. Bitkisel öz yağlar çok yoğun, aromatik kokulu, aktif ve kimyasal yapısı çok zengin uçucu sıvılardır. Bitkisel yağlar elde edildikleri bitki gruplarına bağlı olarak antiseptik antiviral etkilere sahiptir. Yatıştırıcı veya uyarıcı, ağrı giderici veya kas gevşetici, zehir atıcı, nefes açıcı, sinir sistemini dengeleyici, depresyon ve uykusuzluk giderici, hafızayı güçlendirici, hücre yenileyici gibi etkileri bulunur.&lt;br /&gt;AROMA TERAPİDE KULLANILAN ŞİFALI YAĞLAR&lt;br /&gt;Bitki açısından adeta bir cennet olan ülemizde alternatif tıp aolarak yaralanılan bazı bitkiler ve onlardan çıkarılan yağlar vardır. İşte size bir kaç örnek.&lt;br /&gt;BERGAMOT:Stres ve yorgunluğu giderici ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirici özelliğe sahiptir.. Egzama tedavisinde de kullanılır. İştah arttırıcı ve safra söktürücü etkisi vardır. Ayrıca çayda lezzet ve koku verici olarak da kullanılır. Moral yükseltici ve sakinleştirici bir yağ olan bergamot, öfke ve hayal kırıklığını giderir, özellikle endişe ile oluşmuş depresyonda mükemmel sonuç verir.&lt;br /&gt;LAVANTA:Ağrı kesici, mikrop kırıcıdır. Sakinleştirici, dengeleyici, tüm cilt sorunlarına birebir, baş ağrısı, böcek sokmalarına karşı etkili, yanıkları iyileştici, yatıştırıcı, huzursuzluk, korku, uykusuzluk, panik ve depresyon durumlarında çok yararlıdır. Parfümeri sanayiinde de kullanılır. Vücuttaki kötü kokuları giderir, antiseptik olarak kullanılır. Romatizmaya iyi gelir. Saçtaki sirkeleri gidericidir.&lt;br /&gt;PAPATYA :Fiziksel ve ruhsal bir rahatlatıcı olan papatya, depresyon, korku, histeri ve gerilimi yatıştırır. Tedirginlik, huzursuzluk,öfke ve sabırsızlık durumlarında sakinlik verir. Bademcik ve diş iltihabında kullanılır. Cilt için oldukça faydalı bir yağdır.&lt;br /&gt;OKALİPTÜS:Kişiye konsantrasyon ve zihin açıklığı sağlar. Enerjilerin dengesiz olduğu durumlarda kullanılır. Kabızlık,öksürük, sinüzit, şeker hastalığı, romatizma ve selülit de etkilidir. Bronşit,astım gibi akciğer hastalıklarında ve gribal enfeksiyonlarda kullanılır.&lt;br /&gt;REZENE:Sıkıntılı zamanlarda güç ve cesaret verir. Stresli zamanlarda bazı insaların çokça sığındığı oburluk ve alkolizm için kullanılır. Midedeki rahatsızlıkları giderir, gaz söktürücü ve anne sütünü arttırıcı etkisi vardır. Yara iyi edici özelliğe sahiptir. Cildi besler ve pürüzleri giderir.&lt;br /&gt;PORTAKAL YAĞI:Mide rahatsızlığını iyi gelir. Hazmı kolaylaştırır. Ateş düşürücüdür. Cildin güzel olmasını sağlar. Yara ve yanıkların tedavisinde kullanılır. Cildi sıkıştırır. Sivilce ve aknelerin kurutur. Tonik olarak da kullanılabilir. Kan dolaşımını düzenleyicidir. Sinir yatıştırıcıdır. Spazm çözücü ve ağrı giderici özellikleri bulunmaktadır.&lt;br /&gt;YASEMİN YAĞI:Depresyona iyi gelir,endişe giderir,deri ve saçlar için yararlıdır ve cinsel gücü arttırır. Duygusal olarak dengeleyici ve yatıştırıcı özelliği vardır. Uyuşukluğa ve tembelliğe iyi gelir. Romatizma ağrılarında son derece etkili olmasının yanıda selülit giderici olarak da kullanılır. Adet sancılarını dindirir.&lt;br /&gt;KARANFİL YAĞI:Sinirleri uyuşturur. Antiseptik ve ağrı kesici olarak kullanılır. Diş ağrılarında etkilidir.&lt;br /&gt;ARDIÇ:Antiseptik ve vücudu temizleyici özelliklere sahiptir. İdrar söktürür ve spazmları çözer. Romatizmal ağrılara iyi gelir. Eklem iltihabı ve ödem durumlarında yararlanılabilir.&lt;br /&gt;NANE:Mide bulantısını keser. Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürücüdür. Sinirleri güçlendirir. Baş ağrısına iyi gelir. Selülit tedavisinde kullanılır. Anne sütünü arttırır. Bağırsak parazitlerini temizler. Yorgunluğa iyi gelir ve canlandırıcıdır. Sinüzit,baş ağrısı ve migrene iyi gelir.&lt;br /&gt;BİBERİYE:Ağrı kesici ve antiseptik özellikleri vardır. Baş ağrısına ve zihinsel yorgunluğa iyi gelir. Hafızayı güçlendirir. İdrar söktürücüdür, gaz giderir, kan dolaşımını arttırır, bronşite, sinüzite, sarılık ve karaciğer yetmezliğinde de iyi gelir.&lt;br /&gt;GÜL:Depresyon giderici,yatıştırıcı ve spazm giderici özellikleri vardır. Cinsel olarak uyarıcıdır. Uykusuzluğa ve sinirsel sorunlara iyi gelir. Cilt bakımında kullanılır. Alerjik ciltler, egzamalı ciltler ve açık yaralara iyi gelir. Adet öncesi sendromlara iyi gelir.&lt;br /&gt;LİMON:Antiseptiktir ve bakteri gelişimine engel olucu özellikleri vardır. Kişiyi canlandırır ve enerji verir. Varisler,mide ülseri,depresyon ve endişe üzerinde etkilidir. Boğaz ağrısı, mide yanması, kan temizlemede, böbrek taşında, bağ dokusu hastalığında kas kuvvetlendirir. Sivilceleri giderir. Cildi güzelleştirir. Vücuttaki istenmeyen yağların atılmasını sağlar. Böcek ve sinek ısırmalarında kaşıntı ve şişmeleri önler.&lt;br /&gt;ÖKALİPTÜS:Böcek ısırıklarına çok iyi gelir ve etkili bir böcek kovucudur. Sinirsel ağrıları ve kas ağrılarını giderici özelliği vardır. Solunum yolu hastalıklarına iyi gelir. Romatizmal ağrılara iyi gelir. Kabızlık,öksürük, sinüzit, şeker hastalığı, ve selülit etkilidir.&lt;br /&gt;PORTAKAL:Mide rahatsızlığını geçirir. Hazmı kolaylaştırır. Ateş düşürücüdür. Cildin güzel olmasını sağlar. Yara ve yanıkların tedavisinde kullanılır. Cildi sıkıştırır. Sivilce ve aknelerin kurutur. Tonik olarak kullanılır. Dengeleyici ve yatıştırıcı özellikleri vardır.&lt;br /&gt;ADAÇAYI:az söktürücü, ter kesici, ,idrar arttırıcı etkileri vardır. Yara iyi edici ve antiseptik olarak kullanılmaktadır. Bebeklerde gaz gidericidir. Regl dönemi sıkıntılarına iyi gelir. Uyku verici ve iltihap giderici özellikleri vardır.&lt;br /&gt;SEDİR : Gerilimleri yatıştırır. Genellikle meditasyon aracı olarak kullanılır. Balgam söker,sakinleştirir ve gençleştirir.&lt;br /&gt;DEFNE: Antiseptik ve gaz giderici özellikleri vardır. Terletici ve antiseptik özelliklere de sahiptir. Saç ve kafa derisi tedavilerinde kullanılır. Saç büyümesine etki eder.&lt;br /&gt;HAVUÇ YAĞI: Cildin bozulmasını önler. Güneş yanıklarının iyileşmesine yardımcı olur. Hücre yenileyici, idrar arttırıcı, kan temizleyici, kan yapıcı ve kolesterolü düzenleyici etkiye sahiptir. Karaciğer ve safrakesesine iyi gelir.&lt;br /&gt;MELİSA: Terletici,kas gevşetici,sinirleri yatıştırıcı ve ateş düşürücü özellikleri vardır. Nefes darlığı ve astımda da kullanılır.&lt;br /&gt;ÇAM: Balgam söktürücü,terletici ve antiseptik özellikleri vardır. Kaslarla ilgili ağrılara iyi gelir ve ferahlık verir. Astım,bronşit,soğuk algınlığı ve gut hastalığı için kullanılır.&lt;br /&gt;SARMISAK:Mikrop öldürücüdür. Yüksek tansiyonu düşürür. İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Kanı temizler, kalp adalesini kuvvetlendirir. Siyatik varis, romatizma, mafsal iltihabında faydalıdır. Ayrıca saç uzamasını sağlar, dökülmesini önler. Saçkıran hastalığına iyi gelir.&lt;br /&gt;HİNDİSTAN CEVİZİ :Hazmı kolaylaştırıcı, bulantı ve kusmayı giderici etkilere sahiptir. İltihaplanmaya karşı etkili olması nedeniyle eklem ve kas ağrılarına, romatizmaya karşı haricen kullanılır. Fiziksel yorgunluğu giderici etkiye sahiptir. Saç dökülmesinde de etkilidir. Ayrıca pastalara esans olarak kullanılır.&lt;br /&gt;KAYISI:Akneleri temizler, cilde canlılık verir. Nemlendirici özelliğe sahiptir. Bağırsak parazitlerinde etkilidir.&lt;br /&gt;MENEKŞE: Mikrop kırıcıdır. Cilt hastalıklarında kullanılır. Egzama ve saç dökülmesinde etkilidir. Kuru saçları nemlendirir, parlaklık ve canlılık verir.&lt;br /&gt;ITIR: Dengeleyici ve sakinleştiricidir. Her tür cilt sıkıntısına iyi gelir. Hormon dengeleyici ve adet sıkıntılarına iyi gelen ıtır bedenin su tutmasına yardımcı olur. Selülit için etkindir.&lt;br /&gt;GREYFURT : Kafa karışıklığı, kıskançlık ve hayal kırıklığı gibi olumsuz düşünce durumlarında ilaç olarak kullanılır. Greyfurt, bu durumları yok eder ve canlandırıcı karakteri ile kararsızlık, sürüncemede bırakma ve geçmiş için kaygılanma durumlarında fayda sağlar. Manik ve depresif arasında gidip gelen durumlarda yardımcıdır.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5694189256018364613?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5694189256018364613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5694189256018364613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/06/aromaterapi.html' title='AROMATERAPİ'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Siv5QhVdJRI/AAAAAAAAAXY/Otqed0oy-rg/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-2972383801795092497</id><published>2009-06-05T14:06:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T14:09:24.227-07:00</updated><title type='text'>BU KİTABI OKUMANIZI İSTERİM</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SimJQKGaIOI/AAAAAAAAAXQ/Kz5xOpJBVP4/s1600-h/ruhsal%2520gelisim.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5343953343533949154" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 246px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SimJQKGaIOI/AAAAAAAAAXQ/Kz5xOpJBVP4/s400/ruhsal%2520gelisim.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ruhsal Gelişim ve Kader&lt;br /&gt;Hiçbirimiz boşuna yaratılmadık...&lt;br /&gt;Hiçbirimiz boşuna yaratılmadık ve hiçbir şey,hiçbir olay tesadüf değil....Bir an için koşuşturmaya ara verin ve geriye doğru yaslanıp düşünün:Niçin yaratıldınız?Neden şimdi ve neden bu gezegene gönderildiniz?Bir gün siz de ölümü tadacaksınız.Peki o ana hazır mısınız?Maddi değerler ölüm denilen boyut değiştirmede işinize yarayacak mı?Yoksa kredi kartları,etiketler ve mevki aslında bir sınav mı?Maddesel dünyadan kopmak doğru mu?Maddesel dünyadan kopmadan ruhsal yapımızı va özümüzü nasıl besleyebiliriz....Ruhsal Gelişim ve Kader'in yazılma amacını Ender Saraç,"Acı çeken çok sayıda kişinin acılarını hafifletmek,kendilerini farklı acıdan tanımalarını ve başkalarına bağımlı olmadıkları gerçek bir mutluluk yaşamalarını sağlamak" olarak belirtiyor...&lt;br /&gt;Kitabı okuduğuzda cevabını bulacağınız konular şunlar:*Kader nedir?(Spermin ovumu döllemesi)*Yedi bilinç hali nelerdir?*Kader programı ve bilinç düzeylerinin ilişkisi...*Beynin ne kadarını kullanabiliyoruz?*Acı nedir? Gerçekte acı var mıdır?*Astroloji / yıldızname kader programımızla ilgili ipucu verebilir mi?*Başkalarına her zaman yardım etmek,sürekli herkese iyi davranmak doğru mu?*Üstbilinç hallerine geçmek mümkün müdür?*Kişisel yazılım programımıza enerji transferi yapabilir miyiz?*Meditasyon nedir?*Chanting / Zikir (kelime veya ses tekrarı)*Evrensel enerji:Taici Çüen*Biyoenerji...*Astrolojide gezegenler ve evler neyi temsil ediyor?*Dinler üzerine...*Beden sağlığının ruhsal gelişime etkisi...*Reenkarnasyon (yeniden bedenlenme) var mı?*Kaçınılmaz gerçek : ÖLÜM....&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-2972383801795092497?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2972383801795092497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2972383801795092497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/06/bu-kitabi-okumanizi-isterim.html' title='BU KİTABI OKUMANIZI İSTERİM'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SimJQKGaIOI/AAAAAAAAAXQ/Kz5xOpJBVP4/s72-c/ruhsal%2520gelisim.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-7837772850557421793</id><published>2009-05-20T02:59:00.000-07:00</published><updated>2009-05-20T03:02:18.289-07:00</updated><title type='text'>7 GÜN BUNLARI YAPIN ZEKANIZ PARLASIN!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/ShPU_aUACOI/AAAAAAAAAWw/b5nI6zZAG3Y/s1600-h/einstein.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 233px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/ShPU_aUACOI/AAAAAAAAAWw/b5nI6zZAG3Y/s400/einstein.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337844169224227042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;7  günde Einstein gibi olmanın yolları:&lt;br /&gt;Hangimiz bir gün yataktan kalkıp da daha akıllı olduğumuzu görmek istemeyiz ki? Bu dilek her ne kadar ütopik olarak görülse de bir bilim adamının yöntemi, 1 hafta gibi kısa bir sürede, zekayı yüzde 40 oranında artırmanın mümkün olduğunu ortaya koydu. Beynin herhangi bir kas gibi olduğunu ve egzersizlerle güçlenebileceğini öne süren İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi’nin Biyomedikal Bölümü’nden Prof. Mark Lythgoes’in 1 hafta süren programı BBC’de yayınlandı. Programa katılan 100 kişinin IQ’larında, yüzde 40 oranına varan artış görüldü. Bu artış katılımcıların programa katılmadan önce girdikleri testle, programdan sonra uygulanan test sonuçları karşılaştırılarak elde edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bir haftalık program&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi: Dişinizi her zaman kullandığını elinizle değil, diğeriyle fırçalayın. Ve gözünüzü kaparatak duş alın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar: Sabah saatlerinde bulmaca çözün. Ve kısa yürüyüşe çıkın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi: Akşam yemeğinde yağlı balık yiyin. İşe ya yürüyerek ya bisikletle ya da daha önce kullanmadığınız bir araçla gidin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salı: Sözlükten bilmediğiniz sözcükleri öğrenin. Ve bunları günlük konuşmanızda kullanmaya çalışın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarşamba: Yoga, Pilates ya da meditasyon derslerine katılın. Daha önce tanımadığınız bir insanla konuşun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perşembe: İşe daha önce kullanmadığınız bir yoldan gidin. Televizyondaki ciddi bilgi programlarını izleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma: Alkol ve kafein tüketmekten kaçının. Alışverişe çıkarken listeyi ezberlemeye çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-7837772850557421793?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7837772850557421793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7837772850557421793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/7-gun-bunlari-yapin-zekaniz-parlasin.html' title='7 GÜN BUNLARI YAPIN ZEKANIZ PARLASIN!'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/ShPU_aUACOI/AAAAAAAAAWw/b5nI6zZAG3Y/s72-c/einstein.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-9089974385436738519</id><published>2009-05-16T13:20:00.000-07:00</published><updated>2009-05-16T13:23:47.212-07:00</updated><title type='text'>SEZGİ Mİ, AKIL MI?</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sg8gaTGIgNI/AAAAAAAAAWo/UTKadhsyLwI/s1600-h/reikii.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sg8gaTGIgNI/AAAAAAAAAWo/UTKadhsyLwI/s400/reikii.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5336519719632011474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sezgilerimizi dinleyerek aldığımız kararlar, çoğu zaman uzun uzun düşünerek aldıklarımızdan daha iyidir... Birbirinden ilginç deneyler yapan beyin araştırmacıları böyle diyor. Hatta sezgilerimiz olmasaydı, karar verme mekanizmamız doğru dürüst işlemezdi bile. &lt;br /&gt;Birbirinden ilginç testler, deneyler ve beyin görüntüleme yöntemleriyle bilinçaltının karanlığı aydınlatılmaya çalışılmakta. İster eş seçimi, ister yeni bir ayakkabı ya da yiyecek seçimi olsun burada bilinçsiz olarak ortaya çıkan yaratıcı kuvvetlerin dünyası söz konusu. &lt;br /&gt;Borsa hakkında hiçbir fikri olmayan deneklerin çoğu doğru seçim yapmışlar. Plessner, "Sezgilerimiz bıçak gibi çalışıyor, ama aklımız zayıf" diye değerlendiriyor bu sonuçları.  &lt;br /&gt;Soğuk bir kış günüydü. İki gün sonra yola çıkması gerekiyordu. Her zaman uçakla seyahat eden Filiz Hanım, bu sefer hiç düşünmeden trenle gitmeye karar verdi. Bu sezgisel karar genç iş kadınının yaşamını kurtardı. Filiz Hanımın her zaman bindiği uçak düşmüş, yolcuların birçoğu ölmüş, geriye kalanlarsa ağır yaralanmıştı.  &lt;br /&gt;Ahmet Bey iki kadını birden seviyordu, fakat kadınlar bir gün bu sırrı öğrendiler. Ve Ahmet Bey "ya o, ya ben" tehditlerine daha fazla dayanamayıp bir liste hazırladı. Bu listede iki kadının özelliklerini sıraladı, A hanımın özellikleri uzun vadeli bir birliktelik için gayet uygun görünüyordu, onunla mutlu olabilirim diye düşündü önce. Ama sonra birdenbire elindeki listeyi yırtıp atıverdi. Kalbi, doğru kadının B hanım olduğunu söylüyordu ve o da kalbinin sesini dinleyerek uzun yıllar mutlu bir beraberlik yaşadı.  &lt;br /&gt;Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkün, hemen hemen hepimizin buna benzer bir veya iki anısı vardır.  &lt;br /&gt;Birkaç saniye içinde hiç düşünülmeden alınan kararlarla elde edilen olumlu sonuçları, genelde şans veya rastlantı olarak değerlendiririz. &lt;br /&gt;Fakat bilim adamlarının görüşü farklı. "Sezgisel kararlar, genelde uzun uzun düşünerek alınanlardan çok daha iyidir" diyor mesela Max-Planck Eğitim Bilimleri Enstitüsü sezgi araştırmacısı Gerd Gigerenzer. Elbette ki bilim adamının yirmi yılı aşkın araştırma sonucunda bulduğu çözüm: Kalbinin götürdüğü yere git! değil.  &lt;br /&gt;Gigerenzer ve dünyanın diğer bölgelerindeki psikologlar, kavram bilimciler ve beyin araştırmacıları, düşüncelerimize, duygularımıza ve sezgilerimize dayanan süreçleri çözerek, sezgisel kararların birçok durumda, hesaplı kitaplı kararlardan daha doğru olduğunu görüyorlar.  Mesela Princeton Üniversitesi'nden Jonathan Cohen , şu sıralar sezgisel kararlar sırasında işleyen nöronsal süreçleri araştırıyor.  &lt;br /&gt;Birbirinden ilginç testler, deneyler ve beyin görüntüleme yöntemleriyle bilinçaltının karanlığı aydınlatılmaya çalışılmakta. İster eş seçimi, ister yeni bir ayakkabı ya da yiyecek seçimi olsun burada bilinçsiz olarak ortaya çıkan yaratıcı kuvvetlerin dünyası söz konusu. &lt;br /&gt;Bilinçsiz kararlar genelde her zaman bilinçli kararları tamamlıyorlar ve araştırmacılar gerçekten de sürpriz sonuçlarla karşı karşıya kalıyorlar. Örneğin bir araştırmada öğrenciler birkaç dakika içinde bir öğretmenin, dersi mantıklı bir şekilde anlatıp anlatmadığına karar vereceklerdi.  &lt;br /&gt;Sonuç mu? İlginç bir şekilde ani karar verenler, dersi bir saat kadar dinleyenlerden daha iyi tahminde bulundular diyor bilim adamları. Diğer bir araştırmada ise yeni tanışan ve sadece altı dakika konuşmalarına izin verilen çiftlerden birbirlerini değerlendirmeleri istenmiş. Burada da birbirlerini çok daha kısa bir süre için görenler daha başarılı olmuşlar. &lt;br /&gt;Seksenli ve doksanlı yıllardaki araştırmalardan sonra beyin araştırmacıları, bilincin aslında alınan kararların sadece küçük bir kısmı için yeterli olduğunu buldular. Mesela hiçbir şey yapmadan koltukta oturan bir kişi bile, en az o kadar duyu hücresinden bedenden beyne gönderilen 11 milyon duyu algısının "bombardımanına" uğruyor. &lt;br /&gt;Buna koltuğun, sırtına yaptığı baskı, saatin çalışması ya da az önce yemiş olduğu köftenin tadı da dahil. Bu tür algılar genelde çok hızlı kararlar gerektirir. Oturmalı, kalkmalı mı? Camı açık mı bırakmalı, yoksa kapamalı mı? Bilincimiz aynı anda en fazla 40 duyu algısıyla başa çıkabiliyor. Geriye kalanlar tamamen çalışma kapasitesi yetersizliği yüzünden beyindeki "otomatik pilot" tarafından değerlendirilmekte.  &lt;br /&gt;AKLIN GÜCÜ  &lt;br /&gt;Burada söz konusu olan "duygusal zekâ" ya da "sosyal yetinin" yeniden keşfi değil. Her gün almak zorunda kaldığınız yüzlerce küçük ve büyük kararlar mercek altına yatırılıyor. Yani her şey insan ve düşünce üzerine dönüyor. &lt;br /&gt;Ancak bilincin karar almada sanıldığı kadar etkili olmaması, aklın gücüne olan inancın sarsılmasına neden olduğu gibi insanları kandırılmaya da eğimli kılmakta. Bilim adamlarının ve reklamcıların satın alma isteğini beynin bilinç bölgesinden sezgisel bölgeye taşıyarak, iyi tüketiciler yaratma çabası "nöro-pazarlama" olarak adlandırılmakta.  &lt;br /&gt;Duyguların davranışlar ve düşünceler üzerindeki etkisinin ne kadar önemli olduğunu Iowa Üniversitesi nöroloğu Antonio Damasio göstermişti aslında. Bilim adamı çığır açan bir araştırmayla böylece duygularımızın zekâsına ulaşan ilk bilim adamı oldu. Damasio, deneklerin önüne dört deste kağıt koymuştu. İki destenin kâğıtları (A ve B) daha büyük kazançlar verirken, diğer desteler ( C ve D) daha az kazanç sağlıyordu. Ancak tüm destelerde kayıplar da söz konusuydu. Ve Damasio bu kâğıt oyununu, C ve D destelerinden yararlanılmasıyla, daha kârlı olabilecek şekilde ayarlamıştı. Oyundan önce deneklerin ellerine, bir tür yalan detektörü gibi işleyen elektrotlar yerleştirilmiş. Denekler ilk başta hangi destenin ne kadar kazanç getireceğini anlamadıysalar da 50. elden sonra bazıları A ve B desteleriyle oynamanın "herhangi bir nedenle riskli" olduğuna karar vermişler. Ve yalan detektörü sürpriz bir şekilde, oyuncuların A ve B destelerindeki onuncu karta uzandıklarında alarm çalmıştı. Yani sezgi, bu iki destenin riskli olduğunu bilinçten önce kavramıştı. Duygular asla lüks değildir, bilhassa onlar olmadığı zaman şaşkın bir vaziyette ortada kalırdık diye değerlendiriyor bu durumu Damasio. &lt;br /&gt;Bilim adamı aynı kâğıt oyununu kaza ya da inme gibi hastalıklar yüzünden burun ve alnın arkasında kalan beyin bölgesinde ("ventromedial prefrontal korteks") bozukluk taşıyan hastalarla da oynayınca, ellerinin asla diğer deneklerde olduğu gibi terlemediği ve davranışlarının değişmediğini görmüş.  İşte Damasio bu nedenle söz konusu beyin bölgesinin, nöronsal süreç içindeki karar mekanizmasında, başlıca rolü üstlendiğini düşünüyor. Anlaşıldığı üzere ventromedial prefrontal korteks, duygu ve akıl arasındaki bağlantıyı oluşturmakta. Limbik sistemde oluşan duygular, burada büyük beyin kabuğundaki rasyonel düşünce ile bağlanmakta. Damasio, bu bağlantı olmadığı zaman insanın "engelli" olduğuna inanıyor. İnsan sadece aklıyla hareket edemez diyor.  &lt;br /&gt;DUYGULAR BİLGİYİ NERDEN EDİNİYOR?  &lt;br /&gt;Peki ama duygular bilgileri nereden elde ediyorlar? Yani hangi kâğıt destesinin riskli olduğunu nereden biliyorlar? Duygu dünyası yoksa her türlü kazancı ve kaybı düzenleyen bir tür muhasebeciye mi sahip? Alman psikolog Henning Plessner 'in, tahmini tam da bu yönde. Bilim adamı araştırmalarıyla, bilinçsiz öğrenme yetisinin olağanüstü potansiyelini kanıtlamayı başardı. Bu amaçla deneklerini reklam yayınlarının karşısına oturtmuş. Bilim adamının amacı aslında deneklerin aklını karıştırmak idi. Bazı televizyon kanallarında olduğu gibi reklam görüntülerinin altında borsayla ilgili bilgiler geçiyordu banttan. &lt;br /&gt;Bunların akılda kalması imkânsızdı, ayrıca deneklere sadece reklamlarla ilgili sorular soracağımı söylemiştim diyor Plessner. Fakat asıl amacı banttan geçen borsa senetlerinden hangilerini satın almak istediklerini öğrenmekti. Ve sonuçlar gerçekten de şaşırtıcı olmuş. Borsa hakkında hiçbir fikri olmayan deneklerin çoğu doğru seçim yapmışlar. &lt;br /&gt;Plessner, "Sezgilerimiz bıçak gibi çalışıyor, ama aklımız zayıf" diye değerlendiriyor bu sonuçları. Anlaşıldığı üzere denekler, borsa bilgilerini bilinçsiz olarak öğrenmişlerdi. Beyin araştırmacıları "priming" olarak adlandırdıkları bu bilinçsiz öğrenme yetisini ilk olarak, hatırlama yetisini yitiren amnezi hastalarında keşfetmişlerdi. Hastalar bir sorunun yanıtını öğrendikten bir müddet sonra daha önce kendilerine sorulan soruyu hatırlamasalar da aynı soruyla karşılaştıklarında doğru yanıtı veriyorlar.  &lt;br /&gt;Tıpkı amnezi hastalarında olduğu gibi sağlıklı insanların beyinlerinde de bilinçsiz bir veri belleği işlemekte. Bu özellikle de bilincin narkoz nedeniyle devre dışı kaldığı durumlarda kendini belli ediyor. Ameliyat masasında hastalara belli başlı sözcükler okuyan beyin araştırmacıları, hastaların uyandıktan sonra aynı kelimeleri kullandıklarını görmüşler. &lt;br /&gt;Ancak beyin bilinçsiz olarak sadece bilgi toplamakla kalmayıp, onları tartıyor, değerlendiriyor ve sınıflandırıyor da. Bilinçsiz karar verme yetisi özellikle de mimiklerdeki sinyallerde çok iyi işlemekte.  &lt;br /&gt;Çünkü insan, yüz ifadelerini okumak konusunda başka hiçbir alanda olmadığı kadar ustadır. Beyinde, sadece yüzlerdeki belli başlı ifadeleri algılamaktan sorumlu olan bir bölge bulunuyor. Gyrus fusiformis bölgesini evrim boşu boşuna bu şekilde yaratmamış. Çünkü insan yüzü, konuşulandan çok daha fazlasını söyleyebilir. Aklımız sözcüklerle uğraşırken, bilinçaltımız alın, ağız ve gözlerdeki minik ama çok anlamlı hareketleri takip ediyor. &lt;br /&gt;MİMİKLER VE DUYGULAR  &lt;br /&gt;Kaliforniya Üniversitesi'nden Paul Ekman yüz kaslarından tam 43 tane hareket birimi ve aynı zamanda da mimik dilinin oluştuğu kelimeleri bir araya getirmiş. Bu hareketlerden beş tanesinden 10.000'in üzerinde yüz ifadesi çıkarmak mümkün. Gerçi birçoğu pek bir şey söylemiyor ama en azından 3000 tanesi korku, sevinç, iğrenme ya da yalan gibi duyguları açığa çıkartıyor. &lt;br /&gt;Bununla birlikte sezgiler hakkındaki uzmanlık bilgisi mimiklerin gizlerinden çok daha fazlasından ibaret. Beynin sezgisel gücü, dünya hakkında çok sayıda bilinçsiz bilgiden oluşmakta. Bilim artık yeni görüntüleme sistemleri sayesinde, beyindeki sezgisel kararların nerede ve nasıl alındığını saptayabiliyor.. Denekler, beyne muazzam bir manyetik alanın yansıdığı tomografi tüpüne benzer bir aygıta yatırıldıktan sonra, bilim adamları sinir hücrelerinin etkin olduğu bölgeleri kesin bir şekilde saptayabiliyorlar. Fonksiyonel çekirdek spin tomografisi olarak adlandırılan bu yöntemle yapılan testlerden biri şöyle: Deneklere noktacıklardan oluşan motifler gösteriliyor ve denekler sadece 40 milisaniye sonra hangisinin bir objeyi gösterdiğini bulmak zorundalar.  &lt;br /&gt;Zaman çok kısıtlığı olduğu için denekler sezgilerine göre hareket ederek yanıt veriyorlar. Bu tür testlerde 20 ila 30 motiften sonra verilen yanıtlar genelde doğru. Deney sırasında beyin etkinliklerini inceleyen bilim adamları, sinir hücrelerinin gyrus fusiform, hippocampal gyrus, anterior claustrum gibi bölgelerde etkinleştiklerini görseler de, en çok da medial orbitofrontal korteks bölgesiyle ilgileniyorlar. Bu bölge tam olarak göz boşluğunun üzerinde, alnın arkasında yer almakta.  &lt;br /&gt;EVRİMSEL AÇIDAN BEYİN  &lt;br /&gt;Beyin araştırmacıları artık bazı durumlarda sadece tomografiye bakarak bile bir deneğin ne şekilde karar aldığını görebiliyorlar. Bu alanın ilk uzmanlarından biri Princeton Üniversitesi Beyin, Düşünce ve Davranış Araştırmaları Merkezi'nden Jonathan Cohen . Bilim adamı sezgiyle ilgili deneyler sırasında özellikle de beynin bazal bölgesinde önemli bir etkinlik görüyor. Bu bölge evrimsel açıdan da beynin daha eski kısmında yer almakta ve her şeyden önce duygusal reaksiyonlardan sorumlu. İnsanlar genelde sezgilerine güvenmeye hazırlar. Ve bu şekilde karar alma yetisi milyonlarca yıl içinde gelişerek kalıcı olmuştur diye açıklıyor Cohen. &lt;br /&gt;Fakat özellikle de modern endüstri ve bilgi toplumunda, insanları hatalı yola sürükleyebiliyor. Sonuçta insan yaşam biçimini, beynin takip edebileceğinden çok daha hızlı değiştirmekte. Sezgisel düşüncenin zayıf tarafını yakalamaya çalışan bilim dalı nöroekonomi olarak adlandırılmakta.  Nöroekonomi üzerine ilk uzmanlaşan bilim adamlarından biri olan Princeton Üniversitesi psikologu Daniel Kahneman, 2002 yılındaki çalışması için Ekonomi Nobel ödülünü almıştı. Psikolog, sezgilerimize bazen güvenebileceğimizi ama bazen de güvenemeyeceğimizi söylüyor, özellikle de söz konusu para olduğunda. İnsanın en karakteristik davranışlarından biri, risklerden çekinmesi diyen Kahneman, bunu bir testle de kanıtlamış. İnsanlar güvenli bir kazancı daha düşük bile olsa elde edilmesi daha zor olanına tercih ediyorlar. Kayba bağlı korku, bir kazanca duyulan sevincin iki katı kadar. Bu durum hisse senetlerindeki artışın tahmin edilmesi sırasında sorun yaratıyor. Senetler yükseldiğinde, insanlar kazancı almak için gereğinden erken davranıyorlar.  Oysa değeri düşen senetlerde tamamen farklı bir etki çıkıyor ortaya. Denekler 90 liralık güvenirli bir kazanç ve %90 olasılıkla elde edebilecekleri 100 liralık kazanç arasında tercih yapmaları gerektiğinde ikinci alternatifi seçerek, %10'luk olasılığa umut bağlıyorlar. "Birdenbire kaybetme korkusu yüzünden her şeyi tehlikeye atmaya hazır hale geliyorlar" diye açıklıyor bu durumu Kahneman. İnsanın diğer bir eğilimi de kötü sonuçlar doğurabilir.  Geleceği görme yetisine çok fazla güvenmesi halk ekonomisi üzerinde son derece etkili olmakta diyor Kahneman. Firma kurucularının %80'i piyasada yerlerini sağlamlaştıracaklarına inanmasına rağmen, %75'i beş yıl sonra piyasadan silinmekte. Ama doğuştan var olan bu iyimserlik olmasaydı, ne şirketler dünyası ne de ekonomi dinamiği bu boyutta olmazdı. Bununla birlikte bu fenomen, şirketlerin, risklerini yeterince iyi tahmin edememelerine yol açmakta. Bu iyimserlik borsada sürekli bir hareketlilik yaratmakta. Borsaya yatırım yapanlar, hep %100'lük fikirlere sahip olduklarına inanıyorlar diyor Kahneman. Bir Discount-Broker'in (Discount Broker-Müşteriler adına menkul değer alım satımı yapan ve diğer aracılardan daha düşük komisyon veren komisyoncular) on bin transaksiyonuyla ilgili analizler, borsada oynayan insan sayısının artışıyla birlikte başarı oranının da buna bağlı olarak düştüğünü göstermiş. Kavram bilimcilerin, insan beyninden çıkardıkları tabloya göre, sezgilerin verdiği bilgiler insanın kendi çevresinde daha iyi yol bulmasını sağlamakta, ama öte yandan da mantığı hiçe sayıyor.  Yale Üniversitesi psikoloğu John Bargh , aklın ikinci düzleminin, davranışları ne şekilde kontrol altına aldığını bir video kamerayla belgeledi. Bargh, algıların ne şekilde beyne girip, davranışları etkisi altına aldıklarını göstermek için San Francisco havaalanında bekleyen yolculardan rasgele birkaç tanesini seçerek bir psikoloji testine katılmalarını rica etmiş. Bu insanların yarısına en iyi gençlik arkadaşı, diğer yarısına ise işten sonra birlikte bira içmeyi en az isteyeceği bir iş arkadaşı sorulmuş. Denekler hiç farkında olmadan manipüle olmuşlardı. Kendilerine arkadaşları hatırlatılan deneklerin neredeyse tümü, ikinci araştırmaya katılmaya hazırdılar. Oysa sevmedikleri bir iş arkadaşını düşünmek zorunda kalanlar, ikinci bir araştırmaya katılmaya yanaşmamışlar. Arkadaşını düşünmek kişileri işbirlikçi kılarken, sevilmeyen iş arkadaşının düşüncesi tam tersi bir etki yaratmıştı.  Bargh, bilinçsiz değerlendirme ve davranış arasında çok kısa bir yolun bulunduğunu söylüyor. Çünkü bilinçaltı, beynin hareketlerden sorumlu merkezine doğrudan doğruya bir kanal açıyor. Kaslar otomatik olarak iyi şeylere yaklaşırken, kötülerden uzaklaşıyorlar. Bu durum aslında hayatta kalmayı garantileyebilir, ama aynı zamanda manipülasyona da izin vermekte. İnsanları ne şekilde etkileyebileceğimizi bildiğimizde elimizde müthiş bir enstrüman var demek diyor bilim adamı. Piyasa stratejileri bugün daha çok gerçeklerle geliştirilmekte ve bunlar yakında çekirdek spin tomografilerinden elde edilecek. Bir Amerikan firması kısa bir süre önce "Brainbranding" olarak isimlendirilen bir program başlattı. Bu düşünceyle doğrudan doğruya tüketicinin beynine ulaşılmaya çalışılmakta. Sonuçta bir marka için karar kılarken insanlar son derece sezgisel davranırlar. Bu durumdan Coca Cola firması da yararlanmakta. Çekirdek spin tomografi tüpünde yatan deneye hortumla markaları söylemeden Pepsi ve Coca Cola içirildiğinde, denekler genelde ilk içtikleri gazozu daha çok beğeniyorlar. Gerçekten de Cola'nın rakibi, nöronsal ödüllendirme merkezinde beş misli güçlü reaksiyon göstermekte. Fakat markalar açıklandığında, denekler Coca Cola'yı daha çok beğendiklerini söylüyorlar. Ve tomografi ekranında bu sefer, kararın beğenilmesi ve insanın kendi görüntüsünün işlendiği medial prefrontal korteksin etkinleştiği görülmekte. İnsanların tercih ettiklerin markalar, bir yerde kendilerinin bir parçasıdır diyor Alman beyin araştırmacısı Ernst Pöppel. Pazarlaması bu noktaya gelen bir firma savaşımı kazanmış demek, bundan sonra müşterinin bağlılığı hiçbir sınır tanımaz. Bilim adamı güçlü bir markanın beyinde çok özel bir motif bıraktığına inanıyor ve araştırma ekibiyle şimdi markalar için bu "meta ölçüsünü" bulmaya çalışıyor. Müşterinin beyninde bu motifin ne şekilde oluşturulabileceği bulunduğu taktirde, reklamlar ve pazarlama stratejileri çok daha başarılı olacak. Ayrıca beyin araştırmalarıyla elde edilen sonuçlar dikkate alındığında, televizyon ve sinema spotlarının birçoğu daha etkili bir şekilde hazırlanabilecek. Çekirdek spin tomografisiyle yapılan deneylerle örneğin, hemen spotun başında gösterilen markanın çok daha akılda kalıcı olduğu anlaşılmış.  &lt;br /&gt;Beyin araştırmacıları öte yandan ödüllendirme merkezinin en iyi ne şekilde etkinleşeceğini bile buldular. Mesela tüketici ikramiyelerle kandırılacaksa, önce bedava alışveriş fişi gibi küçük bir hediye verilmeli ve bundan sonra örneğin tatil gibi büyük bir ikramiye sunulmalı diyor araştırmacılar. Bu sunumlar, Nucleus accumbens bölgesindeki sinapsları elektrokimyasal fişek gibi harekete geçirmekte. Ayrıca ekstrovert (dışa dönük) tipler kendilerini ödüllendirmeyi daha çok seviyorlar. Bu konuda yapılan diğer araştırmalarla alışveriş sırasında cingulum anterior bölgesi, dahili bir kontrol merkezi gibi hareket ederek, aklımızın belli başlı davranışa karşı iyi nedenler gösterdiği zaman tepkisel davranışları baskılar. Fakat, ikramiye levhası, daha yüksek fiyatla satılan ürünün üzerinde yanıp söndüğünde, tüketicinin mantığı devre dışı kalmakta. Tüketici davranışlarıyla ilgili deneyler arttıkça, pazarlamacıların da şansı artacak. Tabii nöropazarlama araştırmaları sadece reklam endüstrisinin işine yaramayacak. Tüketiciler nörolojik taktikler hakkında ne kadar çok şey öğrenirlerse, kendilerini baştan çıkaran reklamlardan o kadar iyi koruyabilecekler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-9089974385436738519?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/9089974385436738519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/9089974385436738519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/sezgi-mi-akil-mi.html' title='SEZGİ Mİ, AKIL MI?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sg8gaTGIgNI/AAAAAAAAAWo/UTKadhsyLwI/s72-c/reikii.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-1223939857167317231</id><published>2009-05-14T07:33:00.000-07:00</published><updated>2009-05-14T07:37:19.441-07:00</updated><title type='text'>MAHALLE BASKISI-ALEV ALATLI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgwsOEuq05I/AAAAAAAAAWg/ZZX2eQD6PfI/s1600-h/ismailyigit_Alatli.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 177px; height: 180px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgwsOEuq05I/AAAAAAAAAWg/ZZX2eQD6PfI/s400/ismailyigit_Alatli.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335688278826472338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evet, bir zamanlar, yarım asır kadar önce bir zamanlar, eteği açılan yeni yetme kızları "adam gibi otur, başımızı derde sokma!" diye uyaran abiler vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı teyzelerin, "oğlum, bana bir ekmek alıver" diyerekten bakkala gönderiverdikleri, yaşlı amcalar yanlarından geçip giderlerken sigaralarını saklayan, yabancı konuklara gidecekleri adrese kadar refakat etmeyi görev sayan abiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırsızların peşinden seyirten, komşularına sahip çıkan abiler. Kolluk kuvvetlerinin "polis amca", izne çıkan erlerin "asker abi" oldukları zamanlar. Okula yayan yürünen zamanlar. Hocaların vurdukları yerde güllerin bittikleri zamanlar. Bayram hediyesinin mendil olduğu, oyuncaksız zamanlar. "Deli saraylı" Fitnat Hanım'ın son deliliğinin, imamın oğlunun haylazlığının dile düştüğü zamanlar. Kapı komşu Rum, Yahudi ya da Ermeni ailesiyle keyifsiz olmayan bir tecessüsle ilişki kurulduğu zamanlar. Kapı komşu subay ailesinin tayininin çıkmasının sohbet malzemesi olduğu zamanlar. Hanımlardan "hanım," beylerden "beyefendi" gibi davranmalarının istendiği zamanlar. "Hanım"sız, "bey"siz, "hanımefendi"siz, "abi"siz, "amca"sız, "yenge"siz, "efendim"siz konuşulmadığı zamanlar. "Arz ederim"in, "estağfurullah"sız bırakılmadığı zamanlar. Büyükler konuşurlarken çocukların susmaları beklenen zamanlar. "Arsız" çocukların kulaklarının çekilmesinde sakınca görülmeyen zamanlar. Tek çocukta kalmanın yanlış olduğuna inanılan zamanlar. Çocuksuzluğun acıma uyandırdığı zamanlar Büyüklerin çocuklarınkinden ayrı bir yaşamları olduğunun teslim edildiği zamanlar. Çocukların her yerde görülmedikleri zamanlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terk ettiğimiz o güzel hasletler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küfrün yüz kızarttığı zamanlar. Latifeye latif gerektiğinin düşünüldüğü, küfrün mizahtan sayılmadığı zamanlar. El yazısının inciliğinin, doğru noktalamanın prim yaptığı zamanlar. Öğretmenlerin ellerinin öpüldüğü zamanlar. Her onbeşlikten üçünün "şiir" yazdığı; Yahya Kemal'in, Nazım Hikmet'in dizelerinin ezbere bilindiği zamanlar. Tek radyonun uzun dalga "Ankara" radyosu, "tek" gazetenin "Cumhuriyet" olduğu zamanlar. Yurtdışını hariciyecilerden başka kimsenin görmediği zamanlar. Yabancı dil bilenin parmakla gösterildiği zamanlar. Kambiyo, kur, enflasyon gibi kelimelerin evlerden uzak durdukları zamanlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeğin evin mutlak reisi olduğu zamanlar. Aile içi kavgaların, karakola taşınmadığı zamanlar. Babanın ailesini tek başına geçindirmesinin beklendiği zamanlar. Askerlik, şoförlük, polislik, profesyonel sporculuk gibi mesleklerin erkeklere özgü oldukları zamanlar. Annenin tüm mesaisini ailesine adamasının beklendiği zamanlar. Ev işlerinin sadece kadınların sorumluluğunda olduğu zamanlar. Kadınların kocalarından "beyim" diye bahsettikleri zamanlar. Sokak giysilerinin evde, ev giysilerinin sokakta giyilmediği zamanlar. Erkeklerde uzun saçın kuşku uyandırdığı, eşcinsellerden hazedilmediği zamanlar. Erkeklerin öğle yemeklerini evlerinde yedikleri zamanlar. Yemeklerin ailecek yendiği zamanlar. Çayın yanında ev kurabiyesi değilse, kenarları tırıklı pötibör bisküvisinin çıkarıldığı zamanlar. Şarap ve rakı şişelerinin mahalle bakkalının raflarında toz bağladığı, evde bulunması muhtemel tek alkollü içkinin "bayram likörü" olduğu zamanlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yastıkta kocamanın kural olduğu, boşanmanın kuşku uyandırdığı zamanlar. Nikâh memurlarının "..hastalıkta, sağlıkta..." şeklindeki kilise nikâhı formülüne öykünmedikleri zamanlar. Evlilik dışı birlikteliklerin "günah" sayıldığı zamanlar. Evlilik dışı "birliktelik" yaşayanların toplumdışı edildikleri zamanlar. Evlilik dışı çocukların kabul görmedikleri zamanlar. Beyaz gelinliğin bakirelere özgü olduğu zamanlar. Evlenme cüzdanı göstermeksizin otellerde aynı odanın paylaşılamadığı zamanlar. "Sevgili" kelimesinin aziz tutulduğu zamanlar. Metres hayatı yaşamanın aşağılık sayıldığı zamanlar. Anne-babaların çocuklarının "arkadaşları" değil, "ebeveynleri" oldukları zamanlar. Genç kızların geceleri sokakta bir başına gezmedikleri zamanlar. Kızların "sevgili"lerinin varlığının duyulmazdan geldiği zamanlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamileliğin mahremiyetten sayıldığı zamanlar. Herkesin önünde emzirmenin yakışıksız olduğu zamanlar. Kamuya ait alanlarda ve medyada çıplaklığın ayıp sayıldığı zamanlar. Saçların, beyazları kapatmak için sadece kendi rengine boyandığı zamanlar. Giysilerin yazısız, markaların giysilerin içinde saklı olduğu zamanlar. İç çamaşırlarının gözlerden uzakta kurutulduğu zamanlar. Kadın pedlerinin, prezervatiflerin açıkta satılmadığı zamanlar. Kadınların ortalık yerde göbek atmadıkları zamanlar. Kadınların sevdikleri şarkıcıları oturdukları yerden dinledikleri zamanlar. Sahneye fırlamanın, şarkıcıyı öpmeye kalkışmanın düşünülemez olduğu zamanlar. "Hayat kadınları"nın saçlarının oksijen sarısından tanındığı, örtülü türlerine rastlanmadığı zamanlar. Büyüklere ve yabancılara "siz" diye hitap edildiği zamanlar. Sunucuların birbirlerini ilk isimleriyle çağırmadıkları, işyerlerinde "hanım, bey ya da efendim" sözcüklerinin yasaklanmadığı zamanlar. Pazarcı teyzelerin el örgüsü yeleklerinin altından üzerinde "I'm a sex machine" gibisinden bildiriler yazılı tişörtlerin sırıtmadığı zamanlar. Politikacıların saç ektirmedikleri, miyop gözlerini çizdirmedikleri, imaj-yapımcısı türünden mesleklerin olmadıkları zamanlar. "Üzüm üzüme bakarak kararır", "kızını dövmeyen dizini döver", "işten artmaz dişten artar" türünden atasözleriyle eğitildiğimiz zamanlar. "Haram, helâl ver Allah'ım, çoluk çocuk yer Allah'ım"ın yakarışının "tövbe, estağfirullah"la püskürtüldüğü zamanlar. Sokakta yemek yemenin günah sayıldığı zamanlar. Komşulardan nezaket beklendiği, "ev alma komşu al" düsturunun şiar olduğu zamanlar. "Ekonomik suç" kavramının bilinmediği, istifçiliğin, tefeciliğin, kazıkçılığın yüz kızarttığı zamanlar. Eve sarı zarf getiren postacıdan utanıldığı zamanlar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1950'lerden itibaren terk etmeye koyulduğumuz yaşam biçimimizden şöyle bir toplarladığım enstantaneler bunlar; kentleşme hızıyla doğru orantılı olarak geride bıraktığımız yaşam biçimimizden. Aklıma düşmeyen kim bilir daha neler, neler vardır. Evet, doğru, toplam nüfusunun sadece % 21,3'ünün kentlerde yaşadığı 1950'lerde bireyler birbirlerine göre mesafe alır, mahalle abileri-aile büyükleri-öğretmen üçgeninin sözünden çıkmak yürek isterdi. Buna, başörtülü ya da başörtüsüz, giyim şekli dahil. Etek boylarının, yaka oyuklarının, kumaşların, pantolonların, hatta renklerin kabul edilebilirliklerinin bu sacayağı tarafından "kararlaştırıldığını" biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahalle baskısı saçmalığı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ki, kent nüfusunun % 29,7'ye yükseldiği '60'lara gelindiğinde, abilerin; % 38,4'i bulduğu '70'lerde öğretmenlerin; '80'lerden itibaren de aile büyüklerinin otoriteleri, kendilerinden daha büyük bir otoritenin, "küresel yaşam biçimi"nin karşısında duraksayıp, sendelemelerine tanık olduk. Küresel yaşam biçimi, önce mahalleyi dağıttı. Rahmetli Menderes'le tatbikata konulan çağdaş şehircilik anlayışı, başta Fatih ilçesinde olmak üzere, İstanbul'un mahalle iklimini yok etti. Bunu diğer kentlerimizdeki istimlaklar izledi. "Plaza"ların, "tower"ların, "MyCity"lerin, "Arkeon"ların, "Pelican Hill"lerin "mahalle" yerine geçtiği toplaşmalarda, esas olan mahalle kültürü değil, yüksek duvarlarla korunan ayrıcalıklı yaşam biçimleridir. Bu bağlamda, Fatih ilçesindeki filânca marketin içki reyonunu Ramazan günü örtü altında saklamış olması, ilçede mahalle baskısını etkin kılan "homojen" yapılanmanın varlığına değil, satıcının nezaketine değilse, ticari kaygılarına işaret eder. Geçen gün oruçlu Başbakan'dan içki ruhsatı almak için yardım isteyen dükkân sahibinin sergilediği umursamazlık, dilerseniz medeni cesaret, keza. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mahalle baskısı" olması için, "mahalle"nin olması gerekir. Nitekim, şehirleşme oranın 1990'da % 59,2'yi, 2000'de % 64,7'yi, 2005'te % 67,3'ü bulurken, küresel baskı daha da güçlendi, mahalle abilerinin yerini pop yıldızları, öğretmenlerin yerini sütun yazarları, aile büyüklerinin yerini başarılı işadamları aldı. Televizyonu, sineması, interneti, you-tube'u, i-podu, sporu, müziği, magazini, estetiği, yemeği ile takviyeli gelen küresel baskı, kentlerde, dar alanlarda, dipdibe yaşayan insanlar arasında daha hızlı ve kolay yayılırdı. Öyle, oldu. Neticeyi kelam, mahalle baskısı deveyse, çağdaş Batı'nın yaşam biçiminin baskısı, gerek nitelik, gerekse nicelik açısından fildir. Birleşmiş Milletler'in kentleşme tahminleri (2015'te % 71,9; 2030'da % 77,7) doğru çıkarsa, "çağdaş seçkinler"imiz nezdinde daha şimdiden "tek ölçü" olmak yolundaki estetik kıstaslar, beğeniler ve davranış biçimlerinin, kendilerini "evlerinde" hissedecekleri düzeylere varacak şekilde yayılması beklenmelidir. Sabretme sırası, onlardadır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Alev Alatlı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-1223939857167317231?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1223939857167317231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1223939857167317231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/mahalle-baskisi-alev-alatli.html' title='MAHALLE BASKISI-ALEV ALATLI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgwsOEuq05I/AAAAAAAAAWg/ZZX2eQD6PfI/s72-c/ismailyigit_Alatli.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-3043883044649641581</id><published>2009-05-12T12:53:00.000-07:00</published><updated>2009-05-12T13:30:25.404-07:00</updated><title type='text'>KIZIMIN OKUMA BAYRAMI HEYECANI...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgncNRuRaiI/AAAAAAAAAWY/FxWxCx2QNnk/s1600-h/P1050169.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgncNRuRaiI/AAAAAAAAAWY/FxWxCx2QNnk/s400/P1050169.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335037354250955298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sgna2NFF5QI/AAAAAAAAAWQ/Z3IhMVR2X9Q/s1600-h/P1050098.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sgna2NFF5QI/AAAAAAAAAWQ/Z3IhMVR2X9Q/s400/P1050098.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335035858355873026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgnaGVYfUGI/AAAAAAAAAWI/R5TvXasSHho/s1600-h/P1050085.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgnaGVYfUGI/AAAAAAAAAWI/R5TvXasSHho/s400/P1050085.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335035035950993506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgnZZ9b4ChI/AAAAAAAAAWA/u2KrNwDoQ_c/s1600-h/P1050076.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgnZZ9b4ChI/AAAAAAAAAWA/u2KrNwDoQ_c/s400/P1050076.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335034273608501778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgnY2tF-qsI/AAAAAAAAAV4/6XUj3fRuvE0/s1600-h/P1050063.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgnY2tF-qsI/AAAAAAAAAV4/6XUj3fRuvE0/s400/P1050063.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335033667926272706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgnXJIZvu7I/AAAAAAAAAVw/C_fP83GD6DM/s1600-h/P1050171.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgnXJIZvu7I/AAAAAAAAAVw/C_fP83GD6DM/s400/P1050171.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335031785471327154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sevgili kızım Feyza'nın okuma bayramı görüntülerini ve heyecanını sizlerle paylaşmak istedim.Çocuklarımız öyle güzel bir program hazırlamışlardı ki,hepsini ayakta alkışladık.Feyza'cığım sunucu olmanın heyecanını yaşadı ve tabii bana da yaşattı.Çok başarılıydı,kızımla gurur duydum.Esentepe Koleji öğretmenlerine ve sınıf öğretmenimiz Şükran Değer'e verdikleri emekten dolayı teşekkür ediyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-3043883044649641581?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3043883044649641581'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3043883044649641581'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/kizimin-okuma-bayrami-heyecani.html' title='KIZIMIN OKUMA BAYRAMI HEYECANI...'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgncNRuRaiI/AAAAAAAAAWY/FxWxCx2QNnk/s72-c/P1050169.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-2862613018746314307</id><published>2009-05-10T00:52:00.001-07:00</published><updated>2009-05-10T00:56:47.397-07:00</updated><title type='text'>ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgaIX7Ydd4I/AAAAAAAAAVo/7pjUjM7VlAU/s1600-h/anneler_gunu-2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgaIX7Ydd4I/AAAAAAAAAVo/7pjUjM7VlAU/s320/anneler_gunu-2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5334100753325586306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm annelerin Anneler Gününü kutluyor,hergünün anneler günü gibi olmasını diliyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugün alışageldiğimiz “anneler günü” anlamında olmasa da anneler için yapılan kutlamalar Sümerlere dek dayandırılabilir. Matriyarkal (anaerkil) düzenin hüküm sürdüğü tarihin ilkçağlarından bu yana İştar, Kybele, Rhea ve daha bir çok yerel ve dönemsel isimlerle analık, doğurganlık niteliğiyle ön plana çıkmış ve doğanın uyandığı, yeniden doğduğu bahar mevsimi ile özdeşleşmiştir. Patriyarkal düzenin yerleşmeye başlaması zaman zaman kutlamaların içeriğinin ve şeklinin değişmesine ve hatta bazı dönemlerde gizli olarak yapılmasına sebep olmuşsa da kesintiye uğratamamış; her bahar coşkulu kutlamalar ve sunularla bir gelenek halini alarak binlerce yıl kesintisiz olarak sürmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha yakın tarihlere uzanacak olursak, günümüzden birkaç yüzyıl önce 1600′lü yıllarda İngilizler arasında “mothering sunday” adı ile, lent döneminin 4. Pazar günü kutlamalar yapılmaya başlandı. İçinde bulundukları dönemde zor koşullar altında yaşayan ve çoğu zaman çalıştıkları yerlerde barınan İngilizler bu özel günde izinli sayılırlar ve tüm günlerini evlerinde anneleri ile geçirirlerdi. Hatta biraz da hristiyan aleminin yortu geleneğinin etkisiyle olsa gerek “mothering cake” adını verdikleri bir tür pasta götürme adeti yerleşmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hristiyanlığın Avrupa’da yaygınlaşmasından sonra bu kutlama, onlara hayat veren ve kötülüklerden koruyan ruhani bir güç sayılan “Anneler Kilisesi” ni onurlandırmak amacıyla değişti. Zamanla kilise festivali Anneler pazarı kutlamaları ile birleşerek, beraber kutlanmaya başlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneler günüyle ilgili ilk resmi kutlama önerisi, Amerika’da 1872 yılında Julia Ward Howe tarafından barışa adanan bir gün olarak tasarlandı. İlk defa Boston’da bir yürüyüş düzenlenerek kutlandı.1907 yılında Philadelphia’da Ana Jarvis, annesinin ölüm yıldönümü olan Mayıs ayının ikinci pazarının Anneler Günü olarak kutlanması için bir kampanya başlattı. Bir sene sonra Philadelphia’da kutlanan Anneler Günü Ana Jarvis’in izleyenleri tarafından bakanlara, işadamlarına ve politikacılara ulaştırılarak ulusal olarak kutlanmaya başlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1911 yılına gelindiğinde hemen hemen her ülkede kutlanmaya başlanmıştı. 1914 yılında ABD başkanı Wilson tarafından resmi bir açıklamayla Mayıs ayının ikinci pazarı Anneler Günü olarak duyuruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının binlerce yıl önce başlattığı gelenek 20. yüzyılın başından itibaren dünya çapında kabul görmüş oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-2862613018746314307?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2862613018746314307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2862613018746314307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/anneler-gununuz-kutlu-olsun.html' title='ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgaIX7Ydd4I/AAAAAAAAAVo/7pjUjM7VlAU/s72-c/anneler_gunu-2.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-6069008567525032800</id><published>2009-05-06T12:47:00.021-07:00</published><updated>2009-05-06T13:59:12.860-07:00</updated><title type='text'>LABRADORİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH5tMcJDiI/AAAAAAAAAVI/0ZdHEWEGTJc/s1600-h/LABRADORİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 288px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH5tMcJDiI/AAAAAAAAAVI/0ZdHEWEGTJc/s320/LABRADORİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332817988612066850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Zihnimizde bizi sınırlayan şeyleri aşmaya ve yeni keşifler yapmaya yardım eder.&lt;br /&gt;-Sindirim sistemini destekler, özellikle mideyle ilgili düzensizlikleri giderir.&lt;br /&gt;-Rahatlamamıza ve uyumamıza yardım eder.&lt;br /&gt;-Hayret verici yetenekler geliştirir, görülen rüyaları hatırlamaya yardım eder.&lt;br /&gt;-Metabolizmayı / Hücre emilimini dengeler. Hücrelerin gerekli besinleri dengeli bir şekilde ayrıştırmasını ve vücuda aktarmasını sağlar.Böylece ideal kiloya kavuşulmasına yardım eder.&lt;br /&gt;-Bağışıklık sistemini yeniden oluşturur ve güçlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-6069008567525032800?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6069008567525032800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6069008567525032800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/labradorit-ve-faydalari.html' title='LABRADORİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH5tMcJDiI/AAAAAAAAAVI/0ZdHEWEGTJc/s72-c/LABRADORİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-2714909885182720116</id><published>2009-05-06T12:47:00.020-07:00</published><updated>2009-05-06T13:55:37.170-07:00</updated><title type='text'>LEPİDOLİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH5ErD0jAI/AAAAAAAAAVA/BU-agNJnW3s/s1600-h/LEPİDOLİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 252px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH5ErD0jAI/AAAAAAAAAVA/BU-agNJnW3s/s320/LEPİDOLİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332817292456922114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Özsevgi ve özgüven geliştirir.&lt;br /&gt;-Rahatlatıcı ve stres gidericidir. İç huzuru oluşturur.&lt;br /&gt;-Kas spazmlarını ve ağrılarını hafifletir.&lt;br /&gt;-Bedeni dinlendirir.&lt;br /&gt;-Deride kırışıklık oluşturan kas çekilmelerini düzeltir, kırışıklıkları  azaltır, kasları sıkılaştırır.&lt;br /&gt;-Uykusuzluğa iyi gelir.&lt;br /&gt;-Karabasan görmeyi engeller.&lt;br /&gt;-Endişe ve kuruntuyu giderir, dinginlik ve mutluluk verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-2714909885182720116?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2714909885182720116'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2714909885182720116'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/lepidolit-ve-faydalari.html' title='LEPİDOLİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH5ErD0jAI/AAAAAAAAAVA/BU-agNJnW3s/s72-c/LEPİDOLİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-2377043832836723700</id><published>2009-05-06T12:47:00.019-07:00</published><updated>2009-05-06T13:50:27.697-07:00</updated><title type='text'>MORGANİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH34nowHDI/AAAAAAAAAUg/z_tGGFUy_Dk/s1600-h/MORGANİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 251px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH34nowHDI/AAAAAAAAAUg/z_tGGFUy_Dk/s320/MORGANİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332815985868020786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Merhamet, empati (başkalarının duygularını anlama), oto-kontrol sağlar. &lt;br /&gt;-Duyguları dengeler, ayrılık acılarını hafifletir.&lt;br /&gt;-Amfizem (doku ve organlar arasında hava kalması) için iyileştirici olarak kullanılmıştır.&lt;br /&gt;-Astım için yararlıdır.&lt;br /&gt;-Hücreleri onarıp yenileyerek bedeni gençleştirir. &lt;br /&gt;-Bünyesinde bulunan Lityum gergin olunan günlerde yardımcıdır, kalbi korur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Değişken zamanlarda, sorunların çözümüne yardım eder..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-2377043832836723700?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2377043832836723700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2377043832836723700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/morganit-ve-faydalari.html' title='MORGANİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH34nowHDI/AAAAAAAAAUg/z_tGGFUy_Dk/s72-c/MORGANİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5840414309685992702</id><published>2009-05-06T12:47:00.018-07:00</published><updated>2009-05-06T13:47:07.674-07:00</updated><title type='text'>PİRİT TAŞI VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH3FgPPdpI/AAAAAAAAAUY/ltHshOf_iXs/s1600-h/PİRİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 296px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH3FgPPdpI/AAAAAAAAAUY/ltHshOf_iXs/s320/PİRİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332815107708647058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Hafıza gücünü artırır.&lt;br /&gt;-Anksiyete (huzursuzluk, korku, endişe...) için rahatlatıcıdır.&lt;br /&gt;-Beden sıvıları üzerinde olumlu etkileri vardır.&lt;br /&gt;-Beden organları ile salgı bezleri (ve salgıladığı hormonlar) arasında uyum sağlar.&lt;br /&gt;-Blokajları (tıkanıklıları) açar.&lt;br /&gt;-Belkemiğini (omurgaları ve omuriliği) korur.&lt;br /&gt;-Allah vergisi yetenekleri bize tanıtmak için ayna görevi yapar.&lt;br /&gt;-Özsaygı geliştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5840414309685992702?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5840414309685992702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5840414309685992702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/pirit-tasi-ve-faydalari.html' title='PİRİT TAŞI VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH3FgPPdpI/AAAAAAAAAUY/ltHshOf_iXs/s72-c/PİRİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-407745639745024201</id><published>2009-05-06T12:47:00.017-07:00</published><updated>2009-05-06T13:44:35.582-07:00</updated><title type='text'>TANZANİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH2iOhUpFI/AAAAAAAAAUQ/mRPrlDoq__Q/s1600-h/TANZANİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 256px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH2iOhUpFI/AAAAAAAAAUQ/mRPrlDoq__Q/s320/TANZANİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332814501657224274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Geleceği görme gücünü, önsezi yeteneğini, ruhsal bağlılığı artırır.&lt;br /&gt;-Ruhsal korunma sağlar.&lt;br /&gt;-Fiziksel ve zihinsel görme gücünü destekler.&lt;br /&gt;-İşitme duyusunu güçlendirir.&lt;br /&gt;-Depresyonun sıkıntılarını hafifletir.&lt;br /&gt;-Aynı zamanda Zoisit taşının tüm yararlı enerjisini de içinde barındırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-407745639745024201?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/407745639745024201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/407745639745024201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/tanzanit-ve-faydalari.html' title='TANZANİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH2iOhUpFI/AAAAAAAAAUQ/mRPrlDoq__Q/s72-c/TANZANİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-6350441111776254837</id><published>2009-05-06T12:47:00.016-07:00</published><updated>2009-05-06T13:42:27.362-07:00</updated><title type='text'>SAFİR VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH2AX2gE3I/AAAAAAAAAUI/3zBxsBjJuIw/s1600-h/SAFİR.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 258px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH2AX2gE3I/AAAAAAAAAUI/3zBxsBjJuIw/s320/SAFİR.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332813920046420850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Kişisel hırslardan uzaklaştırır.&lt;br /&gt;-İnancı kuvvetlendirir. &lt;br /&gt;-Aldatılmalardan, sahtekarlıklardan, düşmanca davranışlardan, nazardan korur.&lt;br /&gt;-Çıban tedavisinde kullanılmıştır.&lt;br /&gt;-Sinir sistemini düzenler, sinirleri sakinleştirir.&lt;br /&gt;-Konsantrasyonu artırır. Düzenli düşünce oluşturur.&lt;br /&gt;-Aşkta sadakati sağlar, yanlış davranışları engeller.&lt;br /&gt;-Geleneksel tıbbi görüşe göre kişi sağlığını yeniler.&lt;br /&gt;-Gerçek bütünleşmenin, samimi arkadaşlıkların, sadakatin, güvenilirliğin, kalıcı aşkın, özlemin, içten yapılmış nişanlanma ve evlenme tekliflerinin sembolüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-6350441111776254837?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6350441111776254837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6350441111776254837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/safir-ve-faydalari.html' title='SAFİR VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH2AX2gE3I/AAAAAAAAAUI/3zBxsBjJuIw/s72-c/SAFİR.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-8632635711246576644</id><published>2009-05-06T12:47:00.015-07:00</published><updated>2009-05-06T13:39:01.915-07:00</updated><title type='text'>HEMİMORFİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH1OlKQoGI/AAAAAAAAAUA/AthEm96yH4o/s1600-h/HEMİMORFİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 241px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH1OlKQoGI/AAAAAAAAAUA/AthEm96yH4o/s320/HEMİMORFİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332813064625496162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Duyguları ve ruh halini yükseltir, keyiflendirir.&lt;br /&gt;-Özgüveni güçlendirir.&lt;br /&gt;-Eril ve dişil enerjiyi ve kalp ısısını dengeler.&lt;br /&gt;-Ruhsal gelişme ve genişleme amacıyla kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;-Fiziksel sağlık için kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;-Melekût âlemiyle iletişim kurmaya yardım eder.&lt;br /&gt;-Çakraların temizlenmesi ve dengelenmesinde diğer tüm kristallerin toplamından daha fazla yararlı olarak kabul edilmektedir.&lt;br /&gt;-İletişim yeteneğini güçlendirir, kendini ifade etmeye yardım eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-8632635711246576644?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8632635711246576644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8632635711246576644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/hemimorfit-ve-faydalari.html' title='HEMİMORFİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH1OlKQoGI/AAAAAAAAAUA/AthEm96yH4o/s72-c/HEMİMORFİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-2565091174520269776</id><published>2009-05-06T12:47:00.014-07:00</published><updated>2009-05-06T13:36:05.647-07:00</updated><title type='text'>YILDIZ(KUM) TAŞI VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH0eE3JO3I/AAAAAAAAAT4/FinoGA2YLP4/s1600-h/YILDIZ-KUM+TAŞI.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 281px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH0eE3JO3I/AAAAAAAAAT4/FinoGA2YLP4/s320/YILDIZ-KUM+TAŞI.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332812231321664370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Yarattığı tatlı coşku ile yenilikleri deneme yürekliliği sağlar.&lt;br /&gt;-Mutluluk, huzur, dinginlik sağlar.&lt;br /&gt;-Özgüven (Kendine güven) ve özsaygı (Kendini sevme) geliştirir.&lt;br /&gt;-Duygusal denge sağlar, heyecanları, alınganlıkları, aşırı duygulanmaları dengeler.&lt;br /&gt;-Erkeksi enerji ve güç verir.&lt;br /&gt;-Kararlılık oluşturur.&lt;br /&gt;-Manevi yükselişe vesile olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-2565091174520269776?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2565091174520269776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2565091174520269776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/yildizkum-tasi-ve-faydalari.html' title='YILDIZ(KUM) TAŞI VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgH0eE3JO3I/AAAAAAAAAT4/FinoGA2YLP4/s72-c/YILDIZ-KUM+TAŞI.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-556149865680249042</id><published>2009-05-06T12:47:00.013-07:00</published><updated>2009-05-06T13:33:29.742-07:00</updated><title type='text'>ZOİSİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHz99UtX-I/AAAAAAAAATw/3DwM8sMK6BI/s1600-h/ZOİSİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 290px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHz99UtX-I/AAAAAAAAATw/3DwM8sMK6BI/s320/ZOİSİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332811679542370274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Ağır hastalık veya bunalımların (travmaların) ortadan kaldırılmasına yardım eder. &lt;br /&gt;-Kalbi destekler. &lt;br /&gt;-Kadınların doğurganlığını harekete geçirir, erkeğin cinsel gücünü artırır. &lt;br /&gt;-Adrenalin sistemi (böbrek üstü bezlerini) güçlendirir.&lt;br /&gt;-Çakraları yeniden düzenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-556149865680249042?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/556149865680249042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/556149865680249042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/zoisit-ve-faydalari.html' title='ZOİSİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHz99UtX-I/AAAAAAAAATw/3DwM8sMK6BI/s72-c/ZOİSİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-6497982739176599411</id><published>2009-05-06T12:47:00.012-07:00</published><updated>2009-05-06T13:30:46.263-07:00</updated><title type='text'>SUGULİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHzM7ez3MI/AAAAAAAAATo/nvikZIUCe9o/s1600-h/SUGULİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHzM7ez3MI/AAAAAAAAATo/nvikZIUCe9o/s320/SUGULİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332810837234277570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Sugulit taşımak, korku ve endişeleri ortadan kaldırır, özgüven ve cesaret verir.&lt;br /&gt;-Zihinsel huzuru artırır.&lt;br /&gt;-Bedenin herhangi bir yerindeki fiziksel rahatsızlığın kötü enerjisini çekip yok etmek için, Sugulitle bu bölgeye masaj yapılmalıdır.&lt;br /&gt;-Dışmerkezli olmak için de kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;-Çocukların öğrenme sorunlarını ortadan kaldırmak, daha kolay öğrenmelerini sağlamak için Sugulit taşı çocukların odalarında bulundurulmalıdır.&lt;br /&gt;-Zihni temizleyip İş hayatında başarılı olmaya yardımcı olur.&lt;br /&gt;-İç çatışmaların çözümüne ve grup çalışmasında uyum sağlamaya yardım eder.&lt;br /&gt;-Allah'ın nimet olarak verdiği akıl ile beden arasında iletişim ve uyum sağlamaya yardım eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-6497982739176599411?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6497982739176599411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6497982739176599411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/sugulit-ve-faydalari.html' title='SUGULİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHzM7ez3MI/AAAAAAAAATo/nvikZIUCe9o/s72-c/SUGULİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-878493871408747705</id><published>2009-05-06T12:47:00.011-07:00</published><updated>2009-05-06T13:27:49.972-07:00</updated><title type='text'>ZİRKON VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHylIEi-CI/AAAAAAAAATg/tTiCnLWvbBM/s1600-h/ZİRKON.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 306px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHylIEi-CI/AAAAAAAAATg/tTiCnLWvbBM/s320/ZİRKON.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332810153419012130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Aşırı duygulanmaları, heyecanları, alınganlıkları, kırılganlıkları ortadan kaldırır, duygusal denge sağlar. &lt;br /&gt;-Ruhsal olarak huzur ve sakinlik verir.&lt;br /&gt;-Zihni kuvvetlendirir. &lt;br /&gt;-Uyumayı kolaylaştırır. &lt;br /&gt;-Bağımsızlığı, bağımsız davranmayı teşvik eder.&lt;br /&gt;-Aklımızı ve hikmetli oluşumuzu destekler.&lt;br /&gt;-Kemikleri güçlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Karabasanı engeller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-878493871408747705?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/878493871408747705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/878493871408747705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/zirkon-ve-faydalari.html' title='ZİRKON VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHylIEi-CI/AAAAAAAAATg/tTiCnLWvbBM/s72-c/ZİRKON.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5871820649101737563</id><published>2009-05-06T12:47:00.010-07:00</published><updated>2009-05-06T13:24:50.536-07:00</updated><title type='text'>ZEBERCET VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHx57oUzuI/AAAAAAAAATY/-UCgJM-buCM/s1600-h/ZEBERCET.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 309px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHx57oUzuI/AAAAAAAAATY/-UCgJM-buCM/s320/ZEBERCET.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332809411345043170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Tüm bedenin sağlıklı kalmasına, insanlarla ilişkilerin dostane ve uyumlu olmasına yardım eder, ilişkiler sırasında stresi, hasedi, öfkeyi azaltır.&lt;br /&gt;-Yaşlanmayı yavaşlatır.&lt;br /&gt;-Bilgileri kolaylıkla kavramaya yardım eder.&lt;br /&gt;-Sinirliliğe ve sinir bozukluğuna karşı koruyucudur.&lt;br /&gt;-Ruhsal korku ve kuruntuyu azaltır.&lt;br /&gt;-Neşe ve sevinç hissi verir. &lt;br /&gt;-Doğum sürecini kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5871820649101737563?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5871820649101737563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5871820649101737563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/zebercet-ve-faydalari.html' title='ZEBERCET VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHx57oUzuI/AAAAAAAAATY/-UCgJM-buCM/s72-c/ZEBERCET.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-8013464383986197887</id><published>2009-05-06T12:47:00.009-07:00</published><updated>2009-05-06T13:22:45.176-07:00</updated><title type='text'>YAKUT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHxaQdTP9I/AAAAAAAAATQ/axEMRI7cJ54/s1600-h/YAKUT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 239px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHxaQdTP9I/AAAAAAAAATQ/axEMRI7cJ54/s320/YAKUT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332808867180134354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Bağışıklık sistemini destekler.&lt;br /&gt;-Kan dolaşım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.&lt;br /&gt;-Zorluklarla mücadele gücü verir, bedeni dinçleştirir.&lt;br /&gt;-Kişiyi içsel veya toplumsal sınırlamalardan kurtarır, özgür düşünmesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;-Yalnızca kendimizi değil, başkalarının iyiliğini de düşünmemizi sağlar.&lt;br /&gt;-Negatif enerjiyi bedenimizden attığı gibi, dışardan gelecek olumsuz enerjiye karşı da kalkandır.&lt;br /&gt;-Korkulu durumlar karşısında cesaret verir.&lt;br /&gt;-Enfeksiyon hastalıklarına karşı bedene direnç verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-8013464383986197887?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8013464383986197887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8013464383986197887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/yakut-ve-faydalari.html' title='YAKUT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHxaQdTP9I/AAAAAAAAATQ/axEMRI7cJ54/s72-c/YAKUT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-58915199026835684</id><published>2009-05-06T12:47:00.008-07:00</published><updated>2009-05-06T13:20:22.791-07:00</updated><title type='text'>ZÜMRÜT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHw4DlSmrI/AAAAAAAAATI/T1bRC63JPUs/s1600-h/ZÜMRÜT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 202px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHw4DlSmrI/AAAAAAAAATI/T1bRC63JPUs/s320/ZÜMRÜT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332808279608433330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Güven, huzur, sükun, ahenk, uyum sağlar.&lt;br /&gt;-Karşılıklı sevgiyi besler. &lt;br /&gt;-Evlilikte sadakati artırır.&lt;br /&gt;-Kalp hastalıklarının tedavisinde yardımcı olur. Kan dolaşımını düzenler. &lt;br /&gt;-Böbrek hastalıklarının tedavisinde yardımcı olur.&lt;br /&gt;-Kanı temizler.&lt;br /&gt;-Bağışıklık sistemini güçlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-58915199026835684?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/58915199026835684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/58915199026835684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/zumrut-ve-faydalari.html' title='ZÜMRÜT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHw4DlSmrI/AAAAAAAAATI/T1bRC63JPUs/s72-c/ZÜMRÜT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5101968670720104615</id><published>2009-05-06T12:47:00.007-07:00</published><updated>2009-05-06T13:14:23.455-07:00</updated><title type='text'>OBSİDYEN VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHvfnMAUkI/AAAAAAAAATA/rC_ZcuLXKmQ/s1600-h/OBSİDYEN.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 210px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHvfnMAUkI/AAAAAAAAATA/rC_ZcuLXKmQ/s320/OBSİDYEN.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332806760157696578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Aşırı duyarlılığı ve heyecan duygusunu engeller, duygu ve düşünceler arasında uyum oluşturur. &lt;br /&gt;-Erkeksi enerji ve espri gücü verir.&lt;br /&gt;-Zihni bulanıklıktan kurtarır, mantıklı düşünme gücü, problemleri çözme yeteneği ve kararlılık sağlar.&lt;br /&gt;-Sindirim sistemini düzenler, bağırsak rahatsızlıklarını giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5101968670720104615?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5101968670720104615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5101968670720104615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/obsidyen-ve-faydalari.html' title='OBSİDYEN VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHvfnMAUkI/AAAAAAAAATA/rC_ZcuLXKmQ/s72-c/OBSİDYEN.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-8294178032068267855</id><published>2009-05-06T12:47:00.006-07:00</published><updated>2009-05-06T13:11:57.673-07:00</updated><title type='text'>KALSİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHuz8diGFI/AAAAAAAAAS4/d5Io8Juhx5U/s1600-h/KARIŞIK+KALSİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 238px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHuz8diGFI/AAAAAAAAAS4/d5Io8Juhx5U/s320/KARIŞIK+KALSİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332806009954113618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Oda, beden, ofis gibi bulundurulan ortamdaki negatif (olumsuz, zararlı, durgun, durağan) enerjiyi temizler, pozitif (olumlu, yararlı, harekete geçiren) enerjiyi yükseltir. Böylelikle maddi ve ruhsal bedeni olumsuz yüklerinden arındırır, hastalıkların iyileşmesini ve çocukların (özellikle bebeklerin) büyüyüp gelişmesini hızlandırır. &lt;br /&gt;-Yönlere göre fiziksel denge sağlar. &lt;br /&gt;-Kişinin kendisine güvenmesini, inanmasını sağlar. &lt;br /&gt;-Hafıza gücünü artırır. &lt;br /&gt;-Metabolizmayı harekete geçirir. &lt;br /&gt;-Bağışıklık sistemini destekler. Kalp ritmini düzenler ve istikrarlı hale getirir. &lt;br /&gt;-Enerji yükseltici (güçlendirici), temizleyici ve dengeleyici fonksiyona sahiptir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-8294178032068267855?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8294178032068267855'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8294178032068267855'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/kalsit-ve-faydalari.html' title='KALSİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHuz8diGFI/AAAAAAAAAS4/d5Io8Juhx5U/s72-c/KARIŞIK+KALSİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5153408958532041918</id><published>2009-05-06T12:47:00.005-07:00</published><updated>2009-05-06T13:07:10.522-07:00</updated><title type='text'>ÇEROİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHttqUNIqI/AAAAAAAAASw/Eia19L-yaYQ/s1600-h/ÇEROİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHttqUNIqI/AAAAAAAAASw/Eia19L-yaYQ/s320/ÇEROİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332804802492310178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Duyma bozukluklarına karşı yararlıdır.&lt;br /&gt;-Sinirleri düzenler, yatıştırır; sakinlik verir.&lt;br /&gt;-Uykusuzluğa ve kabuslara karşı faydalıdır, dinlendirici uyku sağlar, bunun için yatarken yastığın altına konulması daha olumlu sonuç verir. &lt;br /&gt;-Yaşanılan ana odaklanmayı sağlar.&lt;br /&gt;-Hayata veya işe yeniden başlamak için cesaret verir. &lt;br /&gt;-Bağışıklık sistemini güçlendirir.&lt;br /&gt;-Ruh (can) taşıdır, derin ve geniş kapsamlı bir fiziksel ve duygusal bakımdan iyileştirici enerjiye sahiptir.&lt;br /&gt;-Değişim ve dönüşüme yardım eder.&lt;br /&gt;-Öngörüyü (sezgi gücünü) harekete geçirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5153408958532041918?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5153408958532041918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5153408958532041918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/ceroit-ve-faydalari.html' title='ÇEROİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHttqUNIqI/AAAAAAAAASw/Eia19L-yaYQ/s72-c/ÇEROİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-2951576405720672340</id><published>2009-05-06T12:47:00.004-07:00</published><updated>2009-05-06T13:03:01.153-07:00</updated><title type='text'>ALEKSANDRİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHswv-pgcI/AAAAAAAAASo/Kt605VM6yDs/s1600-h/ALEKSANDRİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 258px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHswv-pgcI/AAAAAAAAASo/Kt605VM6yDs/s320/ALEKSANDRİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332803756040487362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Aleksandrit, ışık tayfındaki çeşitli parçaları (ültraviyole, kozmik ışınlar) filtre edebilme özelliğiyle tehlikeli ışınlardan koruma görevini üstlenir. &lt;br /&gt;-Merkezi sinir sistemi rahatsızlıklarını giderir.&lt;br /&gt;-Lenf bezi (akkan düğümü) hastalıklarının ve şişliklerinin tedavisine yardım eder.&lt;br /&gt;-Dalak ve pankreas problemlerinin tedavisine yardım eder.&lt;br /&gt;-Özsaygı geliştirir.&lt;br /&gt;-Yetenekleri geliştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-2951576405720672340?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2951576405720672340'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2951576405720672340'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/aleksandrit-ve-faydalari.html' title='ALEKSANDRİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHswv-pgcI/AAAAAAAAASo/Kt605VM6yDs/s72-c/ALEKSANDRİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-7115213666354693876</id><published>2009-05-06T12:47:00.003-07:00</published><updated>2009-05-06T12:58:27.408-07:00</updated><title type='text'>DİOPTAZ VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHrsjJHjtI/AAAAAAAAASg/MUqW73HLo7g/s1600-h/DİOPTAZ.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHrsjJHjtI/AAAAAAAAASg/MUqW73HLo7g/s320/DİOPTAZ.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332802584363634386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Kalpte sevgi uyandırmak, şefkat ve merhamet oluşturmak, duygusal yaraları iyileştirmek için keskin etkili bir taştır.&lt;br /&gt;-Dioptazın yapısındaki hoş yeşil ışınlarla düzeyi yüksek bir kalp taşıdır.&lt;br /&gt;-Dioptaz, duygusal kalbi destekler, fiziksel kalbi takviye eder, ruhsal kalbi uyandırır ve uyanık tutar.&lt;br /&gt;-Dioptazın, manevi gözü açtığı ve yüksek amaçlara yönlendirdiği kabul edilmektedir.&lt;br /&gt;-Kalp ve kan dolaşım sistemini destekler ve fonksiyonel gücünü artırır.&lt;br /&gt;-Merkezi Sinir Sistemini destekler ve fonksiyonel gücünü artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-7115213666354693876?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7115213666354693876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7115213666354693876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/dioptaz-ve-faydalari.html' title='DİOPTAZ VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHrsjJHjtI/AAAAAAAAASg/MUqW73HLo7g/s72-c/DİOPTAZ.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-1235559577165381576</id><published>2009-05-06T12:47:00.002-07:00</published><updated>2009-05-06T12:54:59.354-07:00</updated><title type='text'>AZURİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHq2WIqjaI/AAAAAAAAASY/--7ZIsfhCyE/s1600-h/AZURİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 318px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHq2WIqjaI/AAAAAAAAASY/--7ZIsfhCyE/s320/AZURİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332801653159136674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Spazmı giderir.&lt;br /&gt;-Göz, yanak veya diğer organlardaki tiki giderir. &lt;br /&gt;-Arterit (mafsal iltihabı) ve eklem hastalıklarını ve ağrılarını ortadan kaldırmaya yardım eder. &lt;br /&gt;-Fiziksel ve psikolojik nedenlerle beden yüzeyinde oluşan ben, siğil, beze gibi blokları eritir.&lt;br /&gt;-Yaşlılığa bağlı rahatsızlıkları engeller.&lt;br /&gt;-Sinüzit için şifadır.&lt;br /&gt;-Deri / cilt problemlerini ortadan kaldırır, hastalıklarını tedavi eder.&lt;br /&gt;-Bedensel ve ruhsal denge sağlar. &lt;br /&gt;-Bedeni ve ruhu uyararak canlılık / zindelik verir, bedeni güçlendirir.&lt;br /&gt;-Yüksek ateşi düşürücü etkisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-1235559577165381576?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1235559577165381576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1235559577165381576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/azurit-ve-faydalari.html' title='AZURİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHq2WIqjaI/AAAAAAAAASY/--7ZIsfhCyE/s72-c/AZURİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-6507935359886762024</id><published>2009-05-06T12:47:00.001-07:00</published><updated>2009-05-06T12:52:17.347-07:00</updated><title type='text'>ANJELİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHqNwLwFiI/AAAAAAAAASQ/fEduvNSPhhw/s1600-h/ANJELİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 280px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHqNwLwFiI/AAAAAAAAASQ/fEduvNSPhhw/s320/ANJELİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332800955776767522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Güzel konuşma konusunda yardımcıdır.&lt;br /&gt;-Geçmiş etkili psikolojik acıları hafifletir, neşe verir.&lt;br /&gt;-Telepatik iletişim yeteneğini artırır.&lt;br /&gt;-Eskiden beri Boğaz / Gırtlak enfeksiyonlarını iyileştirmek için kullanılmıştır.&lt;br /&gt;-Troid dengesi sağlar.&lt;br /&gt;-Dokuları, kasları ve kan damarlarını onarır.&lt;br /&gt;-Beden ağırlığını kontrol etmekte yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-6507935359886762024?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6507935359886762024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6507935359886762024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/anjelit-ve-faydalari.html' title='ANJELİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHqNwLwFiI/AAAAAAAAASQ/fEduvNSPhhw/s72-c/ANJELİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-8731818422506915404</id><published>2009-05-06T12:47:00.000-07:00</published><updated>2009-05-06T12:48:58.381-07:00</updated><title type='text'>FLORİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHpg0GgdkI/AAAAAAAAASI/WIZuhEqxN6Q/s1600-h/FLORİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHpg0GgdkI/AAAAAAAAASI/WIZuhEqxN6Q/s320/FLORİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332800183734400578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-ARTERİT (Mafsal iltihaplanması) için devadır.&lt;br /&gt;-Eski uygarlıklardan bu yana kanser tedavisinde kullanılmıştır. &lt;br /&gt;-Zihin yorgunluğunu giderir.&lt;br /&gt;-Genel sağlığı destekler. &lt;br /&gt;-Aurayı temizler.&lt;br /&gt;-Kaosu düzenler, düzene dönüştürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-8731818422506915404?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8731818422506915404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8731818422506915404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/florit-ve-faydalari.html' title='FLORİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHpg0GgdkI/AAAAAAAAASI/WIZuhEqxN6Q/s72-c/FLORİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-3811094528182330523</id><published>2009-05-06T12:35:00.002-07:00</published><updated>2009-05-06T12:40:33.365-07:00</updated><title type='text'>ARAGONİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHnaIUnO0I/AAAAAAAAASA/eJM0viCOeZM/s1600-h/ARAGONİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 249px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHnaIUnO0I/AAAAAAAAASA/eJM0viCOeZM/s320/ARAGONİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332797869879933762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Disiplin eksikliğini giderir, kişinin kendisini denetlemesine yardım eder.&lt;br /&gt;-Kişisel gelişme ve durgunluğun / durağanlığın aşılması için yararlıdır.&lt;br /&gt;-Ağrıları ve soğuk algınlığını giderir.&lt;br /&gt;-Birdenbire ortaya çıkan sinirlilik (öfke) karşısında sükunet verir. &lt;br /&gt;-Kalsiyumu emilimini düzenler, dengeler, fazlalığı dışarı atar, azalmışsa yeniden tamamlar.&lt;br /&gt;-İletişim yeteneğini artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-3811094528182330523?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3811094528182330523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3811094528182330523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/aragonit-ve-faydalari.html' title='ARAGONİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHnaIUnO0I/AAAAAAAAASA/eJM0viCOeZM/s72-c/ARAGONİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-1684380298409301059</id><published>2009-05-06T12:35:00.001-07:00</published><updated>2009-05-06T12:36:39.724-07:00</updated><title type='text'>ÇİSTOLİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHmlsN2KXI/AAAAAAAAARw/ytuhquY6uXw/s1600-h/ÇİSTOLİT.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHmlsN2KXI/AAAAAAAAARw/ytuhquY6uXw/s320/ÇİSTOLİT.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332796968982161778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Bilinçli davranmak, olumsuz enerjiyi veya duyguları dağıtmak için yararlıdır.&lt;br /&gt;-Hem ölümü, hem de yeniden doğuşu işaret eder.&lt;br /&gt;Ölümsüzlüğü anlamaya ve bunun farkında olmaya yardım eder. Sonsuzluğa geçiş köprüsü olarak kullanılır.&lt;br /&gt;-Emziren annelerin sütünün artmasına yardım eder. &lt;br /&gt;-Hasarlı DNA kromozomlarını onarmaya yardım eder.&lt;br /&gt;-Psikolojik yönden mükemmel topraklama sağlar. -Aşırı duygulanmaları önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-1684380298409301059?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1684380298409301059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1684380298409301059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/cistolit-ve-faydalari.html' title='ÇİSTOLİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHmlsN2KXI/AAAAAAAAARw/ytuhquY6uXw/s72-c/ÇİSTOLİT.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-7889637855247658021</id><published>2009-05-06T12:28:00.002-07:00</published><updated>2009-05-06T12:33:05.907-07:00</updated><title type='text'>HOVLİT TAŞI VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHlvOhJ7oI/AAAAAAAAARo/0eXx_atB4DE/s1600-h/hovlit.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHlvOhJ7oI/AAAAAAAAARo/0eXx_atB4DE/s320/hovlit.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332796033297149570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Balgamı ve soğuk algınlığını iyileştirir.&lt;br /&gt;-Kanı temizler.&lt;br /&gt;-Endişeyi, kuruntuyu, huzursuzluğu, stresi yok eder. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Huzur ve sakinlik verir.&lt;br /&gt;-Yenilenlerin sindirimini kolaylaştırır. &lt;br /&gt;-Aksilikler nedeniyle oluşan sinirliliği ortadan kaldırır.&lt;br /&gt;-Ağrı ve acıyı ortadan kaldırır.&lt;br /&gt;-Bacak kramplarını giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-7889637855247658021?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7889637855247658021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7889637855247658021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/hovlit-tasi-ve-faydalari.html' title='HOVLİT TAŞI VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHlvOhJ7oI/AAAAAAAAARo/0eXx_atB4DE/s72-c/hovlit.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5616188330449435486</id><published>2009-05-06T12:28:00.001-07:00</published><updated>2009-05-06T12:33:43.667-07:00</updated><title type='text'>GÜNEŞ TAŞI VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHk-UauhjI/AAAAAAAAARg/MwFpA91jFPo/s1600-h/güneş+taşı.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 235px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHk-UauhjI/AAAAAAAAARg/MwFpA91jFPo/s320/güneş+taşı.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332795193067210290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Bedenin canlılığını, dayanıklılığını artırır, dirilik verir.&lt;br /&gt;-Cesareti artırır.&lt;br /&gt;-Bedene Güneşin görünümünü ve gücünü verir.&lt;br /&gt;-Kişinin kendi üzerindeki disiplinini artırır.&lt;br /&gt;-Yorgunluk ve bitkinliği ortadan kaldırır.&lt;br /&gt;-Hayat gücünü, hayata bağlanmayı destekler.&lt;br /&gt;-Bedeni temizler ve güçlü bir enerjiye kavuşturur.&lt;br /&gt;-Depresyonu ortadan kaldırmakta etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5616188330449435486?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5616188330449435486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5616188330449435486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/gunes-tasi.html' title='GÜNEŞ TAŞI VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHk-UauhjI/AAAAAAAAARg/MwFpA91jFPo/s72-c/güneş+taşı.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-1705373544209176065</id><published>2009-05-06T11:44:00.005-07:00</published><updated>2009-05-06T12:08:27.771-07:00</updated><title type='text'>KRİZOKOL VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHf8fdr14I/AAAAAAAAARY/oIQ_FTIb6nE/s1600-h/KRİZOKOL.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHf8fdr14I/AAAAAAAAARY/oIQ_FTIb6nE/s320/KRİZOKOL.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332789664114530178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Yemek borusu bölgesini düzenler.&lt;br /&gt;-Sancılanan bölgeye sürülürse, kas kramplarını ve buna bağlı ağrıları hafifletir.&lt;br /&gt;-Geçmişte başımızdan geçen yıkıcı etkili olayların üzerimizdeki psikolojik travmasını ortadan kaldırır.&lt;br /&gt;-Bedeni, kalbi ve ruhu kötülüklerden ve olumsuz duygu ve düşüncelerden arındırır.&lt;br /&gt;-Kişiyi üçüncü bir göz sahibi yapıp başkalarının göremediği gerçekleri görmesini sağlar.&lt;br /&gt; -Kişiye özgü yetenekler verir, buluşlar yapmasına yardım eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-1705373544209176065?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1705373544209176065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1705373544209176065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/krizokol-ve-faydalari.html' title='KRİZOKOL VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHf8fdr14I/AAAAAAAAARY/oIQ_FTIb6nE/s72-c/KRİZOKOL.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-1021097714451105765</id><published>2009-05-06T11:44:00.004-07:00</published><updated>2009-05-06T12:09:07.764-07:00</updated><title type='text'>APATİT VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHfA699ACI/AAAAAAAAARQ/p7J_B0ZMGLY/s1600-h/apatit.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 210px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHfA699ACI/AAAAAAAAARQ/p7J_B0ZMGLY/s320/apatit.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332788640705478690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Özgüven duygusu oluşturur.&lt;br /&gt;-Mevcut duygu ve düşüncelerden kurtularak, içe dönüp evrenle bağlantı kurma ve doğru düşünceye ulaşmayı sağlar.&lt;br /&gt;-Adaleleri (kasları) güçlendirir.&lt;br /&gt;-Yüksek tansiyonu düzenler, normal seviyeye düşürür.&lt;br /&gt;-Çalışma şevkini artırarak, isteklerimize ulaşmamızı sağlar.&lt;br /&gt;-Koordinasyon becerisini artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-1021097714451105765?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1021097714451105765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1021097714451105765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/apatit-ve-faydalari.html' title='APATİT VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHfA699ACI/AAAAAAAAARQ/p7J_B0ZMGLY/s72-c/apatit.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-2136411640105383397</id><published>2009-05-06T11:44:00.003-07:00</published><updated>2009-05-06T12:09:28.956-07:00</updated><title type='text'>AMETRİN VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHcotTErrI/AAAAAAAAARI/J5e35ZSVURU/s1600-h/AMETRİN.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 292px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHcotTErrI/AAAAAAAAARI/J5e35ZSVURU/s320/AMETRİN.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332786025695850162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Duygusal, fiziksel, zihinsel tıkanıklıkları ve olumsuzlukları ortadan kaldırır. &lt;br /&gt;-Duyularla ruhsallık arasında bütünleşme ve uyum oluşturur. &lt;br /&gt;-Fiziksel ve psikolojik tüm sağlık problemlerine karşı şifa verici özellikler taşır. &lt;br /&gt;-DNA hasarlarının onarılmasında yararlıdır. &lt;br /&gt;-Menopoz ve ergenlik çağı nedeniyle oluşan fiziksel ve psikolojik olumsuz etkileri ortadan kaldırır, yeni duruma problemsiz geçiş sağlar. &lt;br /&gt;-Kanserden korunmak için yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-2136411640105383397?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2136411640105383397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2136411640105383397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/ametrin-ve-faydalari.html' title='AMETRİN VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHcotTErrI/AAAAAAAAARI/J5e35ZSVURU/s72-c/AMETRİN.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-382316388698267934</id><published>2009-05-06T11:44:00.002-07:00</published><updated>2009-05-06T12:09:49.242-07:00</updated><title type='text'>ELMAS VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHb5f1nymI/AAAAAAAAARA/i0xx3a6ypYw/s1600-h/ELMAS.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 281px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHb5f1nymI/AAAAAAAAARA/i0xx3a6ypYw/s320/ELMAS.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332785214628809314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Aşkta, macerada ve finanssal girişimlerde şans ve başarı getirdiğine inanılır.&lt;br /&gt;-Aklı korur.&lt;br /&gt;-Cesaret verir.&lt;br /&gt;-Bedeni güçlendirir.&lt;br /&gt;-Algılama ve karşısındakinin kötü niyetini anlama yeteneği verir. &lt;br /&gt;-Korkutucu rüyalar görmeyi engeller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-382316388698267934?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/382316388698267934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/382316388698267934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/elmas-ve-faydalari.html' title='ELMAS VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHb5f1nymI/AAAAAAAAARA/i0xx3a6ypYw/s72-c/ELMAS.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-3686465731276133261</id><published>2009-05-06T11:44:00.001-07:00</published><updated>2009-05-06T12:10:07.967-07:00</updated><title type='text'>AVENTURİN VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHatj9MbGI/AAAAAAAAAQ4/h2G9MyhVLJI/s1600-h/AVENTURİN.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 264px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHatj9MbGI/AAAAAAAAAQ4/h2G9MyhVLJI/s320/AVENTURİN.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332783910064254050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Kalbin yakınına yerleştirildiğinde, kalbi diğer insanların olumsuzluklarından koruyacak bir enerji yayar.&lt;br /&gt;-Psikolojik hastalıklara iyi gelir.&lt;br /&gt;-Sanat, edebiyat ve iş hayatında yaratıcılığı artırır.&lt;br /&gt;-Enerjisiyle motive eder (motivasyon)&lt;br /&gt;-Liderlik yeteneği verir veya bu yeteneği güçlendirir. &lt;br /&gt;-Bedendeki eril ve dişil enerjiyi dengeler.&lt;br /&gt;-Uykusuzluk çeken, uykusu zor gelen kimselerin uyumasını kolaylaştırır. Zira sakinleştirici, dinginlik verici özelliğe sahiptir.&lt;br /&gt;-Endişe, korku, kuruntu ve huzursuzluğu ortadan kaldırır.&lt;br /&gt;-Kolesterolü dengeler.&lt;br /&gt;-Sinüzit için yararlıdır.&lt;br /&gt;-Bağışıklık sistemini güçlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-3686465731276133261?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3686465731276133261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3686465731276133261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/aventurin-ve-faydalari.html' title='AVENTURİN VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHatj9MbGI/AAAAAAAAAQ4/h2G9MyhVLJI/s72-c/AVENTURİN.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-6862220092587087213</id><published>2009-05-06T11:29:00.002-07:00</published><updated>2009-05-06T12:10:26.014-07:00</updated><title type='text'>JASPER(ÇAKMAKTAŞI) FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHZTyXcYjI/AAAAAAAAAQw/JgDMeqVBG1o/s1600-h/JASPER.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHZTyXcYjI/AAAAAAAAAQw/JgDMeqVBG1o/s320/JASPER.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332782367744221746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Endokrin (hormonal) sistem için yararlıdır. Hormonları dengeler.&lt;br /&gt;-Mesane hastalıklarının iyileştirilmesinde destek sağlar. Bunların sağlıklı kalmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;-Kişinin kendisini sağlıklı ve güçlü hissetmesini sağlar ve fiziksel direncini artırır.&lt;br /&gt;-Güç ve cesaret taşıdır. Kişisel bağımsızlık için gereken cesareti ve yürekliliği sağlar.&lt;br /&gt;-Entelektüel tavır ve konuşma (ifade) yeteneği verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-6862220092587087213?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6862220092587087213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6862220092587087213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/incinin-faydalari_06.html' title='JASPER(ÇAKMAKTAŞI) FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHZTyXcYjI/AAAAAAAAAQw/JgDMeqVBG1o/s72-c/JASPER.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-959567016409716536</id><published>2009-05-06T11:29:00.001-07:00</published><updated>2009-05-06T12:10:45.406-07:00</updated><title type='text'>İNCİNİN FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHYsff2PcI/AAAAAAAAAQo/Xg1hTLH4Dz0/s1600-h/inci.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 295px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHYsff2PcI/AAAAAAAAAQo/Xg1hTLH4Dz0/s320/inci.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332781692664298946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faydalarından birkaçı: &lt;br /&gt;-Zorluklara karşı korunma ve dayanma kuvveti, özgüven ve değerli olma duygusu verir.&lt;br /&gt;-İnsanların onu sevmesine yardımcı olur. &lt;br /&gt;-Sanata yönelik zekâyı ve sezgi gücünü harekete geçirir.&lt;br /&gt;-Cilt / Deri hastalıklarını tedavi eder.&lt;br /&gt;-Anne sütünü artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-959567016409716536?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/959567016409716536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/959567016409716536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/incinin-faydalari.html' title='İNCİNİN FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHYsff2PcI/AAAAAAAAAQo/Xg1hTLH4Dz0/s72-c/inci.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-3728850971133435817</id><published>2009-05-06T11:29:00.000-07:00</published><updated>2009-05-06T11:34:18.728-07:00</updated><title type='text'>KANTAŞININ FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHXh5RhtnI/AAAAAAAAAQg/I56nCVVYxRc/s1600-h/kantaşı.jpeg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 144px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHXh5RhtnI/AAAAAAAAAQg/I56nCVVYxRc/s200/kantaşı.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332780411093366386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kantaşının faydalarından bazıları:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Kişinin sıkıntılarını sabırla atlatmasını sağlar. Hiç bitmeyeceği düşünülen sıkıntılı dönemlerde ve umutsuzluğa düşülen anlarda kişiye dayanma gücü verir. &lt;br /&gt;-Mücadele fırsatlarının fark edilmesini sağlar. İnsani zayıflık ve cesaretsizlik duygularından kurtarır. &lt;br /&gt;-Kendisini taşıyan kişinin kendisiyle ilgili duyduğu kuşkularını yok etmesine yardım eder. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Engellenme duygusundan kurtarır.&lt;br /&gt;-Kadınlarda adet ve doğum sancılarını azaltır.&lt;br /&gt;-Para getiren bir taş olduğu söylenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-3728850971133435817?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3728850971133435817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3728850971133435817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/05/kantasinin-faydalari.html' title='KANTAŞININ FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SgHXh5RhtnI/AAAAAAAAAQg/I56nCVVYxRc/s72-c/kantaşı.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-4535330927000364011</id><published>2009-04-21T09:57:00.000-07:00</published><updated>2009-04-21T09:59:42.890-07:00</updated><title type='text'>ATLANTİS İLE İLGİLİ YENİ HABER</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Se37Sg08GSI/AAAAAAAAAP8/3qnrP2ZRne0/s1600-h/atlantik-2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 237px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Se37Sg08GSI/AAAAAAAAAP8/3qnrP2ZRne0/s320/atlantik-2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327190229717358882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnsan merakını tahrik eden en önemli efsanelerden biri olan Atlantis’in izine Atlas Okyanusu’nda rastlandığı iddialarına önemli bir katkı da Türkiye’den geldi. Elektronik mühendisi Timur Somay, Google Ocean adlı programla, Atlas ve Büyük Okyanus’ta üç çarpıcı şekil bulduğunu iddia etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MERAKLI bir İnternet kullanıcısının geçtiğimiz günlerde, ’Google Ocean’ adlı programla deniz tabanı taraması yaparken, Atlas Okyanusu’nun dibinde rastladığı düzgün şekilleri kayıp kent Atlantis ile ilişkilendirmesi üzerine başlayan tartışmalara Türkiye’den bir yenisi eklendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muğla Türk Telekom Müdür Yardımcısı elektronik mühendisi Timur Somay, uzaydan çekilmiş uydu görüntüleri sayesinde, İnternet ortamında deniz tabanı taraması imkánı sağlayan programla, ikisi Büyük Okyanus, biri de Atlas Okyanusu olmak üzere, üç ayrı noktada bir mühür gibi basılı şekilde ’DT 8/818’ yazısı tespit ettiğini açıkladı. Her birinin eni 30 kilometre, uzunluğu da 130 kilometre olan şekillerin sonradan eklenmiş olamayacağını savunan Somay, şunları söyledi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gördüklerim kesinlikle birer yüzey şekli. Bunlar ya Tanrı’nın dünyayı yaratırken bastığı mühür ya da dünya dışı varlıkların yaptığı bir şifreleme. Yaklaşık 4 bin 500 metre derinlikteki üç coğrafi şekil de 120 derecelik açılarla 360 dereceyi tamamlıyor. Birinci şekil Panama Kanalı’nın yedi bin kilometre batısında. İkinci şekil Güney Amerika’nın iki bin kilometre doğusunda. Üçüncü şekil ise Singapur’un 1000 kilometre batısında yer alıyor. Bunu Google’un yapmış olması mümkün değil. Bu bir bilgisayar yazısı değil, kesinlikle programla ilgili değil. Kim yaptıysa bu şekilleri 120 derecelik açıyla hazırlanmış. Uydu görüntüleri incelenmeli ve denizin dibinde araştırma yapılmalı. Çok heyecan verici bir durum var ortada."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-4535330927000364011?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4535330927000364011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4535330927000364011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/04/atlantis-ile-ilgili-yeni-haber.html' title='ATLANTİS İLE İLGİLİ YENİ HABER'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Se37Sg08GSI/AAAAAAAAAP8/3qnrP2ZRne0/s72-c/atlantik-2.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-7998019890020327075</id><published>2009-04-21T07:42:00.001-07:00</published><updated>2009-04-21T07:54:52.173-07:00</updated><title type='text'>İRMİK HELVASI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Se3bdWwuODI/AAAAAAAAAP0/DAyfdSxj_0g/s1600-h/irmik-tatlisi.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Se3bdWwuODI/AAAAAAAAAP0/DAyfdSxj_0g/s320/irmik-tatlisi.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327155231621789746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Malzemeler:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-1 su bardağı irmik&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-1su bardağı şeker &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-1,5 su bardağı su ya da süt&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Ufak bir avuç çam fıstığı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-150 gr. tereyağ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-1 paket vanilya&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yapılışı:Tencereye irmik ve yağı koyduktan sonra,irmik pembeleşene kadar kavuruyoruz.Sonra fıstıkları ekleyip,biraz da o şekilde kavuruyoruz ve üzerine şekerini ekliyoruz.Şekeri ve irmiği iyice karıştırdıktan sonra,üzerine süt ya da suyu ekliyoruz.Süt (veya su) sıcak ya da soğuk olabilir.İçine vanilyasını ekleyip,çok katılaşmadan,suyunu biraz çekince,kapağını kapatıp ocaktan alıyoruz.Servis yaparken üzerini süslemesi size kalmış.Afiyet olsun... &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-7998019890020327075?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7998019890020327075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7998019890020327075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/04/irmik-helvasi.html' title='İRMİK HELVASI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Se3bdWwuODI/AAAAAAAAAP0/DAyfdSxj_0g/s72-c/irmik-tatlisi.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-1123268878266704433</id><published>2009-04-06T13:06:00.000-07:00</published><updated>2009-04-06T13:10:40.788-07:00</updated><title type='text'>TURMALİN VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sdpg64jh3wI/AAAAAAAAAPs/zCREEsUavEE/s1600-h/turmalin.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 134px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sdpg64jh3wI/AAAAAAAAAPs/zCREEsUavEE/s200/turmalin.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321672474421747458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pozitif ve negatif kutuplara sahip, elektriksel özellikleriyle çok değişik ve olağandışı bir taştır. Çeşitli renklerde ve karışık renk biçimlerinde bulunan cinsleri vardır. &lt;br /&gt;Mücevher ve süs eşyası yapımında çokça tercih edilen bir taştır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Endokrin (hormon) sisteminin dengelenmesine yardımcı olur ve uyku verir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Beden-zihin ikilisini kuvvetlendirici özelliğinin yanı sıra duyarlılık ve anlayışı da arttırır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Konsantrasyon ve sezgisel güçleri arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-1123268878266704433?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1123268878266704433'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1123268878266704433'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/04/turmalin-ve-faydalari.html' title='TURMALİN VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sdpg64jh3wI/AAAAAAAAAPs/zCREEsUavEE/s72-c/turmalin.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-4002673388561952160</id><published>2009-04-06T12:36:00.001-07:00</published><updated>2009-04-06T12:51:30.580-07:00</updated><title type='text'>LAL TAŞI VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SdpcGJygJ4I/AAAAAAAAAPk/XUwqZXB6rWI/s1600-h/lal.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SdpcGJygJ4I/AAAAAAAAAPk/XUwqZXB6rWI/s200/lal.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321667170468374402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dairesel veya oval biçimli bir taştır. Lal'in erkek türü koyu kırmızı, dişi türü ise açık kırmızıdır. Cinsel enerjiyi ve duyarlılığı artırdığı, cinsel dengesizliğe karşı koruma taşı olarak bilindiğinden bazı yerlerde Tutkuların Taşı olarak da bilinir. Latince adı Garanatumdan gelen Lal taşı, Garnet ya da Granat olarak da adlandırılır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Kalp şeklinde yapılmış tılsım Laller, eşleri ve sevgilileri cezbetmeye yaradıkları gibi, yatak ve yastık altına konulduğunda kötü rüyaları ve gecenin kötü ruhlarını kovar. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Bedeni kuvvetlendirir, temizler, canlandırır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Bilhassa kan damarları için çok yararlı bir taş olan Lal, hayal gücünü harekete geçirir, sevgi ve şefkati sembolize eder. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-4002673388561952160?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4002673388561952160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4002673388561952160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/04/lal-tasi-ve-faydalari.html' title='LAL TAŞI VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SdpcGJygJ4I/AAAAAAAAAPk/XUwqZXB6rWI/s72-c/lal.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-7137685103937415629</id><published>2009-04-06T12:36:00.000-07:00</published><updated>2009-04-06T12:42:10.414-07:00</updated><title type='text'>LAPİS LAZULİ VE FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SdpaNFJR6II/AAAAAAAAAPU/VLX0oy51xco/s1600-h/lapis-lazuli.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 227px; height: 238px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SdpaNFJR6II/AAAAAAAAAPU/VLX0oy51xco/s320/lapis-lazuli.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321665090457561218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Doğadaki taşların arasında saf olmayan taşlardan biri olan Lapis Lazuli, lazurit ve diğer mavi minerallerin bileşimidir. Bütün buna rağmen o dünyanın en değerli taşlarından biri olma özelliklerinden bir şey kaybetmez. Çok eski medeniyetlerce de bilinen Lapis Lazuli, bir zamanlar Mısır Kralı Tutankamonun mezarını süslerdi. Bu taş her zaman mavidir, ancak rengin yoğunluğu çıkarıldıkları bölgelere göre farklılıklar gösterir. Gece Taşı ya da Gerçek Taşı olarak da adlandırılan Lapis Lazuli, renginden dolayı göklerin sembolü olarak kabul edilir. İsim anlamı da "Göklerin Taşı" anlamını içermektedir.Faydaları:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Küçük çocukları korkularından ve solunum yolu hastalıklarından uzak tuttuğu için çocuk taşı da denir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-İskeleti kuvvetlendirir, tiroid bezlerini harekete geçirir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Tansiyon ve kaygıyı azaltıcı, canlandırıcı etkisi vardır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Zihinsel açıklık ve aydınlanma için kullanılır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Yaratıcı ifade, fiziksel yetenekler ve iletişim yeteneğini kuvvetlendirir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Terazi, yay ve balık burçlarının taşı olarak bilinir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-7137685103937415629?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7137685103937415629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7137685103937415629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/04/lapis-lazuli-ve-faydalari.html' title='LAPİS LAZULİ VE FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SdpaNFJR6II/AAAAAAAAAPU/VLX0oy51xco/s72-c/lapis-lazuli.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-2040125551087365980</id><published>2009-04-02T13:13:00.001-07:00</published><updated>2009-04-02T13:28:32.443-07:00</updated><title type='text'>BURÇLARA GÖRE OKUNACAK ESMA-İ HÜSNA</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SdUcoTYw5ZI/AAAAAAAAAOU/oUtrm9xpuuA/s1600-h/yüzük.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SdUcoTYw5ZI/AAAAAAAAAOU/oUtrm9xpuuA/s400/yüzük.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320190013532595602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KOÇ:El Cebbar,El Kahhar,El Fettah,El Muhdi El Muktedir&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BOĞA:El Metin,El Kaadir,El Muahhir,El Ganiyy,Es Sabur,El Hakk&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İKİZLER:Es Semi,Eş Şehid,El Mukaddim,El Basir&lt;/p&gt;&lt;p&gt;YENGEÇ:Er Rahim,El Habir,El Hafiz,El Veli&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ASLAN:El Mütekebbir,El Azim,El Muhyi,En Nur&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BAŞAK:Er Rakib,El Hakim,El Muhsi,El Kayyum&lt;/p&gt;&lt;p&gt;TERAZİ:El Adl,El Latif,El Halim,El Vedud,El Muksit&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AKREP:El Bais,El Muid,El Mümit,El Varis&lt;/p&gt;&lt;p&gt;YAY:El Kerim,El Ganiy,El Mugni,El Basit&lt;/p&gt;&lt;p&gt;OĞLAK:Ed Darr,El Mani,El Kaabid,El Muahhir&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KOVA:El Alim,El Muhsi,Ed Darr,El Mukaddim&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BALIK:El Habir,El Batın,En Nafi&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ENDER SARAÇ-RUHSAL GELİŞİM VE KADER &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-2040125551087365980?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2040125551087365980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2040125551087365980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/04/burclara-gore-okunacak-esma-i-husna.html' title='BURÇLARA GÖRE OKUNACAK ESMA-İ HÜSNA'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SdUcoTYw5ZI/AAAAAAAAAOU/oUtrm9xpuuA/s72-c/yüzük.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-6722496576029991892</id><published>2009-03-27T13:10:00.000-07:00</published><updated>2009-03-27T13:54:37.379-07:00</updated><title type='text'>GÜZEL İNSAN HAKK'KA YÜRÜDÜ,MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sc0zUhJzJNI/AAAAAAAAAOM/UGQUvPO3fV0/s1600-h/yazicioglununhaberiiiiiiiyazicioglununailesi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 299px; height: 204px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sc0zUhJzJNI/AAAAAAAAAOM/UGQUvPO3fV0/s400/yazicioglununhaberiiiiiiiyazicioglununailesi.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317963162584294610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dualarımız seninle!Kendisine Allah'tan rahmet,eşine,çocuklarına ve ailesine sabır diliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-6722496576029991892?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6722496576029991892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6722496576029991892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/03/guzel-insan-hakkka-yurudumilletimizin.html' title='GÜZEL İNSAN HAKK&apos;KA YÜRÜDÜ,MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN!'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/Sc0zUhJzJNI/AAAAAAAAAOM/UGQUvPO3fV0/s72-c/yazicioglununhaberiiiiiiiyazicioglununailesi.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5097203747472344333</id><published>2009-02-24T12:44:00.002-08:00</published><updated>2009-02-24T12:53:46.853-08:00</updated><title type='text'>ONİKS TAŞININ FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaReJmc-UEI/AAAAAAAAAOE/KjnJVfBN0fU/s1600-h/oniks.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 180px; height: 210px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaReJmc-UEI/AAAAAAAAAOE/KjnJVfBN0fU/s400/oniks.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306469779983192130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oniks Taşının Fiziksel Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Cinsel dürtüleri azaltır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Konsantrasyonu sağlar.&lt;br /&gt;Oniks Taşının Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Duyulan kaygılara karşı etkilidir. Gelecek kaygısını yokeder.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Kadın-erkek kutuplaşmasını dengeler ve ilişkileri kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt;Kişiyi, ihtiyaç duyduğu her konuda enerjisiyle destekler.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4)&lt;/strong&gt;Kontrol ve denge sağlar. Kişinin bağımlılıklarından kurtulmasına yardım eder.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5)&lt;/strong&gt;Nazara karşı kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5097203747472344333?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5097203747472344333'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5097203747472344333'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/oniks-tasinin-faydalari.html' title='ONİKS TAŞININ FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaReJmc-UEI/AAAAAAAAAOE/KjnJVfBN0fU/s72-c/oniks.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5965905495905897271</id><published>2009-02-24T12:44:00.001-08:00</published><updated>2009-02-24T12:50:07.224-08:00</updated><title type='text'>OLTU TAŞININ FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaRdQk2L5CI/AAAAAAAAAN8/Qwj9PF7DT0U/s1600-h/oltu.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 147px; height: 110px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaRdQk2L5CI/AAAAAAAAAN8/Qwj9PF7DT0U/s400/oltu.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306468800299525154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oltu Taşının Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Negatif enerjiyi toplar. Bu nedenle eskiden nazarlık olarak kullanılırdı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Stresi alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5965905495905897271?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5965905495905897271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5965905495905897271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/oltu-tasinin-faydalari.html' title='OLTU TAŞININ FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaRdQk2L5CI/AAAAAAAAAN8/Qwj9PF7DT0U/s72-c/oltu.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-7337655280659088</id><published>2009-02-24T12:44:00.000-08:00</published><updated>2009-02-24T12:47:32.575-08:00</updated><title type='text'>HEMATİTİN FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaRcWiEwexI/AAAAAAAAAN0/q_UaEkilWW4/s1600-h/hematit.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 147px; height: 110px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaRcWiEwexI/AAAAAAAAAN0/q_UaEkilWW4/s400/hematit.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306467803122924306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hematit Taşının Fiziksel Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Bel soğukluğuna karşı etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Dalağın düzgün çalışmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt;Kan dolaşımı üzerinde pozitif etkisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4)&lt;/strong&gt;Mafsal romatizmalarına karşı faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5)&lt;/strong&gt;Saçların daha gür çıkmasını sağlar.&lt;br /&gt;Hematit Taşının Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Hafızayı kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Karar verme güçlüğü çeken kişilere iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt;Stresi azaltır, enerji ve canlılık verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-7337655280659088?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7337655280659088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7337655280659088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/hematitin-faydalari.html' title='HEMATİTİN FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaRcWiEwexI/AAAAAAAAAN0/q_UaEkilWW4/s72-c/hematit.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-3469101499216626496</id><published>2009-02-24T12:40:00.001-08:00</published><updated>2009-02-24T12:44:07.723-08:00</updated><title type='text'>TOPAZIN FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaRbbzpwCrI/AAAAAAAAANs/-scLkeLK4q0/s1600-h/topaz.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 180px; height: 210px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaRbbzpwCrI/AAAAAAAAANs/-scLkeLK4q0/s400/topaz.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306466794229205682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Topazın Fiziksel Etkileri :&lt;br /&gt;-Zihin karışıklığı ya da kan dolaşımı bozukluğu nedeniyle ortaya çıkan uykusuzluk problemlerinde, boyun bölgesinde kullanılan topaz; zihni sakinleştirir, bedeni gevşetir ve böylece onu kullanan kişinin gün sonunda dinlendirici bir uykuyla uyuyabilmesini sağlar.&lt;br /&gt;Topazın Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Şeffaf topaz (Beyaz Topaz), ruhsal bakımdan gelişmeye yardımcı olur. Bilinmeyene karşı kişiyi yüreklendirir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Turuncu renkteki topazlar (Imperial Topaz); cesaret, neşe ve hoşnutluk duygularını kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-3469101499216626496?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3469101499216626496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3469101499216626496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/topazin-faydalari.html' title='TOPAZIN FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaRbbzpwCrI/AAAAAAAAANs/-scLkeLK4q0/s72-c/topaz.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-8154012182721135513</id><published>2009-02-22T05:05:00.000-08:00</published><updated>2009-02-22T05:09:44.415-08:00</updated><title type='text'>ESMA-ÜL HÜSNA ,HER DERDE DEVA</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaFOALiP1XI/AAAAAAAAANk/QCBoaR27zYQ/s1600-h/esma.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 297px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaFOALiP1XI/AAAAAAAAANk/QCBoaR27zYQ/s400/esma.jpeg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305607601022555506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Akademisyenler ve doktorlar bu konuda hemfikir. Mesela sabırsız biri 'Ya Sabır' çekerek sabırlı olmayı başarabilir. Peki hangi ismi, günde kaç kez ve hangi halimiz için zikretmemiz gerekir? Zaman'dan Dilek Güray konunun uzmanlarına sordu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ismin kainatta bir karşılığı var &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Abdulaziz Hatip (Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyesi): Bazı müfessirlere göre "Âdem'e öğretilen isimler" de Esmâ-i Hüsnâ'dır. Yani bu mübarek isimlerin her biri kâinattaki bir fennin, bir ilim dalının hakikat ve temelini teşkil eder. Meselâ, hukuk ve adalet ilmi Adl ismine, iktisat ilmi Rezzak ismine dayanır. Böylece Hz. Adem'e, bütün ilmî ve fennî kemâlât, inkişaf ve terakkilerin özü, çekirdeği ve yeteneği tevdi edilmiştir. Adem neslinin geliştirdiği bütün maddî ve kevnî terakkiler, bu ilk öğretimin güzel meyveleridir. Meleklere karşı insan nev'i olarak bize üstünlük kazandıran da budur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç ve diri kalmak için El-Hayy... &lt;br /&gt;Dr. Ender Saraç (Ayurveda uzmanı): Dünya gezegeninde her şey sonuçta bu 99 ismin tecellisidir. İnsanlarda bu esmaların tecellilerini farklı şekillerde görüyoruz. İnsanlar kendi üzerlerinde hangi esmaların tecellilerini görmek istiyorlarsa onu vird edinebilirler. Ama bazı esmalar kokteyl halinde zikredilebilir. Bu da sinerjik bir etki bırakır. Mesela 'Er-Rahman Er-Rahim, Ya Fettah Ya Rezzak beraber çekilebilir. Bir de benim çok sevdiğim bir anti ageng esması var. El-Hayy... Genç ve diri kalmak için çekilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-8154012182721135513?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8154012182721135513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8154012182721135513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/esma-ul-husna-her-derde-deva.html' title='ESMA-ÜL HÜSNA ,HER DERDE DEVA'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaFOALiP1XI/AAAAAAAAANk/QCBoaR27zYQ/s72-c/esma.jpeg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-6534625878155501827</id><published>2009-02-21T06:21:00.000-08:00</published><updated>2009-02-21T06:28:41.452-08:00</updated><title type='text'>KAYIP KITA ATLANTİS</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaAPFclYtzI/AAAAAAAAANc/MaYkuqbKHgU/s1600-h/atlantis-illustration-hism049+vv063-sw.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaAPFclYtzI/AAAAAAAAANc/MaYkuqbKHgU/s400/atlantis-illustration-hism049+vv063-sw.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305256947289208626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eflatun, Atlantis'le ilgili ilk yazdığı eseri Timea (Timaios) ve daha sonra MÖ.345 yılında "Kritias"ı yazdığı zaman kaynak olarak M.Ö.7. yy'da yaşamış atası politikacı Solon'u gösteriyordu. Solon M.Ö 590'da Mısır'a gitmiş ve Mısırlı rahiplerden kadim bilgiler edinmişti. Bu bilgiler Atlantis'de yaşam şeklinin yanı sıra Mısır Uygarlığı'nın köklerinin Atlantis'e dayalı olduğuna ilişkindi. Bu büyük ada ülke Solon'un anlatımlarına göre, Solon'un doğumundan 9 bin sene önce çok güçlü bir krallıktı ve buradan gelen işgalci kabileler, Akdeniz kıyısındaki tüm ülkelere yayılmışlardı.Ve Solon rahiplerden birşey daha öğrenmişti; uzun yıllar boyu Mısır'ın batı ülkeleriyle bağlantısının kesilmiş olduğunu. Bunun nedeni Atlantis'in deprem ve su taşkınları sonucu batmasının ardından, Atlantik Okyanusu'nun, Atlantis'in varolduğu kabul edilen bölgesinde, denizin bir çamur ve yosun tabakasıyla geçit vermez oluşuydu.&lt;br /&gt;Bu durum başka tarihçiler tarafından da anlatılır. Rusya'da St. Petersburg Müzesi'nde bulunan ve bilinen en eski papirüslerden olan bir papirüste ise, İkinci Hanedan Firavunlarından Set'in, onlara bilgeliği getiren atalarının, anavatanlarını araştırmak üzere bir araştırma grubunu Atlantik Okyanusu'na gönderdiği yazılıdır.&lt;br /&gt;Jeolojik kanıtlar ise, Kuzey Atlantik Okyanusu'nun dibi ya da yatağının biçimidir. Buradaki veriler "bölgesel çökmeye" işaret etmektedir. Bugünkü teknolojiyle Kuzey Atlantik bölgesinde Atlantis'in haritası da çıkarılmıstır. Jeolojik olarak da kabul edilen diğer kanıtlar ise söyle siralanabilir: Amazon Denizi'nin yok olusu, Missisippi Vadisi'nin kurumasi, St. Lawrence Vadisi'nin kuruması, Florida'nın ortaya çıkışı, Kuzey Amerika Atlantik kıyı hattının genel olarak genişlemesi… Bunların hepsi de büyük bir kütlenin denize batması ve batma nedeniyle deniz dibinde oluşan büyük çukura,çevre suların dolmasını kanıtlar niteliktedir. Ayrıca jeologlar, Brest ile A.B.D.'nin kuzeyi arasındaki alanda 15 bin yıl öncesine ait açık havada katılaşmış olan lav parçaları keşfetmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Atlantis nasıl bir uygarlıktı?Atlantis, Atlantik Okyanusu'nun ortasında bulunan kocaman bir ada idi. Atlantis'in batısında Kuzey ve Orta Amerika, doğusunda ise Avrupa ve Kuzeybatı Afrika yer alıyordu. Yüzölçümü bugünkü, Avrupa ve Rusya'nın birleşik yüz ölçümlerine eşitti. Poseidon, Atlantis'in kurucusuydu. Atlantisliler, babaları olduğunu kabul ettikleri Poseidon için bir tapınak yapmışlardı. Her beş ve her altı yılda bir insanlar burada toplanır ve boğalar kurban ederek tapınağın sütünlarına işlenmiş kutsal yazılara riayet için yemin ederlerdi. İnsanları; kültüre, bilime, sanata oldukça düşkündüler. Kibar insanlardı. Atlantis'te çoğunluk kızıl ırktaydı. Yönetim şekli ise, sosyalist eğilimli bir monarşiydi. Toplumda din adamlarının sayısı hayli fazlaydı. Din adamları, o devrin en bilgili kadın ve erkekleriydiler. Atlantis'in doğal kaynakları sanki sınırsızdı. Kıymetli madenler çıkarılıyor, kokulu bitkilerden kokulu özler damıtılıyordu. Köprü ve kanal aği, ülkenin çeşitli bölgelerini birleştiriyordu. Kıtanın altında bulunan taş ocaklarından çıkarılan beyaz, siyah ve kırmızı taşlar, evlerin ve sair yapıların yapımında kullanılıyordu. Her bir araziyi çevreleyen duvarlar yapıyorlar, bu dış duvarları bakırla kaplarken, şehri tahkim eden iç duvarları orsalk, orta duvarları ise kalayla kaplıyorlardı. Merkezi adada kurulu şehirde saraylar, mabetler ve halka ait diğer binalar kurulmuştu. Merkezde altın bir duvarla kuşatılmış bir mabed bulunuyordu. Bu mabed, Kleyto ile Poseydon'a adanmıştı… Bahçe ve koruluklarda sıcak su kaynakları akıyordu. Çeşitli tanrılara adanmış birçok mabet, insan ve hayvanlar için arenalar, hamamlar ve bir hipodrom vardı. Pek büyük limanlardan kalkan gemiler, Dünya'nın her yerine gidiyordu. Bölge halkının nüfusu o kadar yoğundu ki her yerde sesleri işitiliyordu. Merkezi şehrin etrafında, sarp yükseklik ve güzelliklerinden dolayı ünlü dağların koruduğu çok geniş bir ova uzanıyordu. Ovada senede iki kez hasat yapılıyordu.Ayrıca bu insanlar,kişisel olarak da kendilerini çok geliştirmişlerdi.Duvarlardan geçebiliyor,görünmez olabiliyorlardı vs… Bu büyük imparatorluk, Helen Devletleri'ne en kudretli ve şanlı oldukları bir devirde hücum etti. Ve böylece bilgelik ve biat yolundan saptı. Ölçüsüz alanlara sahip olan Atlantis kralları, tüm Dünya'yı zapt etmek azmindeydiler.Tanrı, işte o zaman bir vakitler erdemli olan bu soyun bahtsızlığını fark ederek, onların aklını başına getirmek, onları uslandırmak için cezalandırmaya karar verdi.Ve bir tufanla adayı yerle bir etti. Atlantis batışından önce üç kez tufana uğramıştır. Bu tufanlar günümüzden; 50 bin, 28 bin ve10.600 yıl kadar önce gerçekleşmiştir.&lt;br /&gt;Atlantis’te iç karışıklıklar da bu tufanlarda etkili olmuştur.Teknolojinin son derece geliştiği Atlantis’te,iki grup insan vardı.Bunlar,Tanrı’ya itaat eden,iyiliği benimseyen ve ellerindeki teknolojiyi iyi amaçlar için kullanmaya çalışan Bir’in oğulları ve teknolojiyi kötüye kullanarak dünyayı istila etmeye çalışan,Tanrı’ya itaat etmeyen  Belia oğulları idi.Bir rivayete göre;Belia oğullarının şerrinden kaçan bir grup iyi insan(Bir’in oğulları),Himalaya’lara giderek orada yeraltında bir uygarlık kurmuşlardır.Tufandan sonra ki medeniyetlerin temelini atanlar da bunlardır.Tabii tufandan kurtulan Belia oğulları ise güçlerini kötüye kullanmaya devam etmişlerdir(Halada etmektedirler).Günümüzde bahsedilen Agarta(Bir’in oğulları) ve Şambala(Belia oğulları)nın kökeni de buraya dayanmaktadır.&lt;br /&gt;Atlantis ile ilgili muammalardan biri de,geliştirdikleri rivayet edilen çok güçlü kristallerdir. Bunlar ruhani ve siyasi gücün mistik simgeleri miydiler? Yoksa bilinmeyen teknolojilerin ve psişik tesirlerin yüklendiği mineral aküler miydiler? Bunlar hâlâ okyanusun bilinmeyen derinliklerinde o batık kıtanın yıkıntıları arasında mı bulunmaktalar? Ya da afetten kurtulanlar tarafından yeni kıtalara mi taşındılar? &lt;br /&gt;İki gün önce uydular tarafından yeri belirlenen Atlantis’in araştırılması sırasında bakalım nelerle karşılaşılacak.Dünya tarihi ve insanoğlu bundan ne kadar etkilenecek,bu da merak konusu.Tabii bu tarihten dersler çıkarmak lazım.Günümüz teknolojisinin aynı şekilde kötüye yönelik kullanımı durdurulmazsa,herhalde aynı akibet bizi de bekliyordur.Ama her şey bizim elimizde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-6534625878155501827?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6534625878155501827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6534625878155501827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/kayip-kita-atlantis.html' title='KAYIP KITA ATLANTİS'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SaAPFclYtzI/AAAAAAAAANc/MaYkuqbKHgU/s72-c/atlantis-illustration-hism049+vv063-sw.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-1809921012258443443</id><published>2009-02-20T10:35:00.001-08:00</published><updated>2009-02-20T10:43:20.788-08:00</updated><title type='text'>KEHRİBARIN FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ74svcF_2I/AAAAAAAAANU/JPJlc7aSi2M/s1600-h/kehribar.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 122px; height: 123px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ74svcF_2I/AAAAAAAAANU/JPJlc7aSi2M/s400/kehribar.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304950858621255522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kehribarın Fiziksel Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Ağrıyan yerlere koyulduğunda ağrıları hafifletir. Kullanılan kehribarın, ağrıyan yerin büyüklüğü kadar olması etkisini güçlendirir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Soğuk algınlığı, astım, guatr, bronşit ve alerji tedavisi için boyun bölgesinde kullanılır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt;Boğaz enfeksiyonlarını ve tiroidi tedavide diğer taşlardan üstündür.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4)&lt;/strong&gt;Sol elde oynandığında bedenin elektiriğini toplar. Elektrik yükünü azalttığı için depresyona karşı da faydalıdır.&lt;br /&gt;Kehribarın Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Günlük olağan yaşantınızla, zihinsel ve ruhsal gelişiminiz arasındaki dengenin kurulmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Para getiren bir taş olduğu düşünülür ve bu amaçla kasalara koyulur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt;Takıntılara karşı iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4)&lt;/strong&gt;Yaşamın bir yük olduğunu düşündüğünüz ve sorumluluklar altında ezildiğinizi hissettiğiniz anlarda, şifa yüklü enerjisiyle sizi canlandırır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5)&lt;/strong&gt;Yaşamın güzel yanlarını farketmenizi ve böylece içinizin neşeyle dolmasını sağlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-1809921012258443443?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1809921012258443443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/1809921012258443443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/kehribarin-faydalari.html' title='KEHRİBARIN FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ74svcF_2I/AAAAAAAAANU/JPJlc7aSi2M/s72-c/kehribar.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-6795035760454868226</id><published>2009-02-20T07:29:00.000-08:00</published><updated>2009-02-20T07:39:36.061-08:00</updated><title type='text'>TURKUAZIN FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ7OF2aVCII/AAAAAAAAANM/5J0V-WGH7Ao/s1600-h/turkuaz.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 147px; height: 110px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ7OF2aVCII/AAAAAAAAANM/5J0V-WGH7Ao/s400/turkuaz.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304904010989635714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Turkuazın Fiziksel Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Sindirim sorunları için; kemer tokası, bileklik ya da yüzük olarak kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Tansiyonu düzenler ve kalp hastalıklarına iyi gelir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt;Kemik erimesine karşı etkilidir.&lt;br /&gt;Turkuazın Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Cinsel cazibeyi ve kadınlık özelliklerini artırır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Kaygıyı teskin eder.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt;Kederli insanların kederlerini gidermede, ya da bir olayın şokunu yaşayan kişileri o halden kurtarmada faydalıdır. Onlara, bu durumdaki kişilerin ihtiyacı olan huzur duygusunu verir.&lt;br /&gt;Kendisini taşıyan kişilerin iyileştirici güçlerini artırır ve bilgeliklerini artırmalarına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4)&lt;/strong&gt;Nazara karşı etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5)&lt;/strong&gt;Takı olarak, hergün kullanılabilecek bir taştır. Özellikle gümüş içine gömüldüğünde etkisi artar ve dengeyi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-6795035760454868226?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6795035760454868226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6795035760454868226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/turtuazin-faydalari.html' title='TURKUAZIN FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ7OF2aVCII/AAAAAAAAANM/5J0V-WGH7Ao/s72-c/turkuaz.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5875650797102333260</id><published>2009-02-20T03:22:00.000-08:00</published><updated>2009-02-20T03:29:03.018-08:00</updated><title type='text'>KAYIP KITA ATLANTİS BULUNDU!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ6Tj6pR0dI/AAAAAAAAANE/EQN8avVaq3U/s1600-h/ATLANTİS-2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 159px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ6Tj6pR0dI/AAAAAAAAANE/EQN8avVaq3U/s400/ATLANTİS-2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304839656336118226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dr. Rainer Kuehne’ye göre Atlantis, İspanya’nın güney kıyılarında, MÖ 800 ila MÖ 500 yılları arasında sular altında kalmış bir bölgede bulunuyor. Dr. Kuehne, Cadiz kenti yakınlarında, Marisma de Hinojos olarak bilinen bölgedeki bataklığa ait fotoğrafların, çamurun içinde, dikdörtgen şeklinde iki yapı ile bu yapıları çevreleyen çemberleri gösterdiğini kaydetti.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt; Uydu fotoğraflarında, Atlantis'e ait olduğu belirtilen tapınak kalıntıları görülüyor.          Dr. Kuehne, bu iki dikdörtgen yapının, “deniz tanrısı Poseidon’a adanan gümüş tapınak ile Platon’un Critias diyaloglarında değindiği, Cleito ile Poseidon’a adanmış altın tapınak olduğuna inandığını” söyledi. Fotoğraflara göre, adayla çemberlerin yüzölçümünün, Eflatun’un tanımından daha büyük olduğunu belirten Dr. Kuehne, “Platon’un, adanın büyüklüğünü yanlış hesaplamış olabileceğini” belirtti.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;‘BİR GECEDE SULARA GÖMÜLDÜ...’&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;       Tarihte ilk kez Platon’un Timea diyaloglarında sözü geçen Atlantis efsanesine kaynak olarak Atinalı gezgin Solon gösteriliyor. Platon, Solon’un kayıp kıta ilgili bilgileri, Mısırlı rahiplerin 9 bin yıllık tarihsel belgelerine dayanarak aktardığını kaydeder. Buna göre Platon, Atlantis ülkesinin, “Herakles Sütunları’nın ötesinde (bugünkü Cebelitarık Boğazı’nın batısı), Libya’dan daha büyük bir ülke” olduğunu yazar. Timea diyaloglarında, “Atlantis ordularının tüm Batı Avrupa ile Libya’yı ezip geçtiği, ama Atinalıların gösterdiği direnç karşısında gerilemek zorunda kaldığı ve şiddetli bir deprem sonunda da MÖ 9600’de, aniden bir gece içinde sular altında kaldığı” anlatılır.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ANTİK İSPANYOL KAVMİ OLARAK ALANTİS&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;       Platon’un Atlantis’i bakır ve diğer metaller açısından gelişmiş bir kültür olarak tanımladığını anımsatan Dr. Kuehne, bugünkü Sierra Morena bölgesinin de bakır zengini olduğunun altını çiziyor. Platon’un aktardığı tarihler ve tanımlar, Atlantis’in İspanya’da demir Çağı’nda hüküm süren Tartessos halkı olabileceğini gösteriyor. Daha önce, 20. yüzyılın başında da Atlantis’in Tartessos kavmi olabileceği öne sürülmüştü.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5875650797102333260?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5875650797102333260'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5875650797102333260'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/kayip-kita-atlantis-bulundu.html' title='KAYIP KITA ATLANTİS BULUNDU!'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ6Tj6pR0dI/AAAAAAAAANE/EQN8avVaq3U/s72-c/ATLANTİS-2.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-6614355822180480669</id><published>2009-02-19T12:57:00.002-08:00</published><updated>2009-02-19T13:22:50.405-08:00</updated><title type='text'>KAPLANGÖZÜ TAŞININ FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ3NYxw-Y_I/AAAAAAAAAM8/8F3uQjhtzc0/s1600-h/kaplangozu.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 180px; height: 210px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ3NYxw-Y_I/AAAAAAAAAM8/8F3uQjhtzc0/s400/kaplangozu.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304621761671619570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kaplangözü Taşının Fiziksel Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Astım hastaları için faydaları vardır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Sindirim sistemi bozuklukları, dalak ve pankreas için faydalı etkileri vardır.&lt;br /&gt;Kaplangözü Taşının Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Cesareti artırır ve hayatınızın bir amaçtan yoksun olduğunu düşündüğünüz anlarda size amacınızı hatırlatır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Duygulara hitap eden bir taş olduğundan dolayı sevgililer arasında rağbet gören bir hediyedir. Eğer birisiyle ilişkiniz varsa kaplangözü; ilişkide bulunduğunuz insanla aranızda telepatik bir bağ kurmanızı sağlayabilir. Yüzük ya da kolye olarak kullanabilir, ya da cebinizde taşıyabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt;Duygusal bakımdan dengeleyicidir ve inatçılığı azaltır. Kişinin olayları daha net algılayabilmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4)&lt;/strong&gt;Güç ve cesaret taşı olan kaplangözü; dayanıklılığınızı artırır ve engellere rağmen ilerleme isteği verir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5)&lt;/strong&gt;Hayatınızda değişiklikler yapmayı düşünüyorsanız ihtiyacınız olan taş kaplangözü taşıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6)&lt;/strong&gt;İnsanların iyi taraflarını görmenizi sağlayarak hayat yolunda mutlulukla ilerlemenizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7)&lt;/strong&gt;Kâbus gören çocuklar için faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8)&lt;/strong&gt;Kaplangözünün nazardan koruduğuna inanılır ve eskiden bu amaçla kullanılırdı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;9)&lt;/strong&gt;Kendisini taşıyan kişilerin diğerlerine karşı daha az bağımlı olmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10)&lt;/strong&gt;Pürüzsüz yüzeyini okşayarak dertlerinizi ve endişelerinizi hafifletebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-6614355822180480669?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6614355822180480669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6614355822180480669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/kaplangozu-tasinin-faydalari.html' title='KAPLANGÖZÜ TAŞININ FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ3NYxw-Y_I/AAAAAAAAAM8/8F3uQjhtzc0/s72-c/kaplangozu.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-8279154564338510223</id><published>2009-02-19T12:57:00.001-08:00</published><updated>2009-02-19T13:13:42.557-08:00</updated><title type='text'>AYTAŞININ FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ3LSD16dYI/AAAAAAAAAM0/7HrRRDITOXQ/s1600-h/aytasi.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 180px; height: 210px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ3LSD16dYI/AAAAAAAAAM0/7HrRRDITOXQ/s400/aytasi.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304619447241831810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aytaşının Fiziksel Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Kadınların aylık periyotlarının düzenli olmasını sağlar. Özellikle cinsel organların korunmasında etkisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Kramplara, bacak ağrılarına ve sırt ağrılarına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt;Oburluğa karşı etkilidir.Az yemeyi sağlar.&lt;br /&gt;Aytaşının Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Aşırı tepki verdiğiniz ve endişeli olduğunuz durumlarda aytaşı sizi dengeler ve diğer insanların hislerine karşı duyarlı olmanızı sağlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2&lt;/strong&gt;)Aytaşı, kişinin duygusal gerilimden kurtulmasına ve duygularını kabullenmesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt;Duygusal dengeyi sağlar ve egoya karşı iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4)&lt;/strong&gt;İnsanlarla aranızdaki şefkat ve sempati duygularını karşılıklı olarak artırır ve kendisini taşıyan kişiye sempati kazandırır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5)&lt;/strong&gt;Rüyaların daha net hatırlanmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6)&lt;/strong&gt;Sezgileri ve iletişimi kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7)&lt;/strong&gt;Yıldızı düşük olanların taşıdır. Nazara karşı etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-8279154564338510223?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8279154564338510223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8279154564338510223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/aytasinin-faydalari.html' title='AYTAŞININ FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ3LSD16dYI/AAAAAAAAAM0/7HrRRDITOXQ/s72-c/aytasi.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-7989509928858742013</id><published>2009-02-19T12:57:00.000-08:00</published><updated>2009-02-19T13:05:48.640-08:00</updated><title type='text'>AMETİST TAŞININ FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ3JkbQqE6I/AAAAAAAAAMs/wXkME8C8oVw/s1600-h/ametist.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 147px; height: 110px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ3JkbQqE6I/AAAAAAAAAMs/wXkME8C8oVw/s400/ametist.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304617563742409634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ametist Taşının Fiziksel Etkileri :&lt;br /&gt;1)Cilt hastalıklarına karşı etkilidir.&lt;br /&gt;2)Göz hastalıklarına, alerjiye, migren ve diğer baş ağrılarına ve kalp rahatsızlıklarına iyi gelir.&lt;br /&gt;3)Negatif elektrik yükü taşıdığından dolayı; bedendeki fazla elektrik yükünü toplayarak beyin gücünü yükseltir.&lt;br /&gt;Ametist Taşının Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri:&lt;br /&gt;1)Bulunduğu çevredeki olumsuz enerjileri temizleyip dönüştürür. Sadece odanın herhangi bir yerinde durması bile olumsuz enerjileri toplayıp pozitif enerjiye dönüştürmesi için yeterlidir.&lt;br /&gt;2)Depresyona karşı faydalıdır.&lt;br /&gt;3)Enerji dolu bir taş olduğu için çoğu insan üzerinde canlandırıcı bir etkisi vardır. Sürekli üzerinizde taşıyabileceğiniz bir taştır. Yaydığı enerji her zaman size fayda sağlar ve olumsuzluklardan korur. Özellikle düşman tavırlı insanların arasında bulunacağınız zamanlarda bu taşı üzerinizde bulundurmaya gayret edin. Böylece sadece pozitif enerji alacağınızdan emin olabilirsiniz.&lt;br /&gt;4)Enerjisi huzur vericidir. Yaydığı enerji doğrudan sinir sistemini etkiler. Fazla çalışmaktan ve stresten kaynaklanan zihinsel yorgunluğu giderir. Enerjisinin odaklandığı kişide uyum ve denge oluşturur. Ancak ciddi bir kişilik bozukluğuna sahip insanlar bu enerjiyle uyuşamayarak, onu rahatsız edici bulabilir.&lt;br /&gt;5)Kişiye iç huzuru vererek karar verme yeteneğini güçlendirir.&lt;br /&gt;6)Kişiyi rahatsız eden takınaklı düşünceleri uzaklaştırıcı ve yatıştırıcı bir etkiye sahiptir. Koyu mor ya da çok açık renkli, özellikle de berrak olan ametistler en güçlü enerjiye sahip olan ametistlerdir.&lt;br /&gt;7)Pembe kuvars ile birlikte kullanıldığında aklı güçlendirdiği ve kalbi koruduğu söylenir.&lt;br /&gt;8)Uykusuzluk çekenlere iyi gelir. Eğer uykusuzluk sorunu yaşıyorsanız; ametisti yatmadan önce bir süre elinizde tutun ve sonra yastığınızın altına koyarak yatın. Sorununuzun nasıl düzeldiğini göreceksiniz. Uyku sorunlarına iyi geldiği gibi kâbus görmeyi de engeller.&lt;br /&gt;Taşınızı toplayacağı negatif enerjilerden arındırmak için; ilk iki hafta kullanımda her gün suyun altında tutarak temizleyin. Daha sonra standart temizleme yöntemiyle kullanmaya devam edebilirsiniz (Yaklaşık 2-3 haftada bir suyun altında tutulur) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-7989509928858742013?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7989509928858742013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7989509928858742013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/ametist-tasinin-faydalari.html' title='AMETİST TAŞININ FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ3JkbQqE6I/AAAAAAAAAMs/wXkME8C8oVw/s72-c/ametist.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-8022556457098672268</id><published>2009-02-19T12:09:00.000-08:00</published><updated>2009-02-19T12:32:12.946-08:00</updated><title type='text'>AKİK TAŞININ FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ2_5BdHIzI/AAAAAAAAAMU/aFS5QzVh7zI/s1600-h/akik.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 147px; height: 110px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ2_5BdHIzI/AAAAAAAAAMU/aFS5QzVh7zI/s400/akik.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304606922476299058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Peygamber Efendimiz (sav) tarafından da takılan ve takılması tavsiye edilen akik taşının faydaları:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Akik Taşının Fiziksel Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Bedenin gerginlik olan kısımlarına sıcaklık hissi verir ve gerginliği azaltır. Ağrıları gidermek için kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Cilt hastalıklarına karşı etkilidir. Damarları kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt;Güçlü ve erkeksi bir enerjiye sahip olan akik, cinsel organlar ve cinsel güç için faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4)&lt;/strong&gt;Hamilelikte hem anne hem de bebeğin sağlığı için faydalıdır ve bu süreç içerisinde kullanılması özellikle önerilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5)&lt;/strong&gt;Kemik ve diş yapısının korunmasında faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6)&lt;/strong&gt;Mavi renkli olan diğer taşlar gibi, mavi tonlarında olan akikler de akiğin diğer türlerinden farklı olarak boğaz çakrasında etkilidir ve boğaz ile ilgili sorunlarda kullanılabilir.&lt;br /&gt;Akik Taşının Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri :&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt;Canlılık veren enerjisiyle, kendinizi sıkıntılı ve kötü hissettiğiniz anlarda olayların iyi yönünü de görmenizi sağlar. İnsanların olumsuzluklarından kolayca etkileniyorsanız akik size iyi gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt;Dünyevi başarıyı simgeleyen akik, negatif enerjiye karşı koruma sağlar ve tükenmiş olan cesareti canlandırır. İşadamlarının bu taşı, özellikle belin altında (cepte veya yüzük olarak olabilir) taşımaları faydalı olacaktır. Özellikle yüzük olarak kullanıldığında, kişinin kendisine güvenini artırır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt;Kendisini taşıyan kişiye güç, keyif ve iyimserlik hissi verir. Ceplerinde bu taşı taşıyan çocukları olumsuz duygulardan ve münakaşalardan uzak tutar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4)&lt;/strong&gt;Kırmızımsı turuncu renkteki akikler fiziksel canlılığı artırarak tembelliği giderir. Yaşanılan ana yoğunlaşma isteğini güçlendirir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5)&lt;/strong&gt;Mavi dantelli akik taşı; sosyal ortamlarda gereksinim duyulan serinkanlılık ve özgüven duygularını güçlendirir. Konuya yoğunlaşmaya ve konuşmaya yardımcı olur. Sinir bozukluklarını yatıştırır ve topluluk önünde yapılacak konuşmalarda duyulan heyecanı giderir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6)&lt;/strong&gt;Mavi renkli olan akikler nazara karşı etkilidir. Ayrıca; sadece rengiyle bile kişinin içini ferahlatan mavi akik, konuşma güçlüğü çekenler için faydalıdır.&lt;br /&gt;Yosunlu  akik, insanın içini koşulsuz sevgi ile doldurur ve kişinin ruhsal gelişimine yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-8022556457098672268?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8022556457098672268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8022556457098672268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/akik-tasinin-faydalari.html' title='AKİK TAŞININ FAYDALARI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZ2_5BdHIzI/AAAAAAAAAMU/aFS5QzVh7zI/s72-c/akik.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-3271492147840864392</id><published>2009-02-15T12:57:00.000-08:00</published><updated>2009-02-15T12:59:03.544-08:00</updated><title type='text'>YEMEKTE MİYİZ YEMEMEKTE MİYİZ?</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZiB7nM7yKI/AAAAAAAAAME/rVBsue0EFno/s1600-h/yemekteyiz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 210px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZiB7nM7yKI/AAAAAAAAAME/rVBsue0EFno/s400/yemekteyiz.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303131422364256418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Televizyon kanallarından birinde,bildiğiniz gibi ,yemek yenilen,yerken de olmadık eleştirilerin yapıldığı,tabii bundan dolayı zehir mi zıkkım mı,ne yendiği belli olmayan bir yarışma var.&lt;br /&gt;Bu yarışmada reyting uğruna kavgalar,gürültüler,seviyesiz eleştiriler,nimete nankörlük gibi,daha sayamadığım,olumsuz pek çok şey var ama, olumlu pek bir şey yok.Format gereği bazıları eleştirinin dozunu kaçırınca kavgaların bile olduğu bir program velhasılı.&lt;br /&gt;Bu programın topluma ne faydası var diye düşünüyorum.Görüyorum ki;seviyesizliği ve dedikoduculuğu , ne kadar çirkef ve kavgacı olunabileceğini, çamur atmanın,para için bütün değerlerin nasıl bir kenara atılabileceğini öğretmenin dışında,pek bir faydası yok.&lt;br /&gt;Aslında,bu yarışma Avrupa’da da var.Ama,orada daha çok eleştiriler yemeğe yapılmakta.Amaç bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek.Peki bizde de böyle olsa ne olur?Şu format denilen şeyi değiştirsekte insanlar,format gereği birbirlerine iltifat edip eline sağlık deseler,olumlu eleştiriler yapsalar,bu yemek şu şekilde de yapılabilir deseler,her şeyde bir art niyet aramasalar . İnanın seyrederken insan utanıyor.Yarışmacı diyor ki,”Ben bunu yemem,ben şunu yemem”.Ne yersin o halde?Nimete nankörlük olduğu gibi görgüsüzlük aynı zamanda.Bizim kültürümüzde bu böyle midir?İkram edilen şey ne kadar kötü olursa olsun,emeğe saygı gerekmez mi?Ayrıca,insanın hatasını kabullenmesi de bir erdemdir.Ama öyle olmuyor,ev sahibi her lafa bir cevap yetiştiriyor.Kısacası;bu programda ne ev sahibi ev sahipliğini biliyor,  ne de misafirler misafirliğini…Nezaket kuralları çöpe atılmış durumda.&lt;br /&gt;Bu yarışmanın,bizim gelenek ve göreneklerimize göre değişmesi , ya da yayından kalkması gerektiğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-3271492147840864392?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3271492147840864392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3271492147840864392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/yemekte-miyiz-yememekte-miyiz.html' title='YEMEKTE MİYİZ YEMEMEKTE MİYİZ?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SZiB7nM7yKI/AAAAAAAAAME/rVBsue0EFno/s72-c/yemekteyiz.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5182988785968637131</id><published>2009-02-08T05:14:00.002-08:00</published><updated>2009-02-08T08:18:48.610-08:00</updated><title type='text'>HANGİ BURÇ,HANGİ TAŞI KULLANMALI?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SY7907RL5JI/AAAAAAAAAL8/iAcDgdcEvdU/s1600-h/burclar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 299px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SY7907RL5JI/AAAAAAAAAL8/iAcDgdcEvdU/s400/burclar.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300452897166451858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;KOÇ BURCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taşı:Ametist,yakut,turmalin,beyaz kuvars,hematit,jasper,sitrin,elmas,kantaşı,ateş opal.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rengi:Kırmızı,sarı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;BOĞA BURCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taşı:Lapis lazuli,mercan,pembe turmalin,dumanlı kuvars,kehribar(amber),turkuaz,zümrüt,safir,akik,malakit.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rengi:Yeşil,mavi,pembe,eflatun.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;İKİZLER BURCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taşı:Akik,lal,inci,akuamarin,beril,sarı kehribar,mavi safir,krizoproz,zirton,kaplangözü,sitrin,topaz,zebercet,saydam olmayan diğer sarı taşlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rengi:Beyaz,sarı,havai mavi,açık yeşil,orta gri.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;YENGEÇ BURCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taşı:Aytaşı,yakut,inci,zümrüt,kristal,akik,avanturin,krizokol,beyaz yeşim,sitrin,elmas,kalsedon.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rengi:Gümüş,pembe,eflatun,mor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;ASLAN BURCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taşı:Topaz,elmas,yakut,sarı safir,zebercet,sarı kuvars,dağ kristali,kaplangözü,inci,turmalin,kehribar,sitrin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rengi:Beyaz,kırmızı,altın sarısı,portakal,mandalina.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;BAŞAK BURCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taşı:Yeşim,jasper,mavi safir,mavi kuvars,zirkon,akik,ametist,zebercet,sitrin,topaz,ateş opal,çakmaktaşı,beril,sitrin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rengi:Koyu gri,deniz mavisi,yeşilimsi sarı(limon),eflatun.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;TERAZİ BURCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taşı:Opal,pembe ve beyaz kuvars,elmas,safir,malakit,jasper,zümrüt,turmalin,beyaz mermer,akuamarin,lapis lazuli,sitrin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rengi:Turkuaz,pembe,açık eflatun,uçuk yeşil,soluk sarı,kahverengi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;AKREP BURCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taşı:Topaz,hematit,kaplangözü,obsidyen,granat,gri elmas,malakit,mıknatıs taşı,jasper,yakut,kırmızı mercan,turmalin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rengi:Siyah,koyu kırmızı,turuncu,koyu eflatun,mor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;YAY BURCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taşı:Turkuaz,yakut,lapis lazuli,topaz,obsidiyen,ametist,safir,kalsedon,inci.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rengi:Eflatun,mor,lacivert,siyah.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;OĞLAK BURCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taşı:Lal,siyah oniks,akik,malakit,dumanlı kuvars,mercan,kara kehribar(oltu taşı),yakut,aytaşı,opal,dağ kristali,elmas,mermer,jasper,lapis lazuli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rengi:Koyu gri,koyu kahverengi,siyahımsı yeşil,koyu lacivert.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;KOVA BURCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taşı:Gök mavisi safir,ametist,yeşim,akuamarin,almandit,siyah inci,obsidiyen,lal,turkuaz,mavi topaz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rengi:Lacivert,koyu eflatun.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;BALIK BURCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taşı:Akuamarin,ametist,zümrüt,firuze(turkuaz),zebercet,aytaşı,opal,hematit,kantaşı,safir,açık mavi kuvars,mercan,kumtaşı,süngertaşı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Rengi:Turkuaz,gümüş,yeşil.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5182988785968637131?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5182988785968637131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5182988785968637131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/hangi-burchangi-tasi-kullanmali.html' title='HANGİ BURÇ,HANGİ TAŞI KULLANMALI?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SY7907RL5JI/AAAAAAAAAL8/iAcDgdcEvdU/s72-c/burclar.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-2410920003092573285</id><published>2009-02-08T05:14:00.001-08:00</published><updated>2009-02-08T05:42:16.174-08:00</updated><title type='text'>TAŞLARIN ETKİLERİ</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SY7hF6OMZhI/AAAAAAAAALs/NfuP7ZEWFxk/s1600-h/TAŞ.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 344px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SY7hF6OMZhI/AAAAAAAAALs/NfuP7ZEWFxk/s400/TAŞ.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300421303106037266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Değerli taşlarla tedavi ve taşların insanlar üzerindeki etkileri, Türk kültüründe pek bilinmeyen ancak; diğer medeniyetlerde yaygın bir şekilde kabul edilmiş, ve zamanımızda araştırmalara konu olmuş bir kültürdür. &lt;br /&gt;Mevlana'nın Mesnevi'sinde, tasavvuf ile ilgili bazı eserlerde ve daha pek çok eserde taşların etkilerinden bahsedilmiş; hatta sadece taşların faydalı etkileri üzerine yazılmış olan bir risale bile mevcut. &lt;br /&gt;Değerli taşlar, renkleri ve gözalıcı parlaklıkları nedeniyle ilk çağlardan beri insanların ilgisini çekmiştir. O zamanlarda bile insanlar için her değerli taşın özel bir anlamı vardı.&lt;br /&gt;Örneğin; &lt;br /&gt;Kızılderililer, üzerinde turkuaz taşıyan kişilerin kemiklerinin kırılmayacağına inanırlar ve savaşta bu taşı kalkanlarının üzerine işlerlerdi. Turkuazın, Aztek kültüründe de önemli bir yeri olduğu bilinmekte: Aztekler bu taşı kötü etkilerden korunma amaçlı olarak kullanırlardı. Yine kızılderili kültüründe, yosun akik taşının susuzluğu giderdiğine inanılır ve bu amaçla kullanılırdı.&lt;br /&gt;Eski Yunanlar'da, ametist taşının insanları sarhoş olmaktan koruduğuna inanılır ve kadehler ametistten yapılırdı.&lt;br /&gt;Negatif elektrik yükünü ayaklardan toprağa geçirdiğine inandıkları için hala daha Hindistan'da kadınlar ayak parmaklarına obsidyen yüzük takmaktadırlar.&lt;br /&gt;Çok daha eskilere bakarsak, efsane şehir Atlantis'te enerji elde etmek kuvars kristallerinden faydalanıldığının söylendiğini de görürüz.&lt;br /&gt;Geçmişte elmastan daha çok aranan ve istenen, özellikle Araplar'ın favorisi olan zebercet taşı, karanlık yerlerden geçerken duyulan korkuyu yenmek için takılırdı.&lt;br /&gt;Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin Marifetname'sinden bir alıntı:&lt;br /&gt;"...Ona yakın olanı ise zümrüt cevheridir. Ona bakanın gözü nur, gönlü, sürur bulur. Saçtığı şuadan yılan kör olup, onu taşıyandan kaçar. Zümrütün fayda ve hususiyetleri pek çoktur. Lakin biz burada kısa kestik."&lt;br /&gt;Değerli taşların etkileri hakkındaki eski bilgilere baktığımızda, bunun sadece batıl inançlar olduğu düşünülebilir ki, bir kısmı -mesela kemiklerin kırılmaması ile ilgili olan efsane- belki de öyledir.&lt;br /&gt;Ancak; düşününce kolayca farkedileceği gibi, bu tür inançların pek çoğu insanların deneyimlerine dayanmaktadır: Eğer ametist kadehten içki içip de körkütük sarhoş olan biri olsaydı, ametist ile ilgili böyle bir hikaye de olmazdı. Ya da, kızılderililer gerçekten susuzluklarını gideriyor olmasaydı, "bu susuzluğu gideriyor" diyerek yosun akik kullanmazlardı. Sonuçta, insanlar etkisini görmedikleri halde "bu böyleymiş" diyerek bir inanca katılmaz ve onu uygulamazlar. &lt;br /&gt;Böylece değerli taşların etkilerinin ilk olarak, "insanların deneyimleriyle" farkedildiğini görüyoruz.&lt;br /&gt;Deneyimler sonuçlarının kesinliği itibariyle değerli bilgilerdir (Bilimsel açıklama bekliyor olabilirsiniz ancak deneyimler bilimin henüz ispat edemediklerini de gösterdiği için bilimin şu an için sunduklarından daha üstün bir bilgi sayılabilir. Bilim ispatlayamasaydı yerçeki olmayacak mıydı?) ama, gelin olaya bir de bilimsel yönden bakalım:&lt;br /&gt;Taşın insana nasıl etkisi olacak diyebilirsiniz. Ne yenir ne içilir, bir taş nasıl fayda verebilir? Oysa ki düşündüğümüzde, yemediğimiz içmediğimiz pek çok maddenin, olumlu ya da olumsuz, bizi oldukça ciddi olarak etkilediğini farkederiz. Televizyonunuz, monitörünüz, cep telefonunuz, yakınınızdaki bir baz istasyonu... Düşündünüz mü hiç; bunların hiçbiri bedeninizle temas halinde olmadığı halde sizi nasıl etkileyebiliyorlar? Sadece genel olarak çoğunluk tarafından bilindiği için bunları örnek verdik. Manyetik alanlarından etkileniyoruz diye düşünmeniz doğrudur. Canlı ya da cansız, herşeyin, ve elbetteki taşların da bir enerji alanı vardır ve enerji alanları kesişen herşey birbirini etkiler.&lt;br /&gt;Fiziksel formlarımız aslında, eskiden zannedildiği gibi maddeden değil, enerjiden oluşmaktadır. Madde olarak bildiğimiz tüm üç boyutlu formlar, belirli hızlarda titreşmekte olan enerjilerdir ve her madde bir diğerini enerjisiyle yani kendi varlığıyla etkiler. Aynen bir taşı suya attığımızda yayılan küçük dalgaların diğer dalgalarla rezonansa girmesi gibi, taşların taşıdığı enerjiyle insanların taşıdıkları enerji de kesişmekte ve bu şekilde enerjiler birleşerek, bahsedilen etkiler ortaya çıkmaktadır. Bunu daha net anlayabilmek için öncelikle artık açıkça çağdışı kalmış bir fikir olan materyalist görüşten kurtularak, maddenin gerçekte ne olduğunu anlamamız lazım:&lt;br /&gt;Genellikle insanlar; maddenin, kendisine dokunulabilen, dayanıklı ve katı bir şey olduğunu düşünürler. Eski Yunan'da madde bu biçimde tanımlanıyordu. Bugün ise bunun tam olarak doğru bir tanımlama olmadığını biliyoruz. Maddenin bölünebilen parçacıklardan oluştuğunu öğrendik. Daha sonra en küçük parçacık olduğunu düşündüğümüz bir parçacığa ulaştık ve buna atom (bölünmez anlamında) adını verdik ve çok geçmeden onun da bölünemez bir parçacık olmadığını gördük. Daha sonraları ise maddenin elektriğe ilişkin özellikleri bulundu ve elektronlar keşfedildi. Elektronda, kabul ettiğimiz anlamda maddi diyebileceğimiz hiçbir şey yoktu; çünkü elektron, hareket halindeki elektrik yükünden başka bir şey değildi. Ve şu sonuca ulaşıldı; peki, negatif yükte madde diyebileceğimiz birşey yoksa, pozitif çekirdekte neden olsun? Öyleyse yalnızca enerji vardır ve biz farklı hızlarla titreşmekte olan bu enerjiyi madde olarak algılarız!.. &lt;br /&gt;Acaba bu etkilerin, inanmakla bir ilgisi var mı?&lt;br /&gt;Size kuvars kristalinin verdiği enerjiden bahsedilse ve size de bu etkiyi yaşasanız, yine de bunun "inandığınız için" olduğunu düşünürsünüz, değil mi? Peki ya bitkilerde böyle birşey sözkonusu olabilir mi? Bitkiler "öyle olduklarına inandıkları için" kristalin etkisini hissedebilirler mi? Kristal Mucizesi (Crystal Healing) adlı kitabın yazarı Edmund Harold'un, bahsedilen kitabında anlattığı deneyine bir bakalım:&lt;br /&gt;"Bir kadın, daha sonra bahçesine dikebilmek için, birkaç limon otuna kök saldırmaya çalışıyordu. Onu su dolu bir kaba yerleştirerek, kabı güneşli bir pencere çıkıntısına koydu; ancak ot çok az bir gelişme göstermişti. Kadına, kaptan beş-on cm. uzaklığa yerleştirilecek bir kuvars kristalinin gelişimi uyarabileceğini söyledim. Dediğimi yaptı, kristali pencereden iyice uzağa yerleştirdi. Bitki o sırada ışığa doğru eğilmiş, güneşin yaşam verici ışınlarını massetmeye çalışıyordu. Birkaç gün içinde bitki gelişme modelini tersine çevirerek, güneşe sırt çevirip kuvars kristaline, onun uyarımına yöneldi. Daha da önemlisi, kadının büyük bir hoşnutlukla tanık olduğu gibi, büyümeye başladı."&lt;br /&gt;Genel bir soru: İnandığımız için mi oluyor?&lt;br /&gt;Öncelikle; şüphe duyarak deniyor iseniz, -ki hemen hemen ilk deneyen herkeste bu şüphe vardır- zaten inanmamışsınız demektir. Bu durumda, diyelim ki akik taşının çarpıntıları giderdiğinden bahsettik ve bu şekilde bir faydasını da gördünüz, böyle birşeyi inandığınız için olduğunu düşünmeniz yanlıştır. Şüphenin olduğu yerde inancın olması sözkonusu olamaz. Zaten inanmamış olduğunuzu farketmelisiniz.&lt;br /&gt;Şunu deneyin: Ne çeşit etkileri olduğunu bilmediğiniz bir taşı bir süre kullanın. Kendinizde fiziksel ya da manevi herhangi bir değişiklik hissettiğinizde, o taşın ne çeşit etkileri olduğunu okuyun. Şaşıracaksınız.&lt;br /&gt;İster inandığımız için oluyor diye düşünün, ister enerji alanları birbirini etkiliyor diye düşünün; belki de bu konuda asıl önemli olan; eğer istediğiniz sonucu alıyorsanız, nasıl olduğun bir önemi yoktur. Yediklerimizden faydalanabilmek için sindirimin nasıl yapıldığını, yiyeceklerin nasıl enerjiye dönüşüp bize güç verdiğini bilmemiz bir gereklilik değildir.&lt;br /&gt;Örnekleri ve açıklamaları çoğaltmak mümkün. Tüm bu yazılanlar, sadece taşların büyülü dünyasından ve onların faydalarından haberi olmayanlar için. Değerli taşları tanıyan pek çok kişi onları kullanarak bizzat bu faydaları kendileri yaşıyor ve değerli taşların etkilerini biliyor. Denediğinizde bunu siz de apaçık görecek ve yepyeni bir dünyaya adım atacaksınız. Değerli taşlara verilen bu "değerli" ünvanının, sadece maddi anlamda olmadığını farkedeceksiniz ve değerli taşlar hayatınızın vazgeçilmez bir parçası olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-2410920003092573285?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2410920003092573285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/2410920003092573285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/taslarin-etkileri.html' title='TAŞLARIN ETKİLERİ'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SY7hF6OMZhI/AAAAAAAAALs/NfuP7ZEWFxk/s72-c/TAŞ.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-919191260083405336</id><published>2009-02-02T06:28:00.000-08:00</published><updated>2009-02-02T06:50:58.684-08:00</updated><title type='text'>OSMANLI'DA MÜZİKLE TEDAVİ</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SYcHnnp64eI/AAAAAAAAALc/wcSqFGFSad8/s1600-h/OSMANLI8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 293px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SYcHnnp64eI/AAAAAAAAALc/wcSqFGFSad8/s400/OSMANLI8.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298211863865778658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Günümüzde araştırmacılar, beden ve zihin hastalıklarının tedavisinde müziğin kullanılması konusunda hemfikirdir. Bu konuda yapılan birçok araştırma, doktor ve müzisyenlerin; depresyondan kansere, yüksek tansiyondan kronik ağrılara, disleksiden akıl hastalıklarına, migrenden uyuşturucu madde bağımlılığına kadar geniş bir sahada tedavi gayesiyle müziği kullandıklarını göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi Makam Hangi Hastaliğa?(OsmanlI'da Müzikle Tedavi)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllar boyu insanlar, hastalıkların iyileştirilmesinde çeşitli tedavi yöntemleri kullanmışlar ve çare aramışlardır. Müzik-terapi de en eski tedavi yöntemlerinden biri olup pek çok eski çağ medeniyetlerinde kullanılmıştır.İlkel kabilelerin yaşayışlarında ruhi varlıklar önemli rol oynamış, hekimler çeşitli bitki, ilaç, müzik ve dansı kullanarak hastalarını iyileştirmeye çalışmışlardır.Birçok toplumda hasta insan sağlığına kavuşmak için kendisini bazı güçlere sahip olduğu düşünülen sihirbaza, rahibe teslim etmiştir.Hastalıkların kötü ruh veya cin adı verilen varlıklar tarafından meydana getirildiğine inanılmıştır.Tedavi törenlerinde müzik, dans, ritim ve şarkılar başlıca rol oynamış, hastanın kötü varlık ve ruhlardan kurtarılması tedavinin temelini teşkil etmiştir. Ses, müzik de bu gizli varlıklarla haberleşmek için bir araç olarak görülmüş, ilaç, su ve otlar ise hastanın vücuduna girmiş olan bu kötü varlıklarla mücadele için kullanılmıştır. Bunların ancak sihirbaz - doktor tarafından danslar, şarkılar ve tütsülerle kullanıldığı zaman etkili olabileceğine inanılmıştır.Monoton bir ritm ile birlikte varlığın tepkisine göre hızlı, yavaş, yumuşak veya sert melodi ikna edici sözlerle övülü şarkı ile müziğe refakat, müzikle tedavinin temelini teşkil etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Müziği makamlarının ruha olan etkileri Farabi’ye göre şöyle sınıf-landırılmıştır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Rast makamı: İnsana sefa(neşe-huzur) verir. &lt;br /&gt;2. Rehavi makamı: İnsana beka(sonsuzluk fikri) verir. &lt;br /&gt;3. Kuçek makamı: İnsana hüzün ve elem verir. &lt;br /&gt;4. Büzürk makamı: İnsana havf(korku) verir. &lt;br /&gt;5. Isfahan makamı: İnsana hareket kabiliyeti, güven hissi verir. &lt;br /&gt;6. Neva makamı: İnsana lezzet ve ferahlık verir. &lt;br /&gt;7. Uşşak makamı: İnsana gülme hissi verir. &lt;br /&gt;8. Zirgüle makamı: İnsana uyku verir. &lt;br /&gt;9. Saba makamı:İnsana cesaret,kuvvet verir. &lt;br /&gt;10. Buselik makamı: İnsana kuvvet verir. &lt;br /&gt;11. Hüseyni makamı: İnsana sükunet, rahatlık verir. &lt;br /&gt;12. Hicaz makamı:İnsana tevazu(alçakgönüllülük) verir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farabi Türk müziği makamlarının zamana göre psikolojik etkilerini de şu şekilde göstermiştir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Rehavi makamı: yalancı sabah vaktinde etkili &lt;br /&gt;2. Hüseyni makamı: sabahleyin etkili &lt;br /&gt;3. Rast makamı: güneş iki mızrak boyu etkili &lt;br /&gt;4. Buselik makamı: kuşluk vaktinde etkili &lt;br /&gt;5. Zirgüle makamı: öğleye doğru etkili &lt;br /&gt;6. Uşşak makamı: öğle vakti etkili &lt;br /&gt;7. Hicaz makamı: ikindi vakti etkili &lt;br /&gt;8. Irak makamı: akşam üstü etkili &lt;br /&gt;9. Isfahan makamı: gün batarken etkili &lt;br /&gt;10. Neva makamı: akşam vakti etkili &lt;br /&gt;11. Büzürk makamı: yatsıdan sonra etkili &lt;br /&gt;12. Zirefkend makamı: uyku zamanı etkilidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüz:&lt;br /&gt;1977'de Amerika müzikle tedaviyi bir bilim dalı olarak kabul etmiştir. Müzik terapisi psikiyatri temelli hastalıklarda 1950’lerden bu yana etkin olarak kullanılmaktadır.Türkiye, müzikle tedavinin öneminin henüz farkında değildir. Oysa Farabi, Razi, İbn-i Sina ve Gevrekzade Hasan Efendi gibi Türk alimleri bu alanda çok önemli çalışmalara imza atmışlardı. Batı dünyası da 20. yüzyılın ortalarında keşfettiği müzikle tedavi ya da terapiyi, alternatif tedavi yöntemi değil, geleneksel tıbba uygun ve kuralları kendine has bilimsel bir tedavi yöntemi olarak kabul etmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nda yaralanan askerlerin terapisinde müzikten yararlanılır ilk olarak. Ardından, 1947’de ABD’nin Michigan Devlet Hastanesi’nde müzik tedavi programına alınır. Böylece bu konuda araştırmalar hızlanır. Depresyon, şizofreni, zeka geriliği, alkol ve madde bağımlığı ile mücadelede müzik tedavi yöntemine başvurulur. Yeni teknik ve pratik uygulama biçimleri geliştirilir. Amerikan Müzikterapi Birliği 1997’de bir tanımlama yaparak son noktayı koyar: “Müzikterapi, bazı bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamada müziği ve müzik aktivitelerini kullanan uzmanlık dalıdır.”&lt;br /&gt;Bugün Batı’da hastane, klinik, gündüz bakımevi, okul, madde bağımlılığı merkezi gibi yerlerde 5 binden fazla uzman, müzik terapisi uygulamaktadır. Şüphesiz, bunda etkili olan temel faktör son yıllarda müzik ve beyin araştırmalarında elde edilen verilerdir. Müziğin, özellikle serotonin, norepinefrin, dopamin, melatonin, kortizol, adrenalin, testosteron gibi psikiyatrik hastalıkların oluşumunda etkili hormonlara; kan basıncı, solunum ritmi, solunum kalitesi, nabız sayısı gibi fizyolojik olaylara olumlu etki yaptığı artık bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-919191260083405336?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/919191260083405336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/919191260083405336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2009/02/osmanlida-muzikle-tedavi.html' title='OSMANLI&apos;DA MÜZİKLE TEDAVİ'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SYcHnnp64eI/AAAAAAAAALc/wcSqFGFSad8/s72-c/OSMANLI8.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-6747387131202042316</id><published>2008-12-07T10:09:00.001-08:00</published><updated>2008-12-07T10:10:58.584-08:00</updated><title type='text'>BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STwRoOiXRlI/AAAAAAAAAKk/rKQf33mqTEk/s1600-h/bayram1zz5.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 332px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STwRoOiXRlI/AAAAAAAAAKk/rKQf33mqTEk/s400/bayram1zz5.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277112246166046290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-6747387131202042316?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6747387131202042316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/6747387131202042316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2008/12/bayraminiz-kutlu-olsun.html' title='BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STwRoOiXRlI/AAAAAAAAAKk/rKQf33mqTEk/s72-c/bayram1zz5.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5683924159220695165</id><published>2008-12-06T12:31:00.000-08:00</published><updated>2008-12-06T12:59:28.865-08:00</updated><title type='text'>HAZRET-İ MEVLANA'NIN ANISINA</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STriBlcESmI/AAAAAAAAAKc/LjjYlBC_Mhw/s1600-h/mevlana002.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STriBlcESmI/AAAAAAAAAKc/LjjYlBC_Mhw/s400/mevlana002.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276778430275537506" /&gt;&lt;/a&gt;TÜRBEMİZİ YÜKSEK YAPSINLAR:Birgün Mevlana Hazretleri buyurdular ki"Bizim müridlerimiz türbemizi,uzak mesafelerden görülmesi için yüksek yapsınlar.Kim türbemizi uzaktan görür,bize inanıp güvenirseYüce Allah onu rahmete erişenler arasına katar.Tam bir aşkla,riyasız bir doğrulukla ve kesin bir güvenle türbemizi ziyaret edip namaz kılan kimsenin ise Allah her ihtiyacını giderir,muradına erdirir,dini ve dünyeviisteklerini yerine getirir."&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BU ŞEHİR KIYAMETE KADAR KORUNACAKTIR:Moğol komutanı Baycu,büyük bir orduylaKonya'yı kuşattığında halk Hz.Mevlana'ya sığınıp ondan yardım ve dua dileyince şöyle demiştir:"Hiç korkmayın,Yüce Allah sizi, Şeyh Salahaddin Hazretleri'ne bağışladı.Bu şehir,kıyamete kadar Moğolların kılıcından korunacaktır.Konya'ya kasteden,bizim darbemizden kurtulamaz.Bahaeddin Veled Hazretleri'nin mübarek vücudu bu şehirde medfun bulundukça,Allah'ın izniyle bu belde bütün afetlerden korunmuş bir halde kalacak;bu şehrin dünyada büyük bir şöhreti olacak,bizim yerimize geçecek olanlar da orada esenlik ve güvenlik içinde olacaklardır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;SENDE BUNDAN ANLAMAZSIN:Bir gün Mevlana,medresenin bahçesindeki havuzun başında oturmuş kitap okuyordu.O esnada Şems-i Tebrizi yanına gelip ona ne okuduğunu sordu.Mevlana"Sen anlamazsın"dedi.Bunun üzerine Şems-i Tebrizi kitapları havuza attı.Mevlana şaşırmış ve "Babamın kıymetli kitaplarına yazık oldu"diyerek üzüntüsünü bildirmişti.Mevlana'nın üzüldüğünü gören Şems-i Tebrizi,elini uzatıp teker teker kitapları suyun içinden alarak Mevlana'ya verdi.Hayretler içersinde ,kitapların hiçbirisinin ıslanmamış olduğunu gören Mevlana"Bu nasıl bir iştir?"diye soruncada Şems-i Tebrizi"Bu bir sırdır,sen de bundan anlamazsın"dedi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ALÇAK GÖNÜLLÜLÜKTE PAPAZI GEÇTİK:Bir gün Mevlana ile görüşmeye gelen birkaç papaz yolda kendisine rastlar ve saygıyla başlarını eğerek selam verirler.Mevlana,onların bu davranışlarına aynı şekilde karşılık verir.Papazlar saygı için eğdikleri başlarını kaldırdıklarında Mevlana'nın hala saygıyla eğilmiş halde bulunduğunu görürler ve bu hal birkaç kez tekrar eder.Mevlana,medreseye döndüğünde Sultan Veled'e der ki"Allah'a şükür,bugün tevazuyu papazlara bırakmadık."&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5683924159220695165?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5683924159220695165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5683924159220695165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2008/12/hazret-i-mevlananin-anisina_06.html' title='HAZRET-İ MEVLANA&apos;NIN ANISINA'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STriBlcESmI/AAAAAAAAAKc/LjjYlBC_Mhw/s72-c/mevlana002.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-7889976293350880075</id><published>2008-12-05T13:32:00.000-08:00</published><updated>2008-12-05T13:39:46.297-08:00</updated><title type='text'>HAZRET-İ MEVLANA'NIN ANISINA</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STmet3KiP7I/AAAAAAAAAKU/GrDSFrZlYYE/s1600-h/mevlana.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 393px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STmet3KiP7I/AAAAAAAAAKU/GrDSFrZlYYE/s400/mevlana.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276422949180686258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;"Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;"Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;hepsi rahlelerine eğilmiş.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;****&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;hocasına itaat var.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş. O da derhal ayağa&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;kalkıp elini kaldırmış.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;devam etmiş.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Mevlana; "İşte sana istediğin örnekler....&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;- Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;sana iade etti.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;- İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;"Sana kötülük yapana bile iyilik yap".&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Onun için döndü, oturdu.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;- Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;- Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Onun için dönüp bakmadı bile...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-7889976293350880075?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7889976293350880075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7889976293350880075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2008/12/hazret-i-mevlananin-anisina_05.html' title='HAZRET-İ MEVLANA&apos;NIN ANISINA'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STmet3KiP7I/AAAAAAAAAKU/GrDSFrZlYYE/s72-c/mevlana.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-4435904074331993837</id><published>2008-12-04T12:58:00.000-08:00</published><updated>2008-12-04T13:11:40.758-08:00</updated><title type='text'>HAZRET-İ MEVLANA'NIN ANISINA</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SThE1mz62dI/AAAAAAAAAKM/1E1COLQ4Hsg/s1600-h/891339_B2C8A9E9-E7AD-48B4-85D3-DE9E957D7EF2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 224px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SThE1mz62dI/AAAAAAAAAKM/1E1COLQ4Hsg/s400/891339_B2C8A9E9-E7AD-48B4-85D3-DE9E957D7EF2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276042651206605266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt;Huysuz adamın biri bir gün,herkesin gelip geçtiği yol üzerine dikenli çalılar diker. Yoldan geçenler her ne kadar&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt; “Bunları buradan sök at”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt; dese de o bunların hiçbirine kulak asmaz. Yine kendi bildiğini okur. O dikenli çalılar büyür, yoldan geçen halkın ayağına takılır, onlara eziyet eder. O yoldan geçenler perişan olur. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt;Bu durum valiye kadar intikal edince,vali onu yanına çağırır. Dikenleri sökmesi için emreder. O da sökerim diye söz verir; ama bugün,yarın diye ertelemeye devam eder. Ne sökmem der, ne de sökmeye teşebbüs eder. Bir gün vali onu yanına çağırır; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt;“Verdiği sözde durmayan adam, emrimi uygula!”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt; diye sıkı sıkı tembihler. Ağır ikazlarda bulunur. Çalıları diken huysuz adam da şöyle der: &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt;“Önümde hayli günler var. Merak etme,nasıl olsa günün birinde sökerim.”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt; Vali ise çabuk olmasını söyler ve onu uyarmaya devam eder. Ama adam sözden anlamaz. Dikenler de kök salıp büyümeye devam eder. Mevlânâ, hikayenin bu kısmında bir işi yarına ertelerken zamanın su gibi akıp gittiğini söylüyor ve; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt;“Her gün sen yarın bu işi görürüm diyorsun ama günler geçip gittikçe o dikenler daha da kuvvetleniyor. Onu sökecek olan da ihtiyarlıyor, kuvvetten düşüyor. Sen de her bir kötü huyunu bir diken bil. O dikenler kaç keredir senin ayaklarına battı. Kaç kere oldu seni kötü huyun yaraladı. Sen kendi tabiatından hastalandın da, duygusuzluğun yüzünden habersizsin. Çirkin huyunun da başkalarını rahatsız ettiğini bilmiyorsun. Sen şu dikeni gül fidanı haline getir. Gül fidanı ile onu aşıla. Böylece sendeki dikenler gül fidanı haline gelsin. Eğer sen de şerri gidermek istiyorsan, ateşin gönlüne hakkın rahmet suyunu dök&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt;.”&lt;br /&gt;Mevlânâ, burada nefsinin kötü arzularına düşmeyi dert edinmeye dikkat çekiyor ve diyor ki:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt;“&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt;Nefsinin ateşi söndürdükten sonra, gönül bahçesine ne dikersen biter. Laleler, ak güller, güzel kokulu çiçekler yetişir. Sözün kısası; işini yarına bırakma. Çabuk tövbe et de istiğfarı yarına bırakma. Yıl geçti ekin vakti geldiğinde sende yüz karalığından başka bir şey kalmaz.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt;Beden ağacının köküne kurt düştü.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt;Onu söküp ateşe atmak, kulluk yaparak iyi işlerle onu öldürmek gerek.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Tahoma;" &gt; ”&lt;/span&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-4435904074331993837?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4435904074331993837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4435904074331993837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2008/12/hazret-i-mevlananin-anisina.html' title='HAZRET-İ MEVLANA&apos;NIN ANISINA'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SThE1mz62dI/AAAAAAAAAKM/1E1COLQ4Hsg/s72-c/891339_B2C8A9E9-E7AD-48B4-85D3-DE9E957D7EF2.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-4787132066508628134</id><published>2008-12-02T10:59:00.000-08:00</published><updated>2008-12-04T13:05:24.421-08:00</updated><title type='text'>HAZRET-İ MEVLANA'NIN ANISINA</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STWHXmvjyOI/AAAAAAAAAKE/12H1YzZBnGA/s1600-h/143543383_eb850895de.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STWHXmvjyOI/AAAAAAAAAKE/12H1YzZBnGA/s400/143543383_eb850895de.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275271378141169890" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STWGfyQHx9I/AAAAAAAAAJ8/13wxCB6F0qM/s1600-h/mrvlanahasan42konyamevlrb0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 332px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STWGfyQHx9I/AAAAAAAAAJ8/13wxCB6F0qM/s400/mrvlanahasan42konyamevlrb0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275270419157862354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;table class="MsoNormalTable" style="width: 100%;" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;  &lt;tbody&gt;&lt;tr style=""&gt;   &lt;td style="padding: 0cm;"&gt;   &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 128, 0);font-family:Verdana;" &gt;Hz. Mevlana'nın   Hayatı &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;  &lt;tr style=""&gt;   &lt;td style="padding: 0cm;"&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;color:black;"   &gt;Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları   içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur.&lt;br /&gt;Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında   "Bilginlerin Sultânı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu   Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine   Hatun'dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar   ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda   kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın   dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur.   Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar.   Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve   takdirlerini kazanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra   Kûfe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra,   dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde   yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Mûsâ'nın   yaptırdıkları medreseye yerleştiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve   ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerafeddin Lala'nın kızı   Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled   ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden   Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı.   Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu   ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu   Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya   sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı.   Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı   Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan   Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve   Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan   Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi)   Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat   etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze   olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu   defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi   olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş,   İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye   gelenlerle dolup taşıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile   karşılaştı. Mevlâna Şems'de "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de   "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems   aniden öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya   çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi,   Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Yaşamını &lt;strong&gt;&lt;i&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;"Hamdım, piştim, yandım"&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/strong&gt; sözleri   ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk' ın rahmetine kavuştu.   Mevlâna'nın cenaze namazını Mevlâna'nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî   kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye   dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı   Sıraceddin kıldırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul   ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için   Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen &lt;strong&gt;&lt;i&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;"Şeb-i Arûs"&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/strong&gt;   diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek   vasiyet ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;"Ölümümüzden sonra mezarımızı   yerde aramayınız! &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Bizim mezarımız âriflerin   gönüllerindedir"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-4787132066508628134?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4787132066508628134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4787132066508628134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2008/12/hazreti-mevlananin-anisina.html' title='HAZRET-İ MEVLANA&apos;NIN ANISINA'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/STWHXmvjyOI/AAAAAAAAAKE/12H1YzZBnGA/s72-c/143543383_eb850895de.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-8648753958319912410</id><published>2008-11-25T11:55:00.000-08:00</published><updated>2008-11-25T12:00:08.625-08:00</updated><title type='text'>İNTERNET BAĞLANTIMDA SORUN VAR!</title><content type='html'>Sevgili arkadaşlar,son günlerde irternet bağlantımdaki sorun yüzünden neredeyse,sayfama giremez ve düzenleyemez oldum.Bu yüzden çoktandır uğrayamadığım arkadaşlarımdan özür diliyorum.Bu süreçte uğrayan arkadaşlara teşekkür ediyorum.En kısa sürede problemi halledip sizlerle görüşmek ümidiyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-8648753958319912410?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8648753958319912410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/8648753958319912410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2008/11/internet-balantimda-sorun-var.html' title='İNTERNET BAĞLANTIMDA SORUN VAR!'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-7971810321131132630</id><published>2008-11-17T11:55:00.000-08:00</published><updated>2008-11-20T11:09:56.338-08:00</updated><title type='text'>TÜRKİYE BİR PARMAK ŞIKLATMAKLA DEĞİŞEBİLİR!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SSHMzX_ntuI/AAAAAAAAAJM/IvtDOvsNYZ0/s1600-h/alatli-sacakli.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269718221986445026" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 400px; height: 300px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SSHMzX_ntuI/AAAAAAAAAJM/IvtDOvsNYZ0/s400/alatli-sacakli.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Schrödinger'in Kedisi 'Rüya' ve 'Kabus' romanlarıyla birdenbire hepimizin zihninde müthiş bir ameliyat yaptınız. "Bir şey ne imkansızdır ne de kesin" yargısı ile "bir şey ne illa siyah ne de beyazdır"ı gündeme getirdiniz. Birçokları "hem, hem de" demeye başladı. Bir romanı bu felsefeye oturtmak fikri nasıl doğdu?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;-Eskiye, master öğrenciliğime kadar gider. Öteden beri matematiğin siyah-beyazıyla anlatılan ekonomiye itirazım vardı. Alfasıyla betasıyla, standart sapmasıyla bir ekonometrik model kuruyorsunuz ama bu Konya'daki Hatice teyzenin derdini çözmüyor. Bunu farkettim ve bir de baktım meğer Einstein aynı şeyi söylemiş zaten. Döndüm fizik okumaya başladım. Saçaklı mantığı keşfettim ve sıkıntımın çözüldüğünü gördüm. Aristo mantığı ile ussal programlama ile gerçeğin arasındaki uçurum ortaya çıktı. Mesela, devletin yaptığı toplumsal mühendisliğin sökmemesi bunun bir tezahürüdür. Biz kural tanımaz insanlarız. Kırmızıda durmayız çünkü her durmadığımızda ölmeyeceğimiz biliriz. Trafik kontrolü varsa bunu hiç tanımadığımız insanlara sinyalle vs. haber veririz. Kuantum fiziğinin bir şey ne imkânsızdır ne de kesin dediği, her hız yapanın ille de ölmeyeceği bilgisinin bilgisidir. Batı entelijansiyası kesinliğin imkânsızlığını epeyidir konuşuyor. Meğer ikinci aydınlanma çağına girmişiz bile. Ben de bu konular bir an önce Türkiye'de tartışılmaya başlansın istedim.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Batı'nın ve bizim yeni keşfettiğimiz kuantum felsefesi Doğu tarafından çok önceden kullanılan bir şey değil mi?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;-Saçaklı mantıktan tutun da kuantum parçacıklarını açıkladığımız "hem, hem de.."ye kadar hepsi var Doğu'da. Tasavvuf bütünün üzerine kuruludur. Buda'dır "kelimeleri yırtın arkasına bakın" diyen. "Deniz mavidir" ama mavilik denizin binbir durumundan bir tanesidir. Gece başka; gündüz başka, dalgada .başka güneşte başkadır. "Deniz hem mavidir hem de değildir" demez de, illa da "deniz mavidir" diye iddia ederseniz, bu politik bir tutum olur, siyah-beyaz İslam da gelir, siyah-beyaz laisizm gelir de, toplum mühendisliği de gelir, ucu faşizme kadar gider. Bir metodolojiye asılıp "illa da bu doğrudur" derseniz diğerlerini devre dışı bırakıyorsunuz demektir. Çin tıbbı sadece metodoloji bahanesiyle yıllarca reddedildi. Daha da kötüsü, metodoloji aklın yerini aldı. Akıl ile hayal birbirinin zıddı gibi görüldü ama doğru değil. Hayal olmadan akıl, akıl olmadan hayal olmuyor. Eskiden IQ vardı sonra EQ geldi duygusal zeka. Şimdi SQ geldi. Batıni zeka, yani yüksek sezgi. İnanılmaz bir dönüşüm bu.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mantık böyle olduktan sonra demokratik çeşitlilik de fayda etmiyor değil mi? İnsanları siyah ya da beyaza şartlayıp sonra ellerine istediğiniz kadar gazete, televizyon verin sonuç değişmiyor.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;-Farketmez çünkü, paradigmayı değiştirip muhalif olmanıza kimse izin vermez. Aynı paradigma üzerinden muhalefet belki kabul edilebilir. Bu anlayışın ülke şöyle dursun, dünyayı getirdiği yer ortada. Benim umudum Türkiye'nin dünyadaki yeni değişimi bu kez atlamaması.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Birbirimizi anlamamaya devam etmemiz halinde neler olabileceğini kitabınızda, bölünme senaryosu ile ortaya koyuyorsunuz. Bunu nereden çıkartıyorsunuz&lt;/strong&gt;?&lt;br /&gt;-Gözlüyorum. Toplumda birbirleriyle konuşamayan insanların sayısının arttığını görüyorum. Yarı İngilizce yarı Türkçe konuşan bir finansman dehasıyla varoşlardaki iki tane ikiyi toplayamayan insanları görüyorum. Birbirine 2 kilometre mesafede yaşayan iki insan birbirini kesinlikle anlamıyor. Gelir dağılımının bozuk olması ciddi bir meseledir ama asıl mesele eğitim dağılımındaki uçurumdur. Gelir sorununu birkaç senede halledebilirsiniz ama eğitimi asla. Ülkenin bir felsefesi, bir sosyal çekirdek karakteri yok.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir karakter oluşamamasında İslam telakkisinin zayıflığı da önemli rol oynuyor olmalı...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;-Bakın, güya yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkeyiz ama İslamiyet'in ahlaki çatısını gözardı eden bir ülkeyiz. Müslüman bir öğrenci kopya çeker mi? Türkiye'de çeker. Cuma namazını aksatmayan bir zabıta rüşvet alır mı? Türkiye'de alır. İşçisinin sigorta primini ödemeyip onu ortada bırakan Müslüman patron var mıdır? Evet vardır. Yalan söylenir mi? Evet söylenir. Türkiye'de İslamiyet'in ahlaki zemini çekilmiş durumda. Hangi bağlamda çekilmemiş, cinsellik bağlamında. Cinsellik bunların en kolayıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Toplumsal değer sistemi oluşması için, acil eylem planınız nedir?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;-Bu hale gelmemizde herkesin kendi katkısını ortaya dökecek bir özeleştiri yapmasının çok gerekli olduğuna inanıyorum. Herkes bu düzenin bu hale gelmiş olmasındaki kendi payını kendisine dürüstçe itiraf etmeli. Bir ikincisi, ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu kurumlardan başta geleni aydın dayanışmasıdır. Sıkı bir entelijansiyanın önünde silahlı kuvvetler bile duramaz, çünkü hasım olmadığını görür. Çifte standardı olmayan, riyakar olmayan entelijansiya birçok sorunun çözümünün yolunu açar. "Şurada, yanlış yapıyorsunuz" diyebilen, yapıcı eleştiri getiren bir entejansiya olsa, ne ders kitapları bu kadar yanlış olabilir ne siyaset, ne sanat, ne de medya bu kadar yozlaşabilir. Siyasetçi, bugün vur abalıya, günah keçisi oldu. Oysa Meclis'te bulunan insanların büyük bir kısmının iyi niyetli olduklarına yemin ederim.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Romanda sorunların çözümü misyonunu "onarımcılar"a yüklüyorsunuz. Türkiye'nin onarımı için mevcut aktörlerden yararlanma fikri size cazip gelmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;-Valla, ben Türkiye'nin gündeminin bir parmak şıklatmak kadar kolay değişebileceğine inanıyorum. Onarımcı adaylarını tanıyorum. Ama bu insanların ülkeye ilişkin tasarıları, öngörüleri gündeme gelmiyor. Belki de kaotik olmaktan korktuğumuz için cesaret gösteremiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ama bu tesbiti kolayca tersyüz etmek de mümkün. Herkesin durumun devamından memnun olduğu için sorunun çözümlenemediği de pekala ileri sürülebilir.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;-Eğer öyleyse felaket tellallığı yapmamıza da hiç gerek yok. Bu ikiyüzlülüğü hiç anlayamıyorum. Bir yandan "yahu, iyiyiz böyle işte" diyorsak "perişan olduk, öldük bitik" diye ağlaşmanın anlamı yok.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hemen her saptamanızda kendinize özgü bir milliyetçilik görüşüne sahip olduğunuzu farketmemek mümkün değil... Tabi, MHP milliyetçiliği gibi değil!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;-E, bu çok normal değil mi? Türk'üm. Öte yandan, MHP'nin nasıl bir milliyetçilik anlayışına sahip olduğunu da bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Milliyetçilik bayrağı onlarda. Nasıl bilmezsiniz?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;-O zaman başka şeyler de söylenebilir, örneğin, hem milliyetçilik bayrağını hem de IMF bayrağını nasıl taşıdıkları gibi... Halk olmak diye bir şey var. Bu dünyada kelaynaklar yaşayacak diye bir çaba gösteriliyorsa müsaade edin de ben de kendi kültürel türümü yaşatmak için çaba göstereyim.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kim olduğunuz sorulduğunda kendinizi, bıkmadan usanmadan, "Müslüman-Türk" olarak tanımlıyorsunuz...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;-Başka nasıl tanımlayabilirim ki?! Bu toprakların insanıyım, Türkçe konuşuyorum, herhalde Hıristiyan değilim. İnanın bana, bunun sorulmasına bile inanamıyorum. Atatürkçü, laik vs. tanımları alt-gruplardır, meğer ki siyasi bir mesaj veriyor olasınız, tanımlama alt-gruplardan başlamaz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ALEV ALATLI-Yeni Şafak (13.01.2002)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-7971810321131132630?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7971810321131132630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/7971810321131132630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2008/11/trkiye-bir-parmak-iklatmakla-deiebilir.html' title='TÜRKİYE BİR PARMAK ŞIKLATMAKLA DEĞİŞEBİLİR!'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SSHMzX_ntuI/AAAAAAAAAJM/IvtDOvsNYZ0/s72-c/alatli-sacakli.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-5636789322266792015</id><published>2008-11-11T07:04:00.000-08:00</published><updated>2008-11-11T07:13:20.771-08:00</updated><title type='text'>SIRADAN OLMAK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SRmge1t0KqI/AAAAAAAAAJE/9_ROc8tImAY/s1600-h/merkez186.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267417690862267042" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 241px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SRmge1t0KqI/AAAAAAAAAJE/9_ROc8tImAY/s320/merkez186.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aslında hepimiz özel olmak isteriz.Sıradanlıktan nefret ederiz.Bir farkımız olmalıdır...Oysa farkında olmadığımız, zaten özel olduğumuzdur.&lt;br /&gt;Şöyle bir etrafa bakıldığında bir çoğunun mutsuz olduğu dikkatlerden kaçmaz...Sürekli bir sorgulama hali mevcuttur bir çok insanda...Farklı olma orjinal olma kaygısı...Anlatmak istediğim.Sıradanlıktan ayrılma çabasının bizi daha da sıradanlaştırdığıdır.Oysa bunun tam tersini yapsak.Yani sıradan olmaya çalışsak mümkün olduğunca daha iyi olmaz mı?Sıradan olmaktan kurtulma çabası, bir kere sıradan olduğumuzu kabul etmektir.Bu çaba öyle bir hal alır ki...Kişi önce diğer insanları eleştirir..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Aaa ne kadar sıradanlar diye...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra sıra kendisine gelir..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Bende sıradanım...-Sıradan olmamalıyım, farklı olmalıyım…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En son aşamada kendi hareketlerimizi kısıtlamaya başlarız...Öyle ise kendinin ve başkalarının, sadece varolan her şeyin özel olduğunu bilmek bunu kabul etmek oldukça olumlu bir yaklaşım olacaktır...Sıradan olmanın basit yaşamanın keyfini çıkarmak; hem daha mutlu hissetmeyi ,hem de farklı olmak için harcadığınız enerjinin size kalmasını sağlar...O zaman basit olma egzersizleri yapalım…Size sıradan gelen bir şey varsa onu yapabilirsiniz...Size sıradan gelen bir söz varsa onu söyleyebilirsiniz...Sıradan olmanın keyfini çıkarın...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-5636789322266792015?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5636789322266792015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/5636789322266792015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2008/11/siradan-olmak.html' title='SIRADAN OLMAK'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SRmge1t0KqI/AAAAAAAAAJE/9_ROc8tImAY/s72-c/merkez186.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-4416413284085645806</id><published>2008-11-04T10:22:00.000-08:00</published><updated>2008-11-04T11:02:15.377-08:00</updated><title type='text'>HUZURUN SIRRI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SRCWjPbt10I/AAAAAAAAAI8/ajC-TP-sris/s1600-h/image.php-deniz1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SRCWjPbt10I/AAAAAAAAAI8/ajC-TP-sris/s400/image.php-deniz1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5264873496578479938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:steelblue;"&gt;Ufak şeyleri dert etmeyin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkenden kalkmaya alışın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı olduğu gibi kabul edin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenkit etme isteğinizi bastırın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakın ara sıra canınız sıkılsın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rastgele iyilikler yapmaya çalışın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarını suçlamayı artık bırakın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeye hakim olmaya çalışmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusursuz olamayacağınızı kabullenin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabrınızı geliştirme egzersizleri yapın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her an bir şeyler öğrenmeye açık olun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmadan önce derin bir soluk alın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların gözlerine bakın ve gülümseyin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakın, çoğu zaman başkaları haklı olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beterin beteri vardır, her hâlinize şükredin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olağan şeylerdeki olağanüstünlüğü arayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığınız iyiliklerden bahsetmemeye çalışın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulunduğunuz durumda mutlu olmaya çalışın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öfkeniz kabarmaya başlayınca 10-a kadar sayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka fikirlerde biraz olsun doğruluk payı arayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün biraz vaktinizi, minnettarlık için harcayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğünüz her şeyde Yaradanın izini unutmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hizmeti, hayatın değişmez bir parçası hâline getirin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnatla savunduğunuz iddiaları yumuşatmaya çalışın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahip olmak istediğinizi değil, elde ettiğinizi düşünün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha fazlası daha iyidir, diye düşünmekten vazgeçin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin farklı olabileceğini anlayın ve saygı gösterin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayın ki, insan edindiği huylardan meydana gelir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi kapasitenizi geliştirip, hayatınızı sevgi ile doldurun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeği olduğu gibi kabul edin, çünkü hayat âdildir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölünce, yapılacak işler listesinin dolu olacağını unutmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayın, 100 yıl sonra burada bambaşka insanlar olacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumlu ve olumsuz düşünce kartopunun çığ gibi büyüyeceğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ilerde dağ gibi meseleler çıkaracağını göz önüne alın!&lt;br /&gt;&lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-4416413284085645806?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4416413284085645806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4416413284085645806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2008/11/huzurun-sirri.html' title='HUZURUN SIRRI'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SRCWjPbt10I/AAAAAAAAAI8/ajC-TP-sris/s72-c/image.php-deniz1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-9012272015224662799</id><published>2008-10-30T12:51:00.001-07:00</published><updated>2008-11-04T10:20:23.823-08:00</updated><title type='text'>ÇOKLU KAİNAT MODELİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SQoQx-99hyI/AAAAAAAAAI0/1OH63L-TZVE/s1600-h/image.php-uzay1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SQoQx-99hyI/AAAAAAAAAI0/1OH63L-TZVE/s400/image.php-uzay1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5263037565438363426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;Kâinatın yaratılışıyla ilgili bilinmeyenleri daha iyi anlamaya çalışan fizik biliminin tarihinde büyük dönüm noktaları söz konusudur. Yokken, varlık âlemine geçen kâinatın izâhı için bütün bakış açılarını ihtiva edebilecek iki temel çıkış noktası vardır: Bunların birincisi; kudreti, ilmi ve iradesi her şeye yeten bir Yaratıcı’yı kabul etrafında birleşenlerin, ikincisi ise kâinatın bir tesadüf eseri ortaya çıktığını îmâ eden veya onun ezelî ve ebedî olduğunu iddia eden, dolayısıyla bir Yaratıcı’yı kabul etmeyenlerin temsil edildiği düşünce dünyalarıdır. Okullarda gösterilen klâsik fizik Newton zamanına dayanır. Bu fiziğe göre kâinat saat gibi, yani belli matematik denklemlerine göre işleyen bir makinedir. Bunlara fizik kanunları denir. İşleyiş tamamen kaidelere göre olduğu için, şans veya ihtimal diye bir durum söz konusu değildir. Newton fiziğinde uzay ve zaman sonsuz ve düzgündür. Burada saat 10:34 iken Jüpiter’de de, Andromeda galaksisinde de 10:34’tür. Zaman düzgün akan bir nehir gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein’ın geliştirdiği Hususi ve Umumi İzafiyet Nazariyeleri’ne göre ise, feza ve zaman izâfî, yani nisbîdir. Bir gözlemciye göre iki saat olan bir süre, başka bir gözlemciye göre üç veya birbuçuk saat olabilir. Meselâ, farklı yerlerde (İstanbul ve Ankara’da) gerçekleşen iki hâdise, ortada bulunan bir gözlemci tarafından eş zamanlı -aynı zamanda gerçekleşiyor- olsun. Aynı hâdise, hareket eden bir gözlemci için eşzamanlı olmayacaktır. Eğer gözlemci sağdaki hâdisenin olduğu tarafa hareket ediyor, yani sol taraftan uzaklaşıyorsa, sağdaki hâdiseyi soldaki hâdiseden daha önce gerçekleşiyor olarak görecektir. Tam tersine, eğer gözlemci sola doğru hareketliyse, sağdan uzaklaşıyorsa, soldaki hâdiseyi sağdakinden daha önce gerçekleşiyor görecektir. Fezadaki mesafeler de gözlemcilere göre değişebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein’ın (kendisini en fazla mutlu eden düşünce olarak kabul ettiği) Umumi İzafiyet Nazariyesi’ne göre, maddenin, feza ve zaman üzerinde belli bir tesiri söz konusudur. Bir madde, kütlesinin büyüklüğüne göre fezanın geometrisinde veya zamanın akış hızında değişikliğe yol açar. Meselâ, çok yoğun bir madde olan karadeliğin yakınlarında fezanın eğriliği sonsuzdur, zaman ise durur, akmaz. Böyle garip neticeleri olan bir teori, matematik olarak harika bir yapıdadır ve şimdiye kadar gözlemlerle uyuşmaktadır. Kâinatın sonlu mu sonsuz mu olduğu, bu teoriye göre ihtiva ettiği madde yoğunluğuna bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mükemmel gibi görünse de, Einstein’ın teorileri kendi başına kâinatın nasıl başladığını açıklayamamaktadır. Big Bang denilen “Büyük Patlama” (kâinatın yaratılış) ânında fizik kanunları işlerliğini yitirmekte, o an ve öncesiyle ilgili sorular cevapsız kalmaktadır. Büyük Patlama neden oldu? Nasıl oldu? Patlamadan önce ne vardı? Bu soruları cevaplayabilmek için veya en azından paradokslardan kurtulup kâinatın oluşumu hakkında bir şeyler söyleyebilmek için, kuantum fiziğine ihtiyaç duymaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein’ın teorilerinde Newton’daki saat modeli veya deterministik (her şeyin kesin kaidelere göre gerçekleştiği) yapı devam etmektedir. Hâlbuki kuantum fiziği (atom ve atomaltı parçacıkların işleyişini açıklayan fizik) çok daha köklü bir değişiklik olup, gözlemciyi devreye sokmakta ve hâdiseleri ihtimallere bağlamaktadır. Kâinatın başlangıcı hakkında sağlam teoriler kurmak, ancak kuantum fiziğini devreye sokmakla mümkün gözükmektedir. Böylece kuantum fiziğine, makroskopik dünya hakkında konuşmak için de başvurulabileceği düşünülmektedir. Ama izafiyet teorisi ile kuantum fiziğinin nasıl telif edilebileceği henüz tam olarak bilinmiyor. İşte çoklu veya paralel kâinatlar teorisi, bu&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;noktada bir alternatif gibi görünmekte, bu şekilde, eskiden paradoks gibi görülen veya çözülemeyen birçok mesele rasyonel ve mantıklı bir çerçevede açıklanmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoklu kâinatlar nedir?&lt;br /&gt;1950’lerde Everett gibi bazı fizikçiler tarafından geliştirilen çoklu kâinatlar yorumunda, kuantum fiziğinin normal düşünce yapımızda yol açtığı paradokslar izale edilmekte ve kâinatın işleyişi (hâdiseler) yepyeni bir gözle görülmektedir. Paralel bir kâinat, bizimkiyle benzer özellikler taşıyan, feza, zaman, madde, galaksiler, yıldızlar ve insanlardan oluşan bir âlemdir. Hattâ bu iki kâinatın aynı fezayı paylaştığı ve birbirileriyle iç içe olduğu söylenebilir. Bu kâinatlardaki maddeler kuantum fiziğinin kanunlarına göre birbirileriyle münasebet hâlindedir. Yani, bizimki gibi, çok sayıda kâinat bulunmaktadır. Meselâ, hâlihazırdaki kâinatta siz bu yazıyı okurken, paralel bir kâinatta, orman gezintisi yapıyor olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif tarihler, paralel kâinatları daha iyi anlamak için güzel bir misâl teşkil etmektedir. Viyana Kuşatması’nda başarılı olsaydık tarih nasıl değişirdi? Fatih Sultan Mehmed Roma’yı fethetseydi dünya nasıl bir dünya olurdu? Veya Hitler İkinci Dünya Savaşı’nı kazansaydı neler olurdu? İşte bu ihtimallerin her biri paralel bir kâinatta gerçek olmuştur. Akla gelebilecek her tür farklı dünya, düşünülebilecek her çeşit tarih bir yerlerde mevcut bulunmaktadır. İradî tercihlerimizi düşündüğümüzde de çoklu kâinatları anlayabiliriz. Meselâ üniversite imtihanlarında tıp tercihi yapan biri doktor olmuştur. Biyolojiyi tercih etseydi, araştırmacı bilim adamı olacaktı. Veya bir hanımla sadece güzelliğinden dolayı evlenmeyi tercih eden bir erkek, eşiyle bir türlü geçinememektedir. Hâlbuki kendisine uygun, anlaşabileceği, dindar bir bayanla evlenmeyi seçseydi, mutlu bir hayatı olacaktı. Böylece, yaptığımız tercihlere göre farklı kâinatlar yani farklı ihtimaller bizim için gerçek olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paralel kâinatlar genellikle bilim kurgu filmlerinde ve romanlarında işlenmiştir. Meselâ Star Trek dizisinde uzay gemisi Enterprise, Kaptan Kirk ve ekibi bir gezegenden gemiye rutin bir şekilde ışınlanacakken, bir iyonize gaz bulutunun içine denk gelir. Kaptan Kirk ve mürettebatı kendilerini çok benzer fakat şaşırtıcı derecede farklı bir Enterprise içinde bulurlar. Meselâ, buradaki Mr. Spock, diğer gemideki benzeri gibi mantıklı olmasına rağmen ilginç şekilde kötü bir adamdır. Aslında, eski Enterprise’dakilerin aksine, bu yeni Enterprise’daki mürettebatın hepsi kötüdür. Bu arada, eski iyi Enterprise’a, kötü bir Kaptan Kirk ve ekibi ışınlanmış, bunlar da buradaki iyi Mr Spock tarafından hapsedilmiştir. Her iki Spock, az bir zaman sonra problemin ne olduğunu anlarlar. Enterprise, iyonize gaz fırtınasından dolayı, bu Enterprise ve ekibinin bir kopyasının bulunduğu paralel bir kâinata denk gelmiştir. Kopyalama, iyilerin kötü, kötülerin iyi olması dışında mükemmele yakındır. İyon fırtınası feza-zaman bağlantısı oluşturmasaydı, her iki kâinat birbirinin varlığından hiçbir zaman haberdar olmayacaktı. Paralel Kirk’lerden iyi ve kötü yer değiştirerek, kötü Kirk iyi Enterprise içinde kilitli kalmış, iyi Kirk ise kendini kötü Enterprise ve ekibi içinde bulmuş, kısa zamanda kötü gibi davranıp kendini fark ettirmeden bazı yanlışları düzeltebileceğini anlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Alacakaranlık Kuşağı macerasında ise, bir kadın, otobüs durağında beklerken kendi paraleliyle karşılaşır. Dublesi, kendi kâinatını terk etmiş ve bu kâinata girmiştir. Duble, orijinalin yerine geçmek ister ve bunu başarır, bu arada orijinal kadın bir akıl hastanesinde tıkılıp kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marslı Günlükleri’nden “Ağustos 2002, Gece Buluşması” adlı hikâyede Tomas Gomez adında Mars’a yerleşmiş bir dünyalı, Mars’ta paralel bir kâinata denk gelir. Benzin alıp yola çıkacakken oradaki yaşlı adamı duyar: “Mars’ı olduğu gibi kabul edemeyeceksen, dünyaya da dönebilirsin. Burada her şey farklı; toprak, hava, kanallar, yerliler (daha hiçbirini görmedim; ama seslerini duydum), saatler. Saatim bile bir garip çalışıyor. Burada zaman bile farklı.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tomas yolda giderken peygamber devesi böceğine benzeyen garip mavi-yeşil bir makine tarafından taşınan, altın renkli gözleri olan bir Marslıyla karşılaşır ve ona “Merhaba!” der. Marslı da kendi dilinde “Merhaba!” diye karşılık verir. Hiçbiri diğerini anlamaz. Marslı gelip Tomas’a dokunur; ama Tomas bunu hissetmez. Fakat daha sonra aynı dili konuşmaya başlarlar. El sıkışmak istediklerinde, her birinin eli sanki yokmuş gibi diğerinin içinden geçer. Birbirilerini görebilmekte; fakat birbirlerine dokunamamaktadırlar. Kesişen paralel kâinatlarda bulunduklarını anlarlar. Her biri kendi vücudunu hissetmekte; fakat karşı tarafı hayalet gibi görmektedir. Dünyalarının nasıl hem birbirilerine karşılıklı tesir hâlinde olup hem de birbirlerine dokunamadığını anlamaya çalışırlar; ama bir netice alamazlar. Marslı, çevresine baktığında harika şeylerle dolu güzel bir şehir, Tomas ise sadece ıssız ve çölleşmiş binlerce yıllık şehir kalıntıları görür, Marslıya bağırır: “Bu kanallar hep boş!”, Marslı ise: “Kanallar eflatun içecekle dolu.” der. Buluşmalarında yaşananların zamanla ilgili bir şey olduğunu anlarlar; fakat kimin geçmişte, kimin gelecekte olduğuna kestiremezler. Her biri kendi dünyasını gerçek kabul etmekte, diğerinin bir hayal âleminde yaşadığını düşünmektedir. Kulağa çok garip gelen bu hikâyelerin, yeni fiziğin ışığında bir nebze de olsa doğruluk payı taşıdığı anlaşılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni fizik: Çoklu kâinatların varlığını nereden biliyoruz?&lt;br /&gt;Kuantum fiziğinin karakteristik özelliğini en güzel anlatan hâdiselerden biri “çift yarık” deneyidir. Bu deneyde, bir kaynaktan çıkan parçacıklar (meselâ fotonlar veya elektronlar) önce üzerinde iki tane birbirine çok yakın yarık bulunan bir levhadan geçmekte, sonra da arkadaki bir ekrana çarpmaktadır. Yarıkların ikisi de açık olduğunda, ekranda aydınlık ve karanlık bölgelerin birbirini takip ettiği bir girişme deseni oluşmaktadır. Fakat yarıklardan biri kapatıldığında oluşan desenle diğeri kapatıldığında oluşan desen üst üste konduğunda bu şekilde bir periyodik desen oluşmamaktadır. Veyahut parçacığın hangi yarıktan geçtiğini tespit etmek için bir ölçüm yapıldığında, parçacık mutlaka yarıklardan birinden geçiyormuş gibi görülmekte, bu da girişim desenini bozmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan çıkan netice, yarıklardan birisi veya ikisi birden açık olduğunda, parçacığın hareketinin değişmesidir. Kuantum fiziği bu garip hâdiseyi, parçacığın yarıklardan birinden geçme ihtimaliyle diğerinden geçme ihtimalinin birbirine karşılıklı tesiriyle açıklamaktadır. Yani parçacık iki yarıktan birden geçiyormuş gibi davranmaktadır. Hâlbuki tek bir parçacıktır. Bunu makul hâle getirmenin tek mantıklı yolu, parçacığın bir dünyada (yani kâinatta) yarıklardan birinden, diğer bir dünyada da diğerinden geçtiğini düşünmektir. İşte bunlar yukarıdan itibaren yavaş yavaş tarife gayret ettiğimiz paralel dünyalardır. Parçacık ekrana çarptığında ise bu dünyalar yeniden birleşerek tek bir dünya hâline gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paralel kâinatları çarpıcı bir şekilde gösteren başka bir örnek de “Schrödinger’in Kedisi” olarak bilinen düşünce deneyidir. Bu düşünce deneyi şöyle tasarlanmıştır: Kapalı bir oda içinde bir kedi, radyoaktif bir madde ve zehirli bir madde bulunmaktadır. Bozunma ihtimali kuantum fiziğine göre % 50 olan radyoaktif madde bozunduğunda (parçalandığında) tetiklenecek bir mekanizma vasıtasıyla zehir açığa çıkacak ve kedi ölecektir. Bu durumda % 50 ihtimalle radyoaktif madde bozunacak, zehir açığa çıkacak ve kedi ölecek, 50% ihtimalle de radyoaktif madde bozunmayacak, kedi de sağ kalacaktır. Şimdi, kuantum fiziğine göre, odanın kapısı açılıp kedinin durumu gözlenene kadar kedi % 50 ölü, % 50 canlı vaziyette, yani ölü ve canlı hâllerin bir süperpozisyonu şeklinde bulunmaktadır. Tâbi bu durum mantığa terstir ve anlaşılabilir değildir. Çoklu kâinat modeli ise, evrenlerden birinde kedinin ölü, diğerinde canlı olduğunu söyleyerek içinden çıkılmaz bu durumu kolayca izah etmektedir.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-9012272015224662799?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/9012272015224662799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/9012272015224662799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2008/10/oklu-kainat-modeli.html' title='ÇOKLU KAİNAT MODELİ'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SQoQx-99hyI/AAAAAAAAAI0/1OH63L-TZVE/s72-c/image.php-uzay1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-4562128248535670503</id><published>2008-10-14T12:31:00.000-07:00</published><updated>2008-10-14T12:35:11.815-07:00</updated><title type='text'>THE SECRET(SIR)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SPTzx7v460I/AAAAAAAAAIU/GLg9y3c0ak0/s1600-h/TheSecretCD.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SPTzx7v460I/AAAAAAAAAIU/GLg9y3c0ak0/s400/TheSecretCD.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257094704225905474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;Secret adlı kitabı pek çoğunuz okumuşsunuzdur.Okumadıysanız da en azından adını duymuşsunuzdur.Satış rekorları kıran bir kitap.Benim de hayatımda özel önemi olduğundan,kitabın kendisinden biraz bahsetmek istedim.Ola ki,okumayan varsa ilgisini çeker diye.Evvelki sene okuduğum ve hayatımda bir dönüm noktası olan bu kitabı,şimdi başucu kitabım yaptım.Ne zaman olumsuz fikirler zihnime üşüşse hemen açıp bakıyorum.İtiraf etmek gerekirse,bu kitap sayesinde çok değiştim.Hayatım tamamen farklılaştı diyebilirim.Eğer siz de hayatınızdan memnun değilseniz,işler istediğiniz gibi gitmiyorsa,işte size bunu değiştirmenin SIRRI:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başınıza gelen herşeyi, siz hayatınıza çekiyorsunuz .Ne düşünürseniz, onu kendinize çekersiniz. Eskinin bilge insanları bunu bilirlerdi.Mesela;Babilliler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bilenler toplumun küçük "seçkin" bir kısmıydı.&lt;br /&gt;Sizce neden dünya nüfusunun % 1i, dünyadaki toplam maddi gelirinin % 96sını kazanıyor? Tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hayır değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü; onlar birşeyleri anlamışlardır,”Çekim Yasası”nı.&lt;br /&gt;Çekim yasasına göre, "Benzerler birbirini çeker".&lt;br /&gt;Burada bir düşünce düzeyinden bahsediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim işimiz insanlara,istedikleri şeyi düşünmeyi öğretmek.&lt;br /&gt;İstediğimiz şeyi zihnimizde netleştirmek. İşte bu noktadan sonra evrenin en güçlü yasası işlemeye başlıyor; “ÇEKİM YASASI”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok neyi düşünürseniz, onu kendinize çekersiniz ve o hale gelirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir düşünceyi tekrar tekrar düşünürseniz ya da sürekli hayalini kurarsanız: (İstediginiz yeni arabayı almak, ihtiyacınız olan parayı bulmak, veya ruh eşinizi bulmak); o düşünceyle ilgili olan frekansı uygun bir temele yerleştirirsiniz.Tabii,burada önemli olan,hayalinizi kurarken gerçekten hayalin içinde yaşadığınızı hissetmek olmalıdır.Mutlu olmak da,hayalinizin gerçekleşmesi için olmazsa olmaz şartlardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun şu ki; çoğu insan istemediği şeyi düşünür!&lt;br /&gt;Ve başlarına olumsuzlukların niye tekrar tekrar geldiğini merak eder.&lt;br /&gt;Çekim yasası sizin birşeyi iyi ya da kötü algılamanızla veya olmasını isteyip istememenizle ilgilenmez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece düşüncelerinize cevap verir. Eğer kendinizi berbat hissediyorsanız, yolladığınız sinyal budur: "Kendimi berbat hissediyorum".Böyle düşündüğünüzde,evren size cevap verir:”Dileğin benim için emirdir”.Sonuçta,düşündüğünüz gibi olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekim yasası: "Neyi düşünür ya da odaklanırsan onu alırsın" der.&lt;br /&gt;Ondan yakınıyor olman, yakındığını sana daha çok yaklaştırır.&lt;br /&gt;Eğer olaylara pozitif bakabiliyorsak o zaman, pozitif kişi, olay ya da durumları kendimize çekebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da tam aksi; negatif yönelimli ve kızgın olabiliriz, bu durumda da olumsuz kişi ya da koşulları kendimize çekeriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçli veya bilinçsiz, aklınızda tuttuğunuz; sizi (olumsuz) etkileyen düşüncelerden kurtulun!&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çünkü;en çok hasta olan, hastalıktan en çok bahsedendir.Bolluktan en çok bahseden, bolluk içindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekim yasası her yerde aşikardır, eğer ne olduğunu anlarsanız.&lt;br /&gt;Siz bir mıknatıssınız, düşünceleri, insanları, olayları, hayatları kendinize çekersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasaları olan bir evrende yaşıyoruz; mesela yerçekimi yasası, eğer bir binadan düşerseniz, iyi insan veya kötü insan olmanız hiç farketmez, yere düşersiniz.Anlatmaya çalıştığımız çekim yasasına göre ise,neyi düşünür ve nasıl hissederseniz hayatınıza onu çekersiniz.&lt;br /&gt;Hayatınızdaki her şeyi -yakındıklarınız dahil- hayatınıza siz çektiniz!&lt;br /&gt;İlk bakışta bunu duymaktan nefret edeceğinizi biliyorum; diyeceksiniz ki:&lt;br /&gt;"Trafik kazasını ben çekmedim". "Bu durumu ben çekmedim"&lt;br /&gt;ya da yakındığınız herhangi bir şeyi çekmediğinizi iddia edeceksiniz.&lt;br /&gt;Bu noktada söylemeliyim ki; evet hepsini siz çektiniz!&lt;br /&gt;Bu anlaması en zor olan kavramdır. Ama bir kez kavranırsa, hayatınızı değiştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu büyük "sır"rın bir parçasıdır. Birçoğumuz terslikleri çekeriz ve bunu kontrol edemeyeceğimizi,çünkü bunun, doğal yapımızda otomatikman var olduğunu düşünürüz. Bunu ilk kez duyuyorsunuz, Düşüncelerimi değiştirmek zor olacak, diyorsunuz.&lt;br /&gt;İlk başta öyle gelecek, ama sonra eğlenceli olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize göre iki duygu vardır: İyi hissettiren ve kötü hissettiren.&lt;br /&gt;Her durumu bu iki duyguyla değerlendiririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;"Şu anda neyi kendime çekiyorum?" sorusunun cevabı hislerinizdir. Eğer iyi hissediyorsanız, devam edin doğru yoldasınız.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-4562128248535670503?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4562128248535670503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/4562128248535670503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2008/10/secretsir.html' title='THE SECRET(SIR)'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SPTzx7v460I/AAAAAAAAAIU/GLg9y3c0ak0/s72-c/TheSecretCD.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1436872400928577509.post-3249754370786443712</id><published>2008-10-12T13:58:00.001-07:00</published><updated>2008-10-12T14:07:28.779-07:00</updated><title type='text'>60 SANİYEDE MORAL DEPOLAMAK</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SPJlF5J4BKI/AAAAAAAAAIE/k6KmGaBZKIQ/s1600-h/insan-4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SPJlF5J4BKI/AAAAAAAAAIE/k6KmGaBZKIQ/s400/insan-4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256374867010782370" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sabahları paldır küldür yataktan fırlayıp kendimize bir merhaba bile demeden strese günaydın dememiz hiç kimsenin suçu değil. Yazar ve kişisel gelişim uzmanı Patricia Muradi "Ne kadar güçlü, kendimizden emin olursak olalım nihayetinde insanız!" diyor ve soruyor "Kendinizi motive etmek için 60 saniyeniz de mi yok?"&lt;br /&gt;Doğamız gereği de kabul görmeye, beğenilmeye, motive edilmeye ihtiyaç duyarız diyen Patricia Muradi "Büyük ya da küçük, kadın veya erkek hepimiz takdir görmek için yaşar, hatta bunun biz dünyayı terk ettikten sonra da devam etmesi için elimizden geleni yaparız. Bunun da ayıp bir yanı yok" görüşünde. Hayat koşulları çoğumuza ortak problemleri getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;1-PANİKTEN UZAK DURUN&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sabahları paldır küldür kendimizi yataktan dışarı zor atıp, öz bakımımızı yapıp sürüne sürüne giyindikten sonra bir acele işimize veya günlük koşuşturmalarımıza yetişmeye çalışırız. Hele büyük bir şehirde yaşıyorsak, zamanımızın önemli bir bölümünün yolda geçmesi riski olduğundan kimi zaman panik halde günü yakalamaya çalışıyoruz. Bu arada kendimizi unutuyor, makyaj yapmak ya da tıraş olmak gerekmiyorsa aynaya bile bakmaya gerek görmeyebiliyoruz.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;2-BEYAZ ATLI TAKDİR PRENSİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;"Aceleniz var, kabul ediyorum zamanınız kısıtlı nihayetinde Mars''''ta ikamet etmediğimizden hemen hepimiz zaman ile yarışmanın ne kadar güç, aynı zamanda ne denli yorucu ve yıpratıcı olduğunun bilincindeyiz. Ama kendinizi motive etmek adına harcayacak 60 saniyeniz de mi yok?" diye soruyor Yazar Muradi ve ekliyor "İnsanız ve takdir edilmek isteriz.&lt;br /&gt;Pekala, o gün etrafımızdaki herkes kendi işleriyle meşgulse ve bizi onaylayacak tek bir cümle duymak şansımız yoksa ne olacak? Gün boyunca ''Beyaz atlı takdir prensi''nin bir şekilde bize ulaşıp takdir etmesini mi bekleyeceğiz? Elbette bizim dışımızda kalan insanlardan takdir görmek muhteşem bir motivasyon kaynağıdır. Ancak dilerseniz gelin özellikle sabahları bu işi hiç kimselere bırakmadan kendimiz yaparak, güne güzel bir başlangıçla 'Merhaba'  diyelim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;3-KENDİNİZE GÜNAYDIN DEYİN&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Patricia Muradi, her sabah gözümüzü açtığımızda kendimize günaydın dememizin önemine değiniyor ve "Kendimize ismimizle hitap ederek, örneğin, ''Sevgili Ayşe, günaydın, bugün bol ışıklı ve güzel bir gün olsun senin için'' dediğimizde zannederim buna kimsenin bir itirazı olmaz ve pek fazla da zamanımızı almaz. İnsanın kendi kendisine ismi ile seslenmesi başlarda belki biraz komik gelebilir ancak denendiğinde kendimizle iletişime geçtiğimiz ve kendimizi kabul ettiğimiz için mutlak bir fayda sağlayacaktır. Öte yandan kendimize değer verdiğimizde başkalarının ne kadar değerli olduğunu anlamamız daha kolay olacaktır" uyarısını yapıyor.&lt;br /&gt;Merhaba faslından sonra yine kendimiz için önemli bir konu daha var sırada, kendimizi şımartmak. Acaba bugün canımız güne kahve ile mi başlamak ister, bir bardak bitki çayıyla mı, yoksa şöyle bir koca bardak süt veya çikolata mı? Genellikle süt veya bitki çayları daha sağlıklıdır, bu kesin; ancak karar size ait, konu da kendinizi şımartmak olduğundan tercihinizi siz yapacaksınız. İçeceğimizi de seçtikten sonra bu aşama da bitti. Söz yine Muradi''''nin "Satırları okuyan bazı arkadaşların şöyle dediğini duyar gibi oluyorum:&lt;br /&gt;"Ne kahvesi ne sütü, ben dişlerimi fırçalayıp kendimi evden dışarı zor atıyorum!" Vakti kısıtlı olanlara önerim, evlerinde kağıt bardak bulundurmaları. Evden çıkarken yanınıza yarım bardak kahve alıp hem yürüyüp hem de yudumlayalım.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;4-KENDİNİZİ BEĞENİN&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Muradi''''ye kulak verelim yine "Kendinizi bu ufak başarı ile güzel ve değerli bulduğunuzu sesli olarak ifade edin. Hoşunuza giden fiziki özelliğinizi seçerek kendinize bu konuyu vurgulayın. ''Saçların çok parlak'' veya ''Bu yeni diş macunu dişlerini daha çok beyazlattı'' gibi. Hiçbirimiz dünya güzeli veya kusursuz yakışıklı değiliz. Yola çıktığınızda, ağaçlara, çiçeklere bakmayı da ihmal etmeyin. Kendimize günaydın dememiz, bir içecek ikram edip tercih hakkı tanımamız veya ufak birkaç iltifat sözü söylememiz acaba 60 saniyeden fazla zamanımızı almış mıdır? Almamıştır diye düşünüyorum.&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;5-AYNAYA BAKMA ZAMANI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Pamuk Prenses'in üvey annesi kötü ruhlu cadı bile aynaya bakıp kendisine iltifatlar yağdırarak kendisini motive ediyordu unutmayın! Sadece kendinize bakın. Kendinize iyi olan ve beğendiğiniz bir yönünüz için iltifat edin. Bugünkü iltifat sebebiniz, çocuklarla iyi iletişim kurmanız veya bir önceki gün başardığınıza inandığınız güzel bir iş olabilir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1436872400928577509-3249754370786443712?l=hayataevet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3249754370786443712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1436872400928577509/posts/default/3249754370786443712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayataevet.blogspot.com/2008/10/60-saniyede-moral-depolamak.html' title='60 SANİYEDE MORAL DEPOLAMAK'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14652291527368786878</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DIm_ebCUZQE/SPJlF5J4BKI/AAAAAAAAAIE/k6KmGaBZKIQ/s72-c/insan-4.jpg' height='72' width='72'/></entry></feed>
